AMME
ALACAKLARINI TAHSİL ASULÜ
HAKKINDA
KANUN
Kanun
No: 6183
Kabul
Tarihi: 21 Temmuz 1953
Yayın
Tarihi: 28 Temmuz 1953
(Genel
Tebliğlerin doğrudan ilgili bulunduğu maddelerin yanı sıra,
bağlantılı
sair maddeler de dikkate alınmıştır.)
BİRİNCİ
KISIM
GENEL
ESASLAR
BİRİNCİ
BÖLÜM
KANUNUN
ŞÜMULÜ, TERİMLER, VAZİFELİLER VE
SELAHİYETLİLER
Madde No Madde
Başlığı İlgili Tebliğ No
1 Kanunun
şümulü...................................... 278,
311, 312, 314
2 Tahsili,
tahsili emval kanununa atfedilen
alacaklar.....................................................
3 Kanundaki
terimler................................... 17
4 Salahiyetliler
ve mesuliyetleri ................
5 Takibata
salahiyetli tahsil dairesi .......... 243,
332
6 Yardım
mecburiyeti ..................................
7 Borçlunun
ölümü .....................................
8 Tebliğler
ve müddetlerin hesaplanması .. 256
İKİNCİ
BÖLÜM
AMME
ALACAKLARININ KORUNMASI
I
TEMİNAT
HÜKÜMLERİ
9 Teminat
isteme.......................................... 281, 346, 353, 359
10 Teminat
ve değerlenmesi......................... 292,
305, 323
11 Şahsi
kefalet.............................................. 242
12 Teminat hükmünde olan eşya................
II
İHTİYATİ
HACİZ
13 İhtiyati
haciz .............................................. 981, 284, 302, 327
14 İhtiyati
hacizde borçlu tarafından
gösterilecek
teminat.................................. 242
15 İhtiyati
hacze itiraz ....................................
16 İhtiyati aczin kaldırılması
..........................
17
III
İHTİYATİ
TAHAKKUK
17
İhtiyati
tahakkuk......................................... 238, 359
18
İhtiyati tahakkukun neticeleri
..................
19
İhtiyati tahakkukun
düzeltilmesi .............
20
İhtiyati tahakkuka itiraz
............................
IV
DİĞER
KORUNMA HÜKÜMLERİ
21 Amme
alacaklarında rüçhan hakkı ..........
22 Amme
alacaklarını kesip ödemek mecburiyetinde olanlar ..........
23 Tahsil
edilen amme alacaklarında yapılacak reddi yat sebebiyle mahsuplar
24 İptal
davası açılması .................................
25 İptal
talebinde muhatap ...........................
26 Hükümsüz
sayılmada zamanaşımı ..........
27 İvazsız
tasarrufların hükümsüzlüğü .......
28 Bağışlama
sayılan tasarruflar ..................
29 Hükümsüz
sayılan diğer tasarruflar ......
30 Amme
alacağının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla
yapılan
tasarruflar.....................................
31 Üçüncü
şahısların hakları ve mecburiyetleri................................
32 Tasfiye
halinde vazifeliler........................
33 Tasfiye
halinde mesuliyet........................
34 Ortaklığın
feshini isteme ..........................
35 Limitet
ortaklıkların amme borçları ..........
36 Birleşme,
devir ve şekil değiştirme halleri ...................................
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
ÖDEME
37 Ödeme
zamanı ve önce ödeme ................. 239,
241, 246, 248, 250, 252, 257, 259, 260, 256, 267,
268, 269, 271, 273, 280, 295, 306, 308, 329
38 Taksitlerin
zamanında ödenmemesi 289, 310
39 Ödeme
yeri ..................................................
40 Ödeme
şekli, makbuz .................................
41 Hususi
ödeme şekilleri ........................ 238,
282, 283, 328
42 Çekle
veya münakale emri ile ödemeye ait
hususi hükümler
........................................ 283
244
43 Çeklerde
tanzim tarihi ................................ 367
44 Hususi
ödeme şekillerinde
ödeme tarihi
................................................ 367
45 Vergi
cüzdanları .......................................... 369
46 Ödemenin
ispatı ..........................................
47 Ödemenin
mahsup edileceği alacaklar .....
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
TECİL,
TEHİR, GECİKME ZAMMI
48 Tecil
............................................................... 370, 374, 376
49 İcranın
kaza mercilerince tehiri
..................
50 Ölüm
halinde takibin geri bırakılması
.......
51 Gecikme
zammı, nispet ve hesabı .......... 370,
372, 373, 375
52 Gecikme
zammında tatbik müddeti ve diğer
hükümler........................................................
53 Köylerde
gecikme zammı ............................
359
İKİNCİ
KISIM
AMME
ALACAĞININ CEBREN TAHSİLİ
BİRİNCİ
BÖLÜM
CEBREN
TAHSİL VE TAKİP ESASLARI
54 Cebren
tahsil ve şekilleri ............................
55 Ödeme
emri ..................................................
56 Teminatlı
alacaklarda takip.........................
57 Kefil
ve yabancı şahıs veya kurumlar mümessilleri takip ...........
58 Ödeme
emrine itiraz ....................................
59 Mal
bildirimi.............................. 238,
266, 296, 340, 359
60 Mal
bildiriminde bulunmayanlar...272, 305
61 Mal
edinme ve mal artmaları .....................
62 Haciz............................................ 266, 292, 351
63 Diğer
hakların paraya çevrilmesi ..............
64 Haciz
varakası ............................. 237,
327
65 Köylerde
haciz .......................... 359
66 Borçlu
elinde haczedilen mallara karşı istihkak iddiaları ..
67
Üçüncü şahıs elinde
haczedilen mallara karşı
istihkak
iddiaları..........................................
68
İstihkak iddiaları ile
ilgili diğer hükümler ..........................
69 Amme
idareleri arasında hacze iştirak .....
70 Haczedilemeyecek
mallar .............. 359
71 Kısmen
haczedilebilen gelirler ......
359
72 Yetişmemiş
mahsullerin haczi ...................
73 Haczin
neticeleri .........................................
74 Paraya
çevirme ...........................................
75 Aciz
hali.......................................................
76 Aczin
neticeleri...........................................
İKİNCİ
BÖLÜM
MENKUL
MALLARIN HACZİ VE SATIŞI
77 Menkul
malların haczi ...................
351
78 Haciz
sırasında bulunacaklar ve haciz zaptı .......................
79 Üçüncü
şahıslardaki menkul malların,
alacak ve hakların haczi ................ 284,290
80 Zor
kullanma........................................................................
81 Hacizde
değerleme ..............................................................
82 Haczedilen
menkul malların korunması...... 317
83 Menkul
malları koruyacak olanların mecburiyet
ve mesuliyetleri
..................................................................
84 Menkul
malların satışı.................................. 317, 351
85 Satış
şekli, arttırma ve ilan ...........................
86 müşterinin
malı almaktan vazgeçmesi .......
87 Satılamayan
menkul mallar .........................
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
GAYRİMENKUL
MALLARIN HACZİ VE SATIŞI
88 Gayrimenkul
malların,
gemilerin haczi
............................................ 292,
351
89 Haczin
rehinli alacaklılara bildirilmesi ......
90 Satış
ve satış komisyonları........................
351
91 Gayri
menkullere değer biçme ...................
