internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.
Güncel Pratik Servis Mevzuat Forum Serviser İrtibat e-posta Linkler Resmi Kurumlar
 
1.      Envanter İşlemleri İçin Hatırlatma
A.  Sayımlara Katılma 
3568 sayılı kanun ve ilgili 19 No'lu Tebliğ gereği tam tasdik kapsamında denetim yapılan  müşterilerimizin sene sonu envanter işlemlerinden olan;
Kasa sayımı
Stok sayımı işlemlerine
müşavirliğimizce görevlendirilmiş yetkili bir çalışanımız katılacaktır / katılmıştır.
B.  Hesap Mutabakatlarının Yapılması
Bilindiği üzere, firmaların yıl içerisinde çalıştıkları bankalar, satıcılar, müşterilerle ilgili olarak yıl sonu bakiyelerinin kontrolü açısından mutabakat yapmaları gerekmektedir.
Muhasebe departmanlarının, bankalarla temasa geçerek dekont ve ekstrelerini almaları ve satıcı ve müşterilerle ilgili hesap mutabakatlarını kısa zamanda sağlamaları hesapların sağlıklı kapatılabilmesi açısından zorunludur.

Konuyla ilgili olarak, 3568 sayılı kanun ve ilgili 19 No'lu Tebliğ gereği tam tasdik kapsamında denetim yapılan şirketler için Müşavirliğimizce mutabakat yapma gereği ortaya çıktığından firmamızca tarafınıza yollanacak olan mutabakat mektuplarının ilgili banka, satıcı ve müşterilere gönderilerek, denetimlerimiz öncesinde, hesap mutabakatlarının yapılması, denetimlerin daha süratli ve sağlıklı neticelenmesini sağlayacaktır.

2.            Kasa farklarının değerlemesi ve muhasebe kayıtları

Kasa hesabı işletmelerin nakit varlığını gösteren hesaplardan biri olup, yasal defter kayıtları üzerinden, kasa hesabının borcu ile alacağı arasındaki fark "kasa mevcudunu" verir. Kasa mevcudu hiçbir zaman alacak (matlup) bakiye vermez.

İşletmede, dönem içinde veya  yıl sonu sayımında kasa fazlalığı veya noksanı ortaya çıkmış ise ve bu tutarlar ilgili düzenleyici hesaplara alınmış ise, sözkonusu fark hesaplarının dönem sonunda kapatılması gerekir. Farkların nedeni bulunabiliyor ise

nedenlerle, bulunamıyorsa noksanlık, kanunen kabul edilmeyen gider hesabı; fazlalık ise olağandışı gelir hesabı ile kapatılacaktır.

A.  Kasa sayım noksanı

Fiili kasa mevcudu, kaydi mevcuttan az ise kasa noksanı söz konusudur. Kasa noksanının, Gelir Vergisi Kanunu'nun 88'inci maddesinin son fıkrasında yeralan "....sermayede vukua gelen eksilmeler zarar addolunmaz." hükmüne göre dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.

Kasa noksanlığı halinde, gerekli düzeltici muhasebe kayıtlarında kullanılan hesap "197-Sayım ve Tesellüm Noksanları"dır. Anılan hesap geçici bir hesap olup, kapatılması gerekir. İşleyişi ise şu şekildedir:

_____________________ / ________________________

197      Sayım ve Tesellüm Noksanları XXX

                        100      Kasa Hesabı                XXX

_____________________ / ________________________

-           Kasa noksanlığının nedeni kasa sorumlusu ise;

_____________________ / ________________________

135      Personelden Alacaklar            XXX     

            197      Sayım ve Tesellüm

                        Noksanları                               XXX

_____________________ / ________________________

Kasa noksanlığının nedeni çalınma ise veya neden bilinemiyorsa, hesap şu şekilde kapatılır;

_____________________ / ________________________

689      Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar    XXX

 

                        197      Sayım ve Tesellüm

                                   Noksanları                               XXX

_____________________ / ________________________

 

Kasadan para çalınması, normal ticari faaliyet sonucu ortaya çıkan bir zarar olmadığı için, bu şekilde ortaya çıkan kasa noksanlıklarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilmesi ve ticari kardan mali kara geçişte, ticari kara ilave edilmesi gerekir.

B          Kasa sayım fazlası

Fiili sayım sonucu kasa mevcudunun, yasal kayıtlara göre oluşan mevcuttan fazla olduğunun tespit edilmesi durumunda kasa fazlalığı hali söz konusudur. Kasa fazlalığı, bilanço aktifinde artışı ifade etmektedir. Kasa fazlalarının, fazlalığın çıktığı dönem gelirlerine kaydedilmesi gerekmektedir. Ancak belgelendirilebilen kasa fazlaları ise, dönem gelirlerine kaydedilmeden, gerekli düzeltme kayıtları yapılmalıdır.

Kasa fazlalığı halinde, gerekli düzeltici muhasebe kayıtlarında kullanılan hesap "397. Sayım ve Tesellüm Fazlaları"dır. Bu geçici hesabın işleyişi şu şekildedir:

_____________________ / ________________________                               

 

100      Kasa Hesabı                 XXX

 

            397      Sayım ve Tesellüm Fazlaları     XXX

_____________________ / ________________________

-           Kasa fazlalığının nedeni bilenmiyorsa yapılması gereken kayıt;

_____________________ / ________________________

100      Sayım ve Tesellüm Fazlaları     XXX

 

            671      Önceki Dönem Gelir ve

                        Karlar                                       XXX

_____________________ / ________________________

C           Kasa döviz mevcutlarının değerlemesi

İşletmede döviz kasası varsa, dönemsonunda döviz miktarının doğruluğu tespit edilmeli, kasa noksanı veya fazlası olması halinde yukarıda belirtilen işlemlere göre kayıtlar yapılmalıdır.

Vergi Usul Kanunu’nun 280’nci maddesinin uygulanmasında yabancı paraların değerlenmesinde kullanılacak kurlar Maliye Bakanlığınca tespit olunmaktadır.

Maliye Bakanlığınca açıklanacak yıl sonu kurları açıklandığı tarihte ayrıca duyurulacaktır. Açıklanacak kurlarla yapılacak değerleme sonucu, döviz kurunda meydana gelen farka göre aşağıdaki kayıtlar yapılır;

____________________/_______________________

100      Kasa    XXX

 

                             646 Kambiyo Karları                      XXX

                                    Lehte oluşan kur farkı

_______________________/____________________

 

656        Kambiyo Zararları          XXX

 

                             100       Kasa                                 XXX

aleyhte oluşan kur farkı

_______________________  /  __________________

D         Alınan çekler, verilen  çekler ve ödeme emirleri

Türk Ticaret Kanunu’nda vadeli çek olmamakla birlikte uygulamada vadeli çek kullanılmaktadır. Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne uygunluk açısından vadesi 31.12.2002 tarihinden sonraya sarkan vadeli çeklerin 101 Alınan Çekler hesabından çıkarılarak 121-Alacak Senetleri hesabı veya 127-Diğer Ticari Alacaklar hesabına virmanlanması uygun olacaktır.Yeni dönem açılış kaydından sonra vadeli çekler tekrar 101- Alınan Çekler hesabına virmanlanmalıdır.

Alınan Çeklerin 121-Alacak Senetleri hesabına alınması ve ticari alacakların reeskonta tabi tutulması durumunda alınan ve verilen çeklerden kaynaklı reeskont gider ve gelirinin ticari kardan mali kara geçişte dikkate alınması zorunludur.

Bu konudaki önerimiz bağlayıcı olmamakla birlikte vadeli çeklerin 127-Diğer Ticari Alacaklar hesabına virmanlanmasıdır.

Benzer şekilde değerleme günü itibariyle henüz bankaca ödenmeyen ve 103-Verilen Çekler Ve Ödeme Emirleri hesabında yer alan çekler de 321-Borç Senetleri hesabı veya 329-Diğer Ticari Borçlar hesabında izlenir.