92 Gayri
menkullerin satış şartnamesi ........... 242,
351
93 Gayrimenkul
satışında ilan ................. 339
94 Gayrimenkul
mallarda artırma ve ihale.......
95 Artırmanın
uzatılması ..................................
96 İhalenin
yapılamaması ................................
97 Gayrimenkul
satış bedelinin tahsili ...........
98 Gayri
menkullerin teferruğu ve geri verilmesi ..............................
99 İhalenin
neticesi fesih ve tescil .................
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
İFLAS
YOLUYLA TAKİP VE KONKORDATO
100 İflas
yoluyla takip ....................................... 325
101 Konkordato
..................................................
ÜÇÜNCÜ
KISIM
ZAMANAŞIMI,
TERKİN, YASAKLAR VE CEZALAR VE
SON
HÜKÜMLER
BİRİNCİ
BÖLÜM
ZAMANAŞIMI
VE TERKİN
102 Tahsil
zamanaşımı ...............................
241, 251, 258, 274, 276
103 Zamanaşımının
kesilmesi .............................................................
104 Zamanaşımının
işlememesi ..........................................................
105 Tabii
afetler sebebiyle terkin
........................................................
106 Tahsil
imkansızlığı sebebiyle terkin .... 334,
347, 359
İKİNCİ
BÖLÜM
YASAKLAR
VE CEZALAR
107 Sırrın
ifşası....................................................................................
108 Artırmalara
katılamayacak ve artırmalardan
mal satın
alamayacak olanlar........................................................
109 Takdir
muamelelerine ve kararlara iştirak
edemeyecek
olanlar ......................................................................
110 Amme
alacağının tahsiline engel olanlar .....................................
111 Gerçeğe
aykırı bildirimde bulunanlar 238
112 Mal
edinme ve artmalarını bildirmeyenler ...................................
113 Amme
borçlusuna ait ellerinde bulundurdukları
malları
bildirmeyenler
..................................................................
114 İstenecek
bilgileri vermeyenler ...................................................
115 Suçların
takibi
..............................................................................
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
SON
HÜKÜMLER
116 Kaldırılan
kanun ve hükümler
.....................................................
Geçici Madde 1- Tahsili emval kanununa göre başlamış
takipler ...................... 238, 294
Geçici Madde 2 - Bu kanunun neşri tarihinde gecikme zammına
tabi olmayan amme alacakları 238, 240
Geçici Madde 3 - Bu kanuna göre takip edilecek vakıf
mukataa ve müeccelleri
...........................................
Geçici Madde 4 -
....................................................................................
Geçici Madde 6 -
....................................................................................
Geçici Madde 6 -
....................................................................................
117 Yürürlük
......................................................................................
118 Yürütmeye
memur olanlar ...........................................................
AMME
ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ
HAKKINDA
KANUN
Kanun
No: 6183 Kabul
Tarihi : 21 Temmuz 1953
Yayın
Tarihi: 28 Temmuz 1953
BİRİNCİ
KISIM
GENEL
ESASLAR
BİRİNCİ
BÖLÜM
KANUNUN ŞUMULÜ, TERİMLER,
VAZİFELİLER
VE SELAHİYETLİLER
Kanunun
şümulü:
MADDE 1 - Devlete,
vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik
ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli,
gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ve aynı idarelerin akitten,
haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri
tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları
hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.
Türk Ceza Kanununun para cezalarının
tahsil şekli ve hapse tahvili hakkındaki hükümleri mahfuzdur.
Tahsil, Tahsili Emval Kanununa
atfedilen alacaklar:
MADDE 2 - Muhtelif kanunlarda Tahsili
emval Kanununa göre tahsil edileceği bildirilen her çeşit alacaklar hakkında da
bu kanun hükümleri tatbik olunur.
Kanundaki
terimler:
MADDE 3 - Bu kanundaki amme alacağı
terimi:
1 - inci ve 2 inci maddeler şümulüne
giren alacakları,
Amme borçlusu veya borçlu terimi:
Amme alacağını ödemek mecburiyetinde
olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını
ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar
temsilcilerini,
Alacaklı amme idaresi terimi:
Devleti, vilayet hususi idarelerini ve belediyeleri,
Tahsil dairesi terimi:
Alacaklı amme idaresinin bu kanunu
tatbik etmekle vazifeli dairesini, servisini, memur veya memurlarını,
Yalnızca mal olarak geçen terim:
Menkul, gayrimenkul "gemiler
dahil" mallarla, her çeşit hak ve alacaları,
Para cezaları terimi:
Amme, tazminat inzibati mahiyette
olsun olmasın bütün para cezalarını,
Takibat giderleri terimi:
Cebri icradan mütevellit muameleler
sırasında yapılan zor kullanma, ilan, haciz, nakil ve muhafaza giderleri gibi
her türlü giderleri, ifade eder.
Salahiyetliler
ve mesuliyetleri:
MADDE 4 - Amme idarelerinin bu kanunu
tatbike salahiyetli memurlarının vazifelerini teşkilat ve vazife kanunları veya
bu konu ile ilgili diğer kanun veya nizamname ve talimatnameler,
mesuliyetlerini de mesuliyeti tesis eden kanunlar tayin eder.
Takibata salahiyetli tahsil dairesi:
MADDE 5 - takibat, alacaklı amme
iaresinin mahalli tahsil dairesince yapılır.
Borçlu veya malları başka mahallerde
bulunduğu takdirde, tahsil dairesi borçlunun veya mallarının bulunduğu halde
yapılacak takipleri o mahaldeki aynı evden idaresinin tahsil dairelerine
niyabetten yaptırır.
Yardım
mecburiyeti:
MADDE 6 - Tahsil dairelerince bu
kanuna göre yapılan tebliğ ve verilen emirleri derhal yapmaya ve neticesini
geciktirmeksizin tahsil dairesine bildirmeye alakadarlar mecburdurlar.
Makbul bir özre dayanmadan bu
mecburiyeti ifa etmeyenler hakkında Cumhuriyet Savcılığınca umumi hükümlere
göre doğrudan doğruya takibat yapılır.
Borçlunun
ölümü:
MADDE 7 - Borçlunun ölümü halinde,
mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu kanun hükümleri tatbik edilir.
Borçlunun ölümünden evvel başlamış olan muamelelere devam olunur. terekenin bir
mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiyesini gerektiren haller bu hükmün
dışındadır.
Mirasın tutulan defter mucibince
kabulü halinde, mirasçı, deftere kaydedilmemiş olsa dahi amme alacağından
mirastan kendisine düşen miktar ile mesuldür.
Defter tutma muamelesinin devamı
müddetince satış yapılamaz.
Tebliğler
ve müddetlerin hesaplanması:
MADDE 8 - Hilafına bir hüküm
bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin
yapılmasında Vergi Usul kanunu hükümleri tatbik olunur.
İKİNCİ
BÖLÜM
AMME
ALACAKLARININ KORUNMASI
I
TEMİNAT
HÜKÜMLERİ
Teminat
isteme:
MADDE 9 - (2347 sayılı kanunun 1 inci
maddesiyle değişen fıkra) (1.1.1981 tarihinden geçerli olmak üzere)
(4369 sayılı Kanunun
81/B-1maddesiyle değişen ibare) (1.1.1999 tarihinden geçerli olmak üzere) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344'üncü
maddesi uyarınca vergi ziyaı kesilmesini gerektiren haller ile 359 uncu maddesinde
sayılan hallere (1) temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli
muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan
ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat
istenir. (*)
Türkiye'de ikametgahı bulunmayan
amme borçlusunun durumu, amme alacağının tahsilinin tehlikede olduğunu
gösteriyorsa, tahsil dairesi kendisinden teminat isteyebilir.