3.      Bankalar, vadeli mevduat ve repo gelir tahakkukları

Bu hesapla ilgili olarak dönem sonlarında banka ekstreleri ve işletme kayıtları karşılaştırılarak varsa eksik kayıtlar giderilir. Dönem sonunda banka tarafından hesaba tahakkuk ettirilen faizler 642-Faiz Gelirleri hesabına kaydedilerek dönemin gelirleri arasında gösterilir.

Maliye Bakanlığı 67 seri nolu KVK Genel Tebliği ile, vadeli mevduat ve repo hesapları ile ilgili olarak değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden faiz tutarının ticari kazancın elde edilmesi ilgili GVK’nın 38 ve 39, KVK’nın 13. maddeleri uyarınca elde edenler tarafından hesaplanıp gelir olarak dikkate alınması gerektiğini düzenlemiştir.

Ancak vadeli mevduata ilişkin söz konusu düzenleme Danıştay 4. Dairesi tarafından iptal edilmiştir. Anılan tebliğin repo kazançları ile ilgili kısmı ise hala yürürlüktedir. Kısaca değerleme gününe isabet eden gelirin tahakkuk ettirilmesine gerekliliğine ilişkin düzenleme vadeli mevduatlar için kaldırılmıştır, ancak repolar için devam etmektedir.

Bankaların tahakkuk ettirdikleri ve ilgili şirketçe gelir yazılan faizler üzerinden kesilen vergi ve fonların Kurumlar Vergisi Beyannamesi hazırlanması sırasında hesaplanan vergiden mahsup edileceği unutulmamalıdır. Beyanname aşamasında vergi mahsubunun yapılabilmesi, durumun bankadan alınmış yazı ile ispatlanmasına bağlıdır.

 4.      Menkul kıymetlerin vergilendirilmesi

4369 sayılı kanun ile 279’uncu madde 31.12.1998 tarihinden geçerli olmak üzere şu  şekilde değiştirilmiştir;

Hisse senetleri ile fon portföyünün en az % 51’i Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeli ile, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin ( kur farkı dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi sureti ile hesaplanır. Ancak,borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler, alış bedeli ile değerlenir.

aa) Alış bedeli ile değerlenecek menkul kıymetler;

-          her türlü hisse senetleri

-          fon portföyünün en az % 51’i Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri

-          kar zarar ortaklığı katılma belgeleri

 

bb) Borsa rayicine göre değerlenecek menkul kıymetler

-          devlet tahvili                                             -           gelir ortaklığı senetleri

-          hazine bonosu                                         -           dövize endeksli senetler

-          enflasyona endeksli senetler                   -           altına endeksli senetler

-          özel sektör tahvilleri                                 -           finansman bonoları

-          banka bonoları                                         -           varlığa dayalı menkul kıymetler

-          TKİ’nce çıkarılan tahviller                          -           KOİ ve Öİ ‘ce çıkarılan tahviller

-          Yatırım fonu katılma belgeleri ( fon portföyünün % 51’inden azı Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşması şartı ile) 

Sayılan menkul kıymetler için bir borsa oluşmadığından, menkul kıymetlerin alış bedeline, değerleme gününde isabet eden gelir ilave edilmek sureti ile işlem yapılacaktır. Menkul kıymetlerden dövize endeksli olanlar için alış tarihinden değerleme gününe kadar olan kur farkları da gelir kaydedilecektir. Hesaplanan gelir, ilgili menkul kıymet hesabına borç, ‘642-Faiz Gelirleri’ hesabına ise alacak kaydedilecektir.

5.      Alacaklar

A.  Değersiz alacaklar

Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesine göre “ kazai bir hükme veya kanaat getirici bir vesikaya göre artık tahsiline imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaktır. Değersiz alacaklar,  bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve kayıtlı değerleri ile zarara geçirilerek yok edilirler’’.