------------------------------------------------
(1) (4369 sayılı
Kanunla değişmeden önceki ibare)
"Vergi Usul Kanununun 344 üncü
maddesinde sayılan kaçakçılık halleriyle mükerrer 347 inci maddesinin 1
numaralı bendinde belirtilen
(*) Madde 9 - (2347 sayılı kanunla
değişmeden önce 1.1.1981 tarihine kadar geçerli olan şekli) Vergi Usul
Kanununun 344 üncü maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının
salınması için gereken muamelelere başlanmış olduğu takdirde, vergi
incelemesine salahiyetli memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen
miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat istenir.
Teminat
ve değerlenmesi:
MADDE 10 - Teminat olarak şunlar kabul
edilir:
1 - Para,
2 - Bankalar tarafından verilen
teminat mektupları,
3 - Hazine tahvil ve bonoları,
4 - Hükümetçe belli edilecek Milli
esham ve tahvilat "bu esham ve tahvilat teminatın kabul edilmesine en
yakın borsa cetvelleri üzerinden % 15 noksanıyla değerlendirilir."
5 - (251 sayılı kanunun 1 inci
maddesiyle değişen bent) 19.6.1963 tarihinden geçerli olmak üzere) İlgililer
veya ilgililer lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilen ve alacaklı amme
idaresince haciz varakasına müsteniden haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar,
Teminat sonradan tamamen veya kısmen
değerini kaybeden veya borç miktarı artarsa, teminatın tamamlanması veya yerine
başka teminat gösterilmesi istenir.
Borçlu verdiği teminatı kısmen veya
tamamen aynı değerde başkalarıyla değiştirebilir.
Şahsi
kefalet:
MADDE 11 - 10 uncu maddeye göre teminat
sağlayamayanlar muteber bir şahsi müteselsil kefil ve müşterek müteselsil
borçlu gösterebilir.
Şahsi kefalet tespit edilecek
şartlara uygun olarak noterden tasdikli mukavele ile tesis olunur.
Şahsi kefaleti ve gösterilen şahsı
kabul edip etmemekte alacaklı tahsil dairesi muhtardır.
Amme alacağını ödeyen kefile buna
dair bir belge verilir.
Teminat
hükmünde olan eşya:
MADDE 12 - Bar, otel, han, pansiyon,
çalgılı yerler, sinemalar, oyun ve dans yerleri, birahane, meyhane, genelevler
içerisinde bulunan eşya ve malzeme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 270, 271
inci maddeleri hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, bu müesseselerin işletilmesinden
doğan amme borçlarına karşı teminat hükmündedir.
Noterden tasdikli icar mukavelesinde
gayrimenkul sahibinin demirbaşı olarak kayıtlı eşya ve malzemesi ile otel, han
ve pansiyonlardaki misafir ve kiracıların kendilerine ait eşyaları bu hükümden
hariçtir.
Üçüncü şahısların Medeni Kanunun 688
ve Borçlar kanununun 222 inci maddelerine müsteniden yapacakları istihkak
iddiaları mahfuz kalmak şartıyla, bu yerlerdeki mallar üzerindeki istihkak
iddiaları alacaklı amme idaresinin bu teminat hakkını ihlal etmez.
II
İHTİYATİ
HACİZ
İhtiyati
haciz:
MADDE 13 - İhtiyati haciz aşağıdaki
hallerden herhangi birinin mevcudiyeti takdirinde hiçbir müddetle mukayyet
olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla,
haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre, derhal tatbik olunur.
1 - 9 uncu madde gereğince, teminat istenmesini mucip haller mevcut
ise,
2 - Borçlunun belli ikametgahı
yoksa,
3 - Borçlu kaçmışsa veya kaçması,
mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri yoksa,
4 - Borçludan teminat göstermesi
istendiği halde belli müddette teminat veya kefil göstermemiş yahut şahsi
kefalet teklifi veya gösterdiği kefil kabul edilmemişse,
5 - Mal bildirimine çağrılan borçlu
belli müddet içinde mal bildiriminde bulunmamış veya noksan bildiriminde
bulunmuşsa,
6 - Hüküm sadır olmuş bulunsun
bulunmasın para cezasını müstehzim fiil dolayısıyla amme davası açılmış ise,
7 - İptali istenen muamele ve
tasarrufun mevzuunu teşkil eden mallar, bu mallar elden çıkarılmışsa elden
çıkaranın diğer malları hakkında uygulanmak üzere, bu kanunun 27, 29, 30 uncu
maddelerinin tatbikini icap ettiren haller varsa.
İhtiyati
hacizde borçlu tarafından gösterilecek teminat:
MADDE 14 - İhtiyaten haciz olunan
mallar istenildiği zaman para veya ayın olarak verilmek ve bu hususu temin için
malların kıymetleri depo edilmek yahut tahsil dairesinin bulunduğu mahalde
ikametgah sahibi bir şahıs müteselsil kefil gösterilmek şartıyla borçluya ve
mal üçüncü şahıs yedinde haciz olunmuşsa bir taahhüt senedi alınarak kendisine
bırakılabilir.
İhtiyati
hacze itiraz:
MADDE 15 - Haklarında ihtiyati haciz
tatbik olunanlar haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliği
tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine
bakan vergi itiraz komisyonu nezrinde ihtiyati haciz sebebine itiraz
edebilirler.
İtirazın şekli ve incelenmesi
hususunda Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur. Bu ihtilaflar itiraz
komisyonlarınca diğer işlere takdimin incelenir ve karara bağlanır. İtiraz
komisyonlarının bu konuda verecekleri kararlar kesindir.
İhtiyati
haczin kaldırılması:
MADDE 16 - Borçlu 10 uncu maddenin 5
inci bendinde yazılı menkul mallar hariç olmak üzere, mezkur maddeye göre
teminat gösterdiği takdirde ihtiyati haciz, haczi koyan merci tarafından
kaldırılır.
III
İHTİYATİ
TAHAKKUK
İhtiyati
tahakkuk:
MADDE 17- (2347 sayılı kanunun 2 inci
maddesiyle değişen fıkra) Aşağıdaki hallerden birinin bulunması takdirinde
vergi dairesi müdürünün yazılı isteği üzerine defterdar, mükellefin henüz
tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinden maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek
olanlarla bunların zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi hususunda
yazılı emir verebilir. (*)
Vergi dairesi müdürü bu emri derhal
tatbik eder:
1 - 13 üncü maddenin 1, 2, 3 ve 5
inci bentlerinde yazılı ihtiyati haciz sebeplerinden birisi mevcut ise,
2 - Mükellef hakkında 110 uncu madde
gereğince takibata girişilmişse,
3 - Teşebbüsün muvazaalı olduğu ve
hakikate başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse.
-------------------------------------------
(*) Madde 17 -
(2347 sayılı kanunla değişmeden önce 1.1.1981 tarihine kadar geçerli olan
şekli) Aşağıdaki hallerden birinin bulunması takdirin er ar es müdürünün yazılı
isteği üzerine defterdar mükellefin henüz tahakkuk etmemiş gelir, kurumlar,
esnaf veraset ve intikal, imalat muamele, istihlak, nakliyat vergilerinin,
damga resminin ve bunların zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi
hususunda yazılı emir verebilir.