Kanunun uygulamasında alacağın değersiz sayılması için kazai hükümle kasdedilen mahkeme kararıdır. Kanaat verici vesika ise, mahkeme tarafından verilmiş borçlu hakkındaki gaiplik kararı, icra takibatına  ait dosyanın işlemden kaldırıldığını gösteren icra memurluğu yazısı, borçlunun ölümü ve mirasçılarının bulunmadığını kanıtlayan resmi soruşturma belgesi, Ticaret Mahkemesi tarafından  borçlu hakkında verilmiş bulunan iflas kararı gibi belgelerdir.

Değersiz hale gelen alacaklar, değersiz hale geldikleri yıl kayıtlı değerleri ile zarara geçirilerek yok edilirler.

Borçlu ile konkordato anlaşması yapılmış ise konkordato dışı kalan alacak kısmı değersiz alacak addolunur.

Avans niteliğindeki bir alacağın değersiz alacak  haline gelmesi  nedeni ile karşılık yolu ile gider yazılması mümkün değildir.

B.  Şüpheli alacaklar

Vergi Usul Kanunu’nun 323’ncü maddesine göre ticari veya zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartı ile ;

-                      dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;

-                      yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen , borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar  şüpheli alacak sayılır.

Şüpheli hale gelen alacaklar için değerleme gününde tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.

Teminatlı alacaklarda karşılık, alacağın teminatsız kısmı için  ayrılır.

Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar zarar hesabına intikal ettirilir.

Bu düzenlemelere göre bir alacağın şüpheli sayılarak gider yazılabilmesi için şu unsurları taşıması gerekir;

-                      Alacak ticari işle ilgili olmalıdır.

-                      Alacak defterde yazılı olmalı yani karın oluşumuna etkide bulunmuş olmalıdır.

-                      Alacağın teminata bağlanmamış olmalıdır.

-                      Karşılık ayrılacak olan alacak, Kamu idare ve müesseselerinden olan alacak veya hatır bonolarına istinaden ortaya çıkan alacak olamaz.

-                      Alacak için, şüpheli hale geldiği takvim yılında karşılık ayrılabilir. Şüpheli hale gelen alacak için ilgili yılda mükellef karşılık ayırma konusunda serbest iken , izleyen yıllarda karşılık ayrılması konusunda çelişkili Danıştay kararları mevcuttur. İlgili yılda şüpheli hale gelmiş ancak karşılık ayrılmamış bir alacağın yok edilmesi, değersiz hale gelmesine bağlıdır.

-                      Şüpheli alacağın sonradan tahsil edilen kısmı dönem karına ilave edilir.

Şüpheli hale gelen alacaklar için dönem sonu kayıtları aşağıdaki gibi olacaktır.

                                                __________________  / ________________________

Alacağın Şüpheli                    128 Şüpheli Alacaklar               XXX

Hale Gelmesi 

                                                                                 120 Alıcılar                    XXX

                                                _________________  /  ________________________

 

Alacak İçin Karşılık                     654  Karşılık Giderleri                    XXX

Ayrılması                                                                

                                                                                 129 Şüp.Al.Kar.            XXXX

                                                __________________  /  _______________________

C.  Vazgeçilen alacaklar

Vergi Usul Kanunu’nun 324’ncü maddesine göre  konkordato veya sulh yolu ile alınmasından vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterinde özel bir karşılık hesabına alınır. Bu karşılık hesabına alınan miktar, alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklolunur.

Konkordato veya sulh yolu ile alınmasından vazgeçilen alacaklar, alacaklı yönünden değersiz alacaktır. Borçlu yönünden ise gerçek pasifte bir azalma olmuş, özsermaye artmıştır. Bu nedenle vazgeçilen alacak borçlu yönünden hasılat (kar) hükmündedir. Ancak kanun koyucu, borcu bağışlanan kişinin vazgeçilen alacağının, alacaktan vazgeçildiği yıl değil, izleyen yıllarda vergilendirilmesini öngörmüştür.

Vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterinde açılan özel bir karşılık hesabına alınır. Bu hesaba alınan alacak üç yıl içinde zararla kapatılmadığı takdirde üçüncü  yıl kara aktarılır.

Normal bekleme süresi üç yıl olmakla birlikte daha önce işin bırakılması, ölüm veya kurumlarda devir halinde kara aktarılır. Geçmiş yıl zararları, kaynağı ne olursa olsun, bekleme süresi içinde vazgeçilen alacaktan mahsup edilemez.

6.      Yabancı para cinsinden olan borç ve alacakların kur değerlemesi

Vergi Usul Kanunu’nun 280’nci maddesinde yabancı paralar açısından getirilmiş olan değerleme ölçüsü, döviz cinsinden ifade edilen senetli veya senetsiz bütün borç ve alacakların değerlenmesi için geçerlidir.

Döviz cinsinden ifade edilen senetli veya senetsiz borç ve alacakların değerlemesinde kullanılacak döviz kurları, Maliye Bakanlığının tebliğ tarihini izleyen günlerde müşterilerimize duyurulacaktır.

Alacak senetlerinin değerlemesi sonucu lehte ortaya çıkan kur farkının kaydı;

__________________/____________________

 

121 Alacak Senetleri   XXX

 

                             646 Kambiyo Karları                  XXX

__________________ /____________________

 

Borç senetlerinin değerlemesi sonucu ortaya çıkan aleyhte kur farkının kaydı ise;

 

__________________  /____________________

 

656 Kambiyo Zararları                             XXX

 

                               321  Borç Senetleri                 XXX

__________________  /_____________________

şeklinde olacaktır.

7.      Alacak ve borç senetlerinin reeskontu

 

A.  Reeskont işlemi

 Alacak ve borçlar Vergi Usul Kanunu'nun 281 ve 285'inci maddelerine göre  mukayyet, yani deftere kayıtlı değerleriyle değerlenirler. Aynı Kanunun 264’üncü maddesine göre tasarruf değeri, bir iktisadi kıymetin değerleme gününde sahibi için arz ettiği gerçek değeridir.

VUK hükümlerine göre senede bağlı alacaklar ve senede bağlı borçlar, banka ve bankerler ile sigorta şirketlerinin borç ve alacakları tasarruf değeri ile değerlenir.

Senede bağlı alacak ve borçların tasarruf değeri (değerleme gününde arz ettiği değer) reeskont işlemi ile hesaplanır.

Reeskont işlemi banka, banker ve sigorta şirketlerinin senede bağlı olsun olmasın bütün borç ve alacak işlemleri için zorunludur. Bunun dışında kalan mükellef grupları için ihtiyari olmakla birlikte sadece senede bağlı borç ve alacaklar reeskont işlemine tabi tutulabilir.

Reeskont uygulamasının VUK ve VUK tebliğleri ile düzenlenmiş bir takım şartları vardır. Bunlar şu şekildedir:

-                      Alacak ve borç senede (TTK’da düzenlenmiş bono ve poliçeye) bağlanmış olmalıdır.

-                      Senede bağlı alacak ve borç ticari bir ilişkiden kaynaklanmış, yani dönem kar-zararı tespitine etki etmiş olmalıdır.

-                      Reeskonta tabi tutulacak senedin bir vade içermesi ve dönem sonu itibariyle vadesinin dolmamış olması gerekir.

-                      Alacak ve borç senedinin işletme bilanço aktifinde yer alması gerekir.

Bu şartları taşımayan senetler mali kazanç açısından reeskont işlemine tabi tutulmayacaktır.

·       Teminata veya tahsile verilen senetler: Teminata veya tahsile verilen senetler de anılan şartları taşımak kaydıyla reeskont işlemine tabi tutulabilirler.

·       Şüpheli alacaklarda reeskont: Şüpheli alacaklar genel olarak vadesi geçmiş olan alacaklardır. Vadesi geçmemiş olsa dahi şüphelilik halinin kesinleşmesi ile birlikte sent muaccel hale geleceğinden bu tür senetler için dönem sonunda reeskont hesaplanmaz. Şartları taşıması halinde şüpheli alacak karşılığı ayrılır.