-------------------------------------------
İhtiyati
tahakkukun neticeleri:
MADDE 18 - Hakkında 17 inci madde
gereğince muamele yapılan mükellefin mezkur maddede yazılı vergi, resim ve
cezalarından matrahı belli olanlar, itirazlı olsun olmasın, hesap edilen miktar
üzerinden derhal tahakkuk ettirilir.
Geçmiş yıllara ve cereyan etmekte
olan yılın geçen aylarına ait matrahı henüz belli olmayan ve 17 inci maddede
sayılan vergi resim ve cezaları geçici olarak ve harici karinelere göre takdir
yolu ile tespit ettirilen matrahlar üzerinden hesaplanır. Bu suretle hesap
olunan vergi, resim ve bunların zam ve cezaları derhal tahakkuk ettirilir.
Bu esasa göre tahakkuk eden vergi,
ve resimler ve bunların zam ve cezaları kanunlarına göre ödeme zamanları
gelmeden tahsil olunmaz. Ancak bunlar için derhal ihtiyati haciz tatbik olunur.
17 inci maddenin 3 üncü bendine gören hallerde ihtiyati haciz muvazaalı,
teşebbüsten vergi ve resim bakımından faydalananların malları hakkında tatbik
olunur.
Bu maddedeki geçici takdirler,
takdir komisyonları tarafından talep tarihinden itibaren azami bir hafta içinde
yapılır.
İhtiyati
tahakkukun düzeltilmesi:
MADDE 19 - Alacağın hususi kanuna göre
tahakkukundan sonra, ihtiyati tahakkukla hususi kanununa müstenit tahakkuk
arasındaki fark, hususi kanununa müstenit tahakkuka göre düzeltilir.
Bu düzeltmenin yapılabilmesi için
beyannameye müstenit tarhiyatta verilen beyannamenin tetkik edilerek kabul
edilmiş olması, itirazlı tarhiyatta kesinleşmenin vukuu, Devlet Şurasına
müracaat edilmiş olan hallerde Devlet Şurasından nihai bir kararın çıkmış
olması lazımdır.
ihtiyati tahakkuk mevzuu olan devre
beyannamesinin, verildiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde tetkiki
mecburidir. Bu müddet içinde tetkik yapılmadığı takdirde, bu sebeple düzeltme
geciktirilmez.
İhtiyati
tahakkuka itiraz:
MADDE 20 - Haklarında ihtiyati tahakkuk
üzerine ihtiyati haciz tatbik olunanlar ihtiyati tahakkuk sebeplerine ve
miktarına 15 inci madde gereğince itirazda bulunabilirler.
IV
DİĞER
KORUNMA HÜKÜMLERİ
Amme
alacaklarında rüçhan hakkı:
MADDE 21 - Üçüncü şahıslar tarafından
haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de
haciz konulursa bu alacakta hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli
garameten taksim olunur.
Rehinli alacaklıların hakları
mahfuzdur. Ancak, gümrük resim, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve
gayrimenkulun aynından doğan amme alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden
tahsilinde rehinli alacaklardan evvel gelir.
Borçlunun iflası, mirasın reddi ve
terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları hakkında
İcra ve İflas kanununun 206 ncı maddesindeki sıraya göre muamele yapılır.
Amme
alacaklarını kesip ödemek mecburiyetinde olanlar:
MADDE 22 - Amme alacağını borçlusundan
kesip tahsil dairesine ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahıslar, bu
vazifelerini kanunlarında veya bu kanunda beli edilen zamanlarda yerine
getirmedikleri takdirde, ödenmeyen alacak bu hakiki ve hükmi şahıslardan bu
kanun hükümlerine göre tahsil olunur.
Tahsil
edilen amme alacaklarından yapılacak reddiyat sebebiyle mahsuplar:
MADDE 23 - Tahsil edilip de kanuni
sebeplerle reddi icap eden amme alacakları ,istihkak sahiplerinin reddiyatı
yapacak olan amme idaresine olan muaccel borçlarına mahsup edilmek suretiyle
ret olunur.
Umumi bütçeden reddedilen paralar
arasında hususi idarelerle belediyelere ait olan kısımları ret ve mahsup
olunduğu senede bu idareler nam ve hesabına yarılacak hisselerden Hazinece
tevkif ve mahsup olunur.
İptal
davası açılması:
MADDE 24 - Amme borçlusunun bu kanunun
27, 28, 29 ve 30 uncu maddelerinde yazılı tasarruf ve muamelelerinin iptali
için umumi mahkemelerde dava açılır ve bu davalara diğer işlere takdimin umumi
hükümlere göre bakılır.
İptal
talebinde muhatap:
MADDE 25 - İptal borçlu ile hukuki
muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle,
bunların mirasçılarına ve suiniyet sahibi diğer üçüncü şahıslara karşı istenir.
Hükümsüz sayılmada zamanaşımı:
MADDE 26 - 27,28,29 ve 30 uncu
maddelerde sözü geçen tasarrufların vukuu tarihinden beş yıl geçtikten sonra
mezkur maddelere istinaden dava açılamaz.
İvazsız
tasarrufların hükümsüzlüğü:
MADDE 27 - Amme alacağını ödememiş
borçlulardan, müddetinde veya hapsin tazyikine rağmen mal beyanında
bulunmayanlarla, malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların
borcuna kifayetsizliği anlaşılanların ödeme müddetinin başladığı tarihten
geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra
yaptıkları bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar hükümsüzdür.
Bağışlama
sayılan tasarruflar:
MADDE 28 . Yirmi yedinci maddenin
tatbiki bakımından aşağıdaki tasarruflar bağışlama hükmündedir.
1 - Üçüncü dereceye kadar (bu derece
dahil kan hısımlarıyla, eşler ve ikinci dereceye kadar bu derece dahil) sihri
hısımlar arasında yapılan ivazlı tasarruflar,
2 - Kendi verdiği malın, akdin
yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat
kabul ettiği akitler,
3 - Borçlunun kendisine yahut üçüncü
bir şahıs menfaatine kadı hayat şartıyla irat ve intifa hakkı tesis ettiği
akitler.
Hükümsüz
sayılan diğer tasarruflar:
MADDE 29 - Amme alacağını ödemeyen
borçlulardan müddetinde veya hapsin tazyikine rağmen mal beyanında
bulunmayanlarla, malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların
borcuna kifayetsizliği anlaşılanların ödeme müddetinin başladığı tarihten
geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra
yaptıkları tasarruflardan aşağıda belirtilenler hükümsüzdür.
1 - Borçlunun teminat göstermeyi
evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından
mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler,
2 - Borca karşılık para veya mutat
ödeme vasıtalarından gayri bir suretle yapılan ödemeler,
3 - Vadesi gelmemiş bir borç için
yapılan ödemeler.
Amme alacağının tahsiline imkan
bırakmamak maksadıyla
Yapılan tasarruflar:
MADDE 30 - Borçlunun malı bulunmadığı
veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamen
tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla borçlu tarafından yapılan bir taraflı
muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan
bütün muameleler tarihleri ne olursa olsun hükümsüzdür.