·       Avans niteliğindeki alacak senetlerinde reeskont: Dönem ticari kazancının tespitinde dikkate alınmayan (hasılat yazılmayan) senetlere dönem sonu itibariyle reeskont hesaplanmayacaktır. Hatır senedi de bu kapsamdadır.

·       Senetsiz alacaklarda reeskont: Senede bağlanmamış alacaklar için mali kanunlar açısından reeskont hesaplanmayacaktır. Bu tür alacaklar için hesaplanan reeskont giderleri KKEG olarak değerlendirilmelidir.

·       Vade içermeyen senetler: Vade içermeyen senetler reeskonta tabi tutulmayacaktır.

·       KDV alacakları: KDV, tahsil eden işletme için bir hasılat veya gelir unsuru değildir. İşletmenin fonksiyonu burada vergi tahsiline aracılıktır. Bu nedenle işletmelerin müşterilerinden olan senede bağlı KDV alacağı için reeskont hesaplanmayacaktır. Eğer senet normal hasılat yanında KDV tutarı da içeriyorsa KDV alacağı ile diğer alacak ayrıştırılarak KDV alacağı reeskont işlemine tabi tutulmayacaktır.

Reeskont yapma konusunda seçimlik hakkı olan mükellef gruplarından alacak senetlerini reeskonta tabi tutanlar, borç senetleri varsa bunları da zorunlu olarak reeskonta tabi tutmak durumundadırlar.

B.  Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve Sermaye Piyasası Kanunu açısından reeskont işleminin değerlendirilmesi

Maliye Bakanlığınca yayımlanan 1 numaralı Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği uyarınca mükellefler alacak ve borç senetlerini reeskonta tabi tutmak zorundadırlar .

Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi olan şirketler ise bu kanun gereği senede bağlı borç ve alacaklarının yanı sıra vadeli çeklerini de reeskonta tabi tutmak zorundadırlar.

Ancak vergi kanunlarının tanımış olduğu ihtiyariliğin, tebliğ hükmü ile değiştirilemeyeceğinden hareketle, reeskont işlemi yapmama konusunda seçeneğini kullanan şirketlerin herhangi bir cezai yaptırımla karşılaşmayacaklarını düşünüyoruz.

Reeskont yapma konusunda kendilerine seçimlik hak verilen mükellef gruplarının, bu hakkı reeskont yapmama şeklinde kullanmak istemeleri halinde, ticari kardan mali kara geçişte bu noktayı kullanabilecekleri ve reeskontun vergi matrahı üzerindeki etkisini giderebileceklerini söyleyebiliriz.

C.  Yabancı para cinsinden olan senede bağlı borç ve alacaklar reeskonta tabidir

4369 Sayılı Kanunla Vergi Usul Kanunu’nun 280’inci maddesine eklenen ve 29/7/1998 tarihinde yürürlüğe giren Kanun hükmüne göre yabancı para ile olan senede bağlı alacak ve borçlar da reeskonta tabi tutulabilecektir. Yabancı para cinsinden olan alacakların reeskontunda kullanılacak olan oran olarak, senet üzerinde yazılı olan oran, böyle bir oran belirtilmemişse Londra Bankalar Arası Faiz Oranı (LIBOR) kullanılacaktır.

Bu kapsamda, açıklanan LİBOR oranlarının ay ve vade dönemlerinin arasına isabet eden vade dönemleri için faiz oranlarının interpole edilerek belirlenmesi gerekecektir. Diğer bir deyişle, en yakın iki tarih arasındaki günlük LIBOR oranı tespit edilip ilgili vade için gün sayısı baz alınarak hesaplanan faiz oranının reeskont hesabında kullanılacaktır.

 

Aşağıda İngiltere Bankalar Birliği’nin 29 Aralık 2001 itibariyle (2001 dönem sonu için) döviz cinsi ve vade türlerine göre açıklamış olduğu LIBOR oranları ve bu oranlar baz alınarak oluşturulan bir örnek yer almaktadır. 2002 dönemi sonunda  açıklanacak LİBOR oranları ayrı bir bültenle tarafınıza sunulacaktır.

 

Örnek :  Vadesine 2002 Ocak ayı başından itibaren 63 gün kalan EURO cinsinden bir senedin reeskont hesaplamasında kullanılacak faiz oranını tespit edebilmek için 2 ve 3 aylık vadelerin farkı alınıp bu aylar arasındaki günlük LIBOR oranı tespit edildikten sonra, 2 ayı aşan 3 günlük fark 2 ayın vadesine artı veya eksi olarak eklenir. Şöyle ki;

 

 

3.ayla 2. Ayın Farkı  (3.30000 – 3.31750 = -0.01750)     

Günlük LIBOR oranı (-0.001750/30 = -0.00058 )

3 günlük fark             ( -0.00058 * 3 = -0.00175)

63 günlük LIBOR oranı ( 3.31750 – 0.00175 =  3.31575)

 

 

 

EUR

USD

GBP

JPY

CHF

CAD

AUD

1 hafta

3.34000

1.89125

4.63313

0.05375

1.71167

2.25000

4.22969

2 hafta

3.34000

1.87813

4.47219

0.05375

1.70333

2.23833

4.23469

1 ay

3.33000

1.87375

4.14781

0.06625

1.78833

2.14000

4.24750

2 ay

3.31750

1.87500

4.11688

0.07125

1.81667

2.12167

4.21969

3 ay

3.30000

1.88125

4.10625

0.09713

1.83667

2.10000

4.20250

4 ay

3.28250

1.91125

4.10625

0.09838

1.84000

2.08333

4.19750

5 ay

3.26625

1.94250

4.12000

0.09975

1.84833

2.07000

4.20219

6 ay

3.25438

1.98125

4.13625

0.09988

1.84833

2.06000

4.21438

7 ay

3.25125

2.05063

4.18813

0.10138

1.86667

2.08000

4.22719

8 ay

3.25438

2.11625

4.25000

0.10225

1.88500

2.10000

4.24500

9 ay

3.26438

2.18125

4.30813

0.10513

1.91167

2.12333

4.26500

10 ay

3.28563

2.26625

4.37375

0.10538

1.94500

2.18333

4.29750

11 ay

3.30688

2.35625

4.44188

0.10550

1.97000

2.25000

4.33250

12 ay

3.33750

2.44250

4.51125

0.10563

2.00167

2.31833

4.37875

Bu veriler 2001 dönemi sonuna aittdir.

 

D.  Reeskont işleminde kullanılacak oran

 

TL cinsinden düzenlenmiş senede bağlı borç ve alacakların reeskontunda

 

-                      Senetlerde faiz oranı belirtilmiş ise bu oran

-           Böyle bir oran belirlenmemiş ise Merkez Bankası'nın belirlediği resmi iskonta oranı

 

dikkate alınacaktır.

 

 

 

Yabancı para cinsinden düzenlenmiş senede bağlı borç ve alacakların reeskontunda ise

 

-                      senet üzerinde yazılı olan oran ,

 

-                       böyle bir oran belirtilmemişse  LIBOR oranı  kullanılacaktır.

 

Banka ve bankerler ile sigorta şirketleri ise senede bağlı olsun olmasın bütün alacaklarını ve borçlarını Merkez Bankası resmi iskonto haddini veya muamelelerinde uyguladıkları faiz oranlarını kullanmakta seçimlik hakka sahip bulunmaktadır. Bu şirketlerin yabancı para cinsinden olan borç ve alacaklarının reeskontunda ise senette yazılı oranın, yoksa LIBOR oranının dikkate alınacağı tabiidir.Yani banka ve bankerler ile sigorta şirketlerinin yabancı para cinsinden olan borç ve alacakları senetli ise senette yazılı oran, senetsiz ise LIBOR oranı üzerinden reeskonta tabii tutulacaktır.