Üçüncü
şahısların hakları ve mecburiyetleri:
MADDE 31 - 27,28,29 ve 30 uncu
maddelerde sözü edilen tasarruf ve muamelelerden faydalananlar ede ettiklerini,
elden çıkarmışlarsa takdir edilecek bedelini vermeye bu kanun hükümleri
dairesinde mecburdurlar. Bunlar karşılık olarak verdikleri şeyden dolayı
alacaklı amme idaresinden bir talepte bulunamazlar.
Tasfiye
halinde vazifeliler:
MADDE 32 - Hükmi şahısların
tasfiyesinde bunları borçlu bulundukları amme alacaklarını ödeme ve bu kanun
hükümlerinin tatbikiyle ilgili vecibeleri tasfiye memurlarına, hükmi şahsiyeti
olmayan ortaklıklarla yabancı kurumların Türkiye'deki şube, ajans ve
mümessilliklerinin tasfiyesinde bunların vecibeleri tasfiyeyi yürütenlere
geçer.
Tasfiye
halinde mesuliyet:
MADDE 33-Tasfiye memurları veya
tasfiyeyi yürütenler,tasfiyenin başladığını üç gün içinde ilgili tahsil
dairelerine bildirmek mecburiyetindedirler.
Tasfiye memurları veya tasfiyeyi
yürütenler, amme idarelerinin her türlü alacaklarını ödemeden veya ödemek üzere
ayırmadan önce tasfiye sonucunda elde edileni dağıtamazlar veya bunlar üzerinde
herhangi bir şeklide tasarrufta bulunamazlar. Aksi halde tahakkuk etmiş ve
edecek amme alacaklarından tasfiye memurları veya tasfiyeyi yürütenler şahsen
ve müteselsilin mesul olurlar. Bu mesuliyet yapılan tasarrufların ifade ettiği
para miktarını geçemez.
Bunların ödedikleri borçlar için
amme alacağı ödenmeden kendilerine dağıtım yapılmış olanlara rücu hakları
mahfuzdur.
Ortaklığın
feshini isteme:
MADDE 34 - Borçluya ait mal bulunmadığı
veya amme alacağını karşılamaya yetmediği yahut borçlu veya ortaklık tarafından
bu kanuna göre teminat gösterilmediği takdirde, borçlunun sermayesi eshama
münkasim olmayan ortaklıklardaki hisselerinden amme alacağını tahsil için genel
hükümler dairesinde ortaklığın feshi istenebilir.
Sermayesi eshama münkasim komandit
şirketlerinin komandite şeriklerinin borçları için bu madde hükmü mezkur
şirketler hakkında da tatbik olunur.
Limited
ortaklıkların amme borçları:
MADDE 35 - (4369 sayılı Kanunun 21'nci
maddesiyle değişen şekli)(29.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere) Limitet şirket ortakları, şirketten tahsil
imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya
sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (*)
--------------------------------------
Limitet ortaklıkların amme borçları:
MADDE 35 - Limitet ortaklıkların
ödenmeyen ve tahsil imkanı bulunmayan amme borçlarından dolayı ortaklar
vazettikleri veya vaazını taahhüt eyledikleri sermaye miktarında doğrudan
doğruya mesul ve bu kanun hükümleri gereğince takibata tabi tutulurlar.
--------------------------------------
Kanuni
Temsilcilerin Sorumluluğu:
MÜKERRER MADDE 35 - (4108 sayılı kanunun 11 inci
maddesiyle eklenen madde) (2.6.1995 tarihinden geçerli olmak üzere) Tüzel
kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği
olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen
veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve
tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şâhsi mal varlıklarından bu
Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya
kurumların Türkiye'deki mümessilleri hakkında da uygulanır.
Tüzel kişilerin tasfiye haline
girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş
tarihinden önceki zamanlara ati sorumluluklarını kaldırmaz.
Temsilciler, teşekkülü idare edenler
veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme
borçlusuna rücu edebilirler.
Birleşme,
devir ve şekil değiştirme halleri:
MADDE 36 - Bu kanunun tatbiki
bakımından:
a) İki veya daha ziyade hükmi şahsın
birleşmesi halinde yeni kurulan hükmi şahıs,
b) Devir halinde devir alan hükmi
şahıs,
c) Şekil değiştirme halinde yeni
hükmi şahıs,
Birleşen, devir alınan veya eski
şekildeki hükmi şahıs veya şahısların yerine geçer.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
ÖDEME
Ödeme
zamanı ve önce ödeme:
MADDE 37 - Amme alacakları hususi
kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir.
Hususi kanunlarında ödeme zamanı
tespit edilmemiş amme alacakları maliye Vekaletince belirtilecek usule göre
yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir.
Bu ödeme müddetinin son günü amme
alacağının vadesi günüdür.
Amme borçlusu isterse borcunu belli
zamanlardan önce ödeyebilir.
Taksitlerin
zamanında ödenmemesi:
MADDE 38 - (4369 sayılı Kanunun
82/2'nci maddesiyle 1.1.1999 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten
kaldırılmıştır.)*)
--------------------------------------
(*) (4369 sayılı
Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki şekli)
Taksitlerin zamanında ödenmemesi:
MADDE 38 - Taksitle ödenmesi gereken
amme alacağının taksitleri vadesinde ödenmezse alacağın tamamı muaccel olur.
Haczedilen malların paraya
çevrilmesinden önce paraya çevirme tarihine kadar yapılan takip giderleri,
gecikme zamları ve varsa cezaları alacağın tamamını muaccel kılan taksitle
beraber rıza ile ödendiği takdirde diğer taksitler asıl ödeme sürelerinde tahsil
olunur.
--------------------------------------
Ödeme
yeri:
MADDE 39 - Hususi kanunlarında ödeme
yeri gösterilmemiş amme alacakları, borçlunun ikametgahının bulunduğu yer
tahsil dairesine ödenir.
Hususi kanunlarında ödeme yeri
gösterilmiş olsun olmasın borçlunun alacaklı tahsil dairesindeki hesabı
bildirmek şartıyla bu yerin belediye sınırları dışındaki tahsil dairelerine de
ödeme yapılabilir. Bu fıkra gereğince yapılacak ödemeler tahsildarlara yapılmaz.
Ödeme
şekli, makbuz:
MADDE 40 - Ödeme, alacaklı tahsil
dairesinin salahiyetli ve mesul memurları tarafından verilecek makbuz karşılığı
yapılır.
Makbuz karşılığı yapılmayan ödemelerle
salahiyetli ve mesul memurlardan başkalarına yapılan ödemeler amme alacağına
mahsup edilemez.
Amme alacaklarının tahsilinde
kullanılan makbuzların şeklini ilgili amme idareleri tayin eder.
Borçlular makbuzlarını amme
alacağının tahsil zamanaşımı müddeti sonuna kadar saklamaya ve salahiyetli
memurlarca istendiğinde göstermeye mecburdurlar.
Makbuzun borçluya posta ile
gönderilmesi gerektiği hallerde posta masrafı alacaklı amme idaresine aittir.
Hususi kanunlarındaki makbuz
verilmesinden başka şekillerde yapılan tahsilata ait hükümler mahfuzdur.
Hususi
ödeme şekilleri:
MADDE 41 - Maliye Vekaletinin tayin
edeceği yerlerde, nevileri mezkur Vekaletçe tespit edilecek amme alacakları, bu
vekaletçe isimleri belirtilecek bankalar delaletiyle veya postaneler vasıta
kılınmak suretiyle ödenebilir.
Maliye Vekaleti bu madde gereğince
ödeme yapılmasını ihtiyar ettiği takdir, ödemenin:
1 - Çizgili çek kullanılmak
suretiyle,
2 - Mükellef hesabından aynı
bankadaki ilgili vergi dairesi veya Merkez Bankası hesabına münakale suretiyle,
3 - Vergi dairelerinin veya Merkez
Bankasının hesabı bulunan bankalara bu daireler hesabına ödeme suretiyle,
4- Postaneler vasıta kılınmak
suretiyle, yapılmasını düzenlemeye salahiyetlidir.
(3418 sayılı kanunun 34 üncü
maddesiyle değişen fıkra) (31.3.1988 tarihinden geçerli olmak üzere) Bankalarca
tahsil edilen paraların T.C. Merkez Bankasına aktarılması süresi, tahsil
edildikleri tarihten itibaren azami 7, postaneler vasıta kılınmak suretiyle
yapılan ödemelerde, yapılan ödemelerin ilgili vergi dairelerine intikal
ettirilme süresi, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren azami 10 gündür. (*)
(2975 sayılı kanunun1 inci
maddesiyle eklenen fıkra) (31.3.1988 tarihinden geçerli olmak üzere) Maliye ve
Gümrük Bakanlığı bu süreyi aşmamak üzere bankalar itibariyle farklı süreler
tayin etmeye yetkilidir.
(3418 sayılı kanunun 34 üncü
maddesiyle değişen fıkra) (31.3.1988 tarihinden geçerli olmak üzere) Bankalarca
tahsil edilen paralar süresinde T.C. Merkez Bankasına aktarılmadığı, postaneler
vasıtasıyla yapılan ödemeler süresinde vergi dairelerine intikal ettirilmediği
takdirde, söz konusu amme alacağı, tahsilatı yapan bu kuruluşlardan gecikme
zammı tatbik edilmek suretiyle tahsil edilir. (**)
(3418 sayılı kanunun 34 üncü
maddesiyle değişen fıkra) (31.3.1988 tarihinden geçerli olmak üzere) Tahsilatı
yapan banka şube müdürleri, tahsil edilen paraların belirlenen sürelerde T.C.
Merkez Bankasına aktarılmasından, postane veya posta çek merkezi müdürleri ise
postane vasıta kılınarak yapılan ödemelerin belirlenen sürelerde ilgili vergi
dairelerine intikal ettirilmesinden sorumludurlar. (***)
(3418 sayılı kanunun 34 üncü
maddesiyle değişen fıkra) (31.3.1988 tarihinden geçerli olmak üzere) Tahsilatı
yapan ilgili kuruluşların, bu görevleri süresinde yerine getirmeyen
sorumlularından, ödemeye konu amme alacağının % 10'u nispetinde ayrıca ceza tahsil
olunur. (****)
---------------------------------------
(*) (3418 sayılı
kanunla değişmeden önce 31.3.1988 tarihine kadar geçerli olan şekli)
(2975 sayılı kanunun 1 inci
maddesiyle eklenen 1.3.1984-31.3.1988 döneminde uygulanan fıkra) Bankalarca
tahsil edilen paraların T.C. Merkez Bankasına aktarılması süresi, tahsil
edildikleri tarihten itibaren azami 7 gündür.
(**) (3418 sayılı
kanunla değişmeden önce 31.3.1988 tarihine kadar geçerli olan şekli)
(2975 sayılı kanunun 1 inci
maddesiyle eklenen 1.3.1984-31.3.1988 döneminde uygulanan fıkra) Bankalar
tahsil ettikleri paraları süresinde T.C. Merkez Bankasına aktarmadıkları
takdirde, söz konusu kamu alacağı, gecikme zammı tatbik edilmek suretiyle
tahsil edilir.
(***)(3418 sayılı
kanunla değişmeden önce 31.3.1988 tarihine kadar geçerli olan şekli)
(2975 sayılı kanunun 1 inci
maddesiyle eklenen 1.3.1984-31.3.1988 döneminde uygulanan fıkra) Bankaların
tahsilatı yapan şube müdürleri, tahsil edilen paraların belirlenen sürelerde
T.C. Merkez Bankasına aktarılmasından sorumludurlar.
(****)(3418 sayılı
kanunla değişmeden önce31.3.1988 tarihine kadar geçerli olan şekli)
(2975 sayılı kanunun inci maddesiyle eklenen 1.3.1984-31.3.1988
döneminde uygulanan fıkra) Bu görevi süresinde yerine getirmeyen sorumlulardan
aktarılmayan amme alacağının % 10'u nispetinde ayrıca ceza tahsil olunur.
------------------------------------------
Çekle
veya münakale emri ile ödemeye ait hususi hükümler:
MADDE 42 - Çizgili çekle yapılan
ödemeler Ticaret kanunu hükümlerine tabidir, ancak:
1 - Amme alacağının ödenmesi için
düzenlenen çek ilgili vergi dairesi adına,emre muharrer olmadığı kaydı ile ve
bir banka üzerine çekilir. Alacağın teşhisine yaramak ve Ticaret kanununa
aykırı olmamak üzere çek üzerine derce dilecek malumatı tespit etmeye maliye
Vekaleti salahiyetlidir,
2 - Çek veya münakale emrinin
herhangi bir sebeple tediye edilmemesi halinde amme alacaklısının borçluya
karşı rücu hakkı mahfuzdur.
2 numaralı fıkra gereğince muamele
yapıldığı takdirde çek veya münakale emrinin kabul edilmemesi keyfiyeti tevsik
ve bu durum münakale isteyene, keşideciye veya bunların temsilcilerine tebliğ
edilerek kabul edilmeyen çek iade olunur.
Çekler
tanzim tarihi:
MADDE 43 - (2975 sayılı kanunun 2 inci
maddesiyle değişen şekli) 1.3.4 geçerli
olmak üzere) Çekler tahsil dairesine postaya veya bankaya verildiği tarihle
veya en çok bir gün evvelki tarihle tanzim edilmiş olmalıdır. daha eski tarihli
çekler kabul edilmez. (*)
-------------------------------------------
(*) Madde 43 -
(2975 sayılı kanunla değişmeden önce 1.3.1984 tarihine kadar geçerli olan
şekli) MADDE 43 - Çekler
tahsil dairesine veya postaya verildiği tarihle veya en çok bir gün evvelki
tarihle tanzim edilmiş olmalıdır. Daha eski tarihli çekler kabul edilmez.
-------------------------------------------
Hususi
ödeme şekillerinde ödeme tarihi:
MADDE 44- (4108
sayılı kanunun 12 inci maddesiyle değişen fıkra) (1.8.1995 tarihinden geçerli
olmak üzere)41inci maddeye göre yapılan ödemelerde çekin tahsil dairesine veya
bankaya verildiği, paranın bankaya veya postaneye yatırıldığı, münakale emri
üzerine paranın tahsil dairesi hesabına geçtiği gün ödeme yapılmış sayılır. (*)
42 inci maddenin 2 numaralı fıkrası
hükmü mahfuzdur.
-------------------------------------------
(*) (4108 sayılı
Kanunla değişmeden önceki fıkra)
(2975 sayılı kanunun 3 üncü
maddesiyle değişen fıkra)41 inci maddeye göre yapılan ödemelerde çekin tahsil
dairesine postaya veya bankaya verildiği,paranın bankaya veya postaneye
yatırıldığı münakale emrinin bankaya veya postaneye verildiği gün ödeme yapılmış
sayılır.(*)
(2975 sayılı
kanunla değişmeden önce 1.3.1984 tarihine kadar geçerli olan şekli)
(*) Madde 44 - 41 inci maddeye göre
yapılan ödemelerde çekin tahsil dairesine veya postaya verildiği, paranın
bankaya veya postaneye yatırıldığı, münakale emrinin bankaya veya postaya
verildiği gün ödeme yapılmış sayılır.
-------------------------------------------
Vergi
cüzdanları:
MADDE 45- (2975 sayılı kanunun 4 üncü
maddesiyle değişen fıkra) (1.3.1984 tarihinden geçerli olmak üzere) Vergi,
resim gibi belli bir amme alacağı ile devamlı surette mükellef tutulanlar adına
tahakkuk ettirilen amme alacakları ile bunlardan yapılan tahsilatı göstermek
üzere vergi cüzdanları düzenlenir.
Vergi cüzdanlarının fiyatını, ihtiva
edeceği bilgileri, cüzdan almaya dair şekil ve esasları, hangi vergiler
hakkında uygulanacağını, kimlere verileceğini ve uygulama zamanını tespitte
maliye ve Gümrük bakanlığı yetkilidir. diğer amme idareleri, alacaklarının
mahiyetine uygun olarak bu cüzdanların şeklinde ve kullanılış tarzında
değişiklik yapabilirler.
Vergi cüzdanı mükelleflere bedeli
karşılığında verilir.
Vergi cüzdanlarındaki her türlü
bilgiler tahsil daireleri tarafından,tahsile dair kayıtlar ise tahsil
daireleri, postaneler ve banklar tarafından yazılır, imzalanır ve mühürlenir.
Tahsil daireleri, bankalar ve
postaneler tarafından vergi cezalarına yapılan kayıtlar damga vergisinden
muaftır. (*)
-----------------------------------------------
(*) (2975 sayılı
kanunla değişmeden önce1.3.1984 tarihine kadar geçerli olan şekli)
Madde 45- Vergi resim gibi belli bir
amme alacağı ile devamlı surete mükellef tutulanlar adına tahakkuk ettirilen
amme alacakları ile bunlardan yapılan tahsilatı göstermek üzere vergi
cüzdanları düzenlenebilir.
(210 sayılı kanunun 6/g maddesiyle
fıkra kaldırılmıştır.) İsteyen borçlulara bedeli karşılığında vergi cüzdanı
verilir.Vergi cüzdanlarındaki her türlü bilgiler ve tahsile dair yapılan
kayıtlar tahsil daireleri tarafından yazılır, imzalanır ve mühürlenir.
Borçlular istedikleri takdirde
bankalar,borçluların yaptıkları ödemeleri göstermek üzere kendilerine vergi
cüzdanı verirler,bu cüzdanlardaki ödemeye ait kayıtlar bankalar tarafından
yazılır.
Gerek tahsil daireleri, gerek
bankalar tarafından verilen vergi cüzdanlarına yapılan bu kayıtlar damga
resminden muaftır.
-----------------------------------------------
Ödemenin
ispatı:
MADDE 46 - (2975 sayılı kanunun 5 inci
maddesiyle değişen fıkra) (1.3.1984 tarihinden geçerli olmak üzere) Amme
alacağının ödendiği, salahiyetli ve mesul memurlar tarafından verilen makbuzlar
ile tahsil daireleri bankalar veya postaneler tarafından vergi cüzdanlarına
yazılarak imzalanıp mühürlenen tahsile ait kayıtlarla ispat olunabilir. (*)
42 inci maddenin 2 numaralı fıkrası
hükmü mahfuzdur.
------------------------------------------
(*) Madde 46 -
(2975 sayılı kanunla değişmeden önce 1.3.1984 tarihine kadar geçerli olan
şekli) Amme alacağının ödendiği salahiyetli ve mesul memurlar tarafından,
verilen makbuzlarla, tahsil daireleri veya bankalar tarafından vergi
cüzdanlarına yazılarak imzalanıp mühürlenen tahsile ait kayıtlarla ispat
olunabilir.
----------------------------------------------
Ödemenin
mahsup edileceği alacaklar:
MADDE 47 - (4369 sayılı Kanunun 22'nci
maddesiyle değişen şekli) (1.1.1999 tarihinden geçerli olmak üzere) Amme
alacağına karşılık rıza en yapılan ödemeler sırasıyla; ödeme süresi başlamış
henüz vadesi geçmemiş, içinde bulunulan takvim yılı sonunda zaman aşımına uğrayacak,
aynı tarihte zaman aşımına uğrayacak alacaklarda her birine orantılı olarak,
vadesi önce gelen ve teminatsız veya az teminatlı olana mahsup edilir.
Ödemenin, alacak aslı ile ferilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup
alacağın asıl ve ferilerine orantılı olarak yapılır.
Amme alacağına karşılık cebren
tahsil olunan paralar; önce parayı tahsil eden dairenin, artarsa aynı amme
idaresinin takibe iştirak etmiş olan diğer alacaklı tahsil dairelerinin takip
konusu alacak aslı ve ferilerine orantılı olarak mahsup edilir. (*)
----------------------------------------------
(*) (4369 sayılı
Kanunla değişmeden önceki şekli)
Ödemenin mahsup edileceği alacaklar:
MADDE 47 - Amme alacağına karşılık
cebren tahsil olunan paralar önce parayı tahsil eden dairenin takip mevzuu olan
alacağının aslına, sonra ceza, zam, faiz ve takip giderleri gibi ferilerine,
amme alacağı kısmen teminatlı ise önce teminatı bulunmayan kısımlara, artarsa
borçlunun aynı amme idaresinin takip iştira etmiş olan diğer alacaklı tahsil
dairelerine olan borçlarına aynı sıra gereğince mahsup edilir
Amme alacağına karşı yapılan
ödemeler aşağıdaki sıraya göre;
a) daha evvel zamanaşımına uğrayacak
olana,
b) Borçlar aynı tarihte zamanaşımına
uğrayacaksa her borca borçla mütenasip bir miktar,
c) Teminatsız veya az teminatlı
olana,
mahsup edilir.
----------------------------------------------
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
TECİL,
TEHİR, GECİKME ZAMMI
Tecil:
MADDE 48 - (3209 sayılı kanunun 1 inci
maddesiyle değişen fıkra) (4.6.1985 tarihinden geçerli olmak üzere) Amme
borcunun vadesinde ödenmesi veya haczin tatbiki veyahut haciz olunmuş malların
paraya çevrilmesi amme borçlusunu çok zor duruma düşürecek, borçlu tarafından
yazılı istenmişse teminat gösterilmiş olmak şartıyla, alacaklı amme idaresince
veya yetkili kılacağı makamlarca; vergi, resim, harç, ceza tahkik ve
takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası ve gecikme zammı
alacakları iki yılı, bu alacaklar dışında kalan amme alacakları ise beş yılı
geçmemek üzere ve faiz alınarak tecil olunabilir. (*)
(2975 sayılı kanunun 6ncı maddesiyle
eklenen fıkra) (1.3.1984 tarihinden geçerli olmak üzere) Borcunun tecilini
talep eden ancak, talepleri uygun görülmeyerek reddedilen borçlular söz konusu
borçlarını reddin tebliği tarihinden itibaren derece 30 güne kadar
verilebilecek ödeme süresi içinde ödedikleri takdirde bu amme alacağı ödendiği
tarihe kadar faiz alınmak suretiyle tecil olunur.
Tecil salahiyetini kullanacak ve bu
salahiyeti devredecek olanlar Devlete ait amme alacaklarında ilgili vekiller,
vilayet hususi idarelerine ait amme alacaklarına valiler belediyelere ait amme
alacaklarında belediye reisleridir.
Teminat, asli ve feri amme
alacaklarını karşılayacak miktarda olur. Haciz yapılmışsa mahcuz mal değeri
tutarınca teminat yerine geçer.
Tecilde taksit zamanları ve diğer
şartlar tecile salahiyetli makamlarca tespit olunur.
Tecil şartlarına riayet edilmemesi,
değerini kaybeden teminatı veya mahcuz malların tamamlanmaması veya yerlerine
başkalarının gösterilmemesi hallerinde amme alacağı muaccel olur. (4108 sayılı
kanunun 13 üncü maddesiyle eklenen hüküm) (2.6.1995 tarihinden geçerli olmak
üzere) Tecil edilen amme alacağının gecikme zammı tatbik edilmeyen alacaklardan
olması halinde, ödenen tecil faizleri iade veya mahsup edilmez.
--------------------------------------------------
(*) (3209 sayılı kanunla değişmeden önceki
fıkra)
Madde 48 - Amme borcunun vadesinde
ödenmesi veya haczin tatbiki veyahut haciz olunmuş malların paraya çevrilmesi
amme borçlusunu çok zor duruma düşürecekse, borçlu tarafından yazı ile istenmiş
ve teminat gösterilmiş olmak şartıyla, alacaklı amme idaresince veya yetkili
kılacağı makamlarca amme alacağı iki yılı geçmemek üzere ve faiz alınarak tecil
olunabilir.
--------------------------------------------------
İcranın
kaza mercilerince tehiri:
MADDE 49 - idarece tecil edilmiş bir
amme alacağı hakkında kaza mercilerince icranın tehiri kararı verilmişse: Kaza
mercilerinin tehir müddeti teil müddetinden az olduğu takdirde, tecil olunan
alacak icranın tehiri müddetinin sonundan tecil müddeti sonuna kadar olan
müddet içinde ve kaza mercilerinin tehiri dolayısıyla zamanında ödenmemiş borç
miktarlarıyla birlikte yeniden taksite bağlanarak alınır. Kaza mercilerinin
tehir müddeti tecil müddetinden çok ise evvelce yapılan tecil hükümsüzdür.
Takibatın kaza mercilerince tehiri
iki senelik tecil müddetini aştığı takdirde tecil müddeti uzatılmaz.
Ölüm
halinde takibin geri bırakılması:
MADDE 50 - karısı yahut kocası, kan ve
sıhriyet itibariyle usul veya fürucundan birisi ölen borçlu hakkındaki takip
ölüm günü ile beraber üç gün için geri bırakılır.
Borçlunun ölümü halinde terekenin
borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün için takip geri bırakılır. Üç
günün bitiminde terekenin borçları için takibata devam olunur.
Mirasçılar, mirası kabul veya ret
etmemişlerse bu hususta Medeni Kanundaki muayyen müddetler geçinceye kadar takip geri bırakılır.
Gecikme
Zammı, Nispet ve Hesabı:
MADDE 51 - (3946 sayılı Kanunun 3'üncü
maddesi ve 98/11331 sayılı Kararın 1'inci maddesiyle değişen şekli) (9.7.1998
tarihinden geçerli olmak üzere) Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen
kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren (2000/7 sayılı Kararın 1'inci
maddesiyle değran) (21.2.2000 tarihinden geçerli olmak üzere) her ay için ayrı
ayrı % 6 (*) gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirleri tam ay olarak hesap
edilir.
Gecikme zammı (4369 sayılı Kanunun
81/B-2maddesiyle değişen ibare) (29.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere)
500.000.- (1) liradan az olamaz.
213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre
uygulanan (4369 sayılı Kanunun 81/B-3 maddesiyle değişen ibare) (1.1.1999
tarihinden geçerli olmak üzere) vergi ziyaı cezası (2) hariç olmak üzere ceza
mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmez.
Bakanlar kurulu, gecikme zammı
nispetlerini aylar itibariyle topluca veya her ay için ayrı ayrı, (4369 sayılı
Kanunun 81/B-4 maddesiyle değişen ibare) (1.1.1999 tarihinden geçerli olmak
üzere) % 10'una kadar indirmeye, bir katına ve gecikme zammı asgari miktarını 3
katına (3) artırmaya yetkilidir. (**)
--------------------------------------
(1) (4369 sayılı
Kanunla değişmeden önceki ibare) "5.000.-"
(2)
(4369 sayılı Kanunla değişmeden önceki ibare)"kaçakçılık, ağır kusur ve
kusur cezaları"
(3
(4369 sayılı Kanunla değişmeden önceki ibare) "iki katına kadar artırmaya
veya bu nispetleri % 30'una kadar indirmeye, yeniden kanuni hadlerine getirmeye
ve gecikme zammı asgari miktarını 10 katına"
--------------------------------------
(*)
(98/11331 sayılı Kararla 9.7.1998 - 21.1.2000 döneminden geçerli olan şekli)
Her ay için ayrı ayrı % 12
(96/7798
sayılı kararla 1.2.1996-9.7.1998 döneminde geçerli olan şekli) Her ay için ayrı
ayrı % 15
(95/7138
sayılı Kararla 31.8.1995-1.2.1996 döneminde geçerli olan şekli) Her ay için
ayrı ayrı % 10
(94/5335sayılı
kararla8.3.1994-31.8.1995döneminde geçerli olan şekli.)Her ay için ayrı ayrı
%12.
(3946
sayılı kanunla30.12.1993-8.3.1994 döneminde geçeli olan şekli.) Her ay için
ayrı ayrı %9.
(89/14915
sayılı kararla1.1.1990-30.12.1993 döneminde geçerli olan şekli) Her ay için
ayrı ayrı % 7.
(88/13646 sayılı kararla
değiştirilen ve 1.1.1989-1.1.1990 döneminde geçerli olan şekli) İlk bir aylık
müddet için % 10; ikinci, üçüncü dördüncü aylar için ayrı ayrı % 10; beşinci ve
müteakip aylar için ayrı ayrı % 7.
(88/12947 sayılı kararla
değiştirilen ve 1.6.1988-1.1.1989 döneminde geçerli olan şekli) İlk bir aylık
müddet için % 10; ikinci ve üçüncü ay için ayrı ayrı % 10; dördüncü beşinci ve
altıncı aylar için ayrı ayrı % 8; yedinci ve müteakip her ay için % 6.
(85/9790 sayılı Kararla değiştirilen
ve 1.9.1985- 1.6.1988 döneminde geçerli olan şekli) İlk bir aylık müddet için%
10 ; ikinci ve üçüncü ay için ayrı ayrı % 10; dördüncü, beşinci ve altıncı
aylar için ayrı ayrı % 7; yedinci ve müteakip her ay için % 5.
(**)
(3946 sayılı Kanunla değişmeden önceki şekli) Gecikme zammı, nispet ve hesabı:
MADDE 51 - (3418 sayılı kanunun 35
inci maddesiyle değişen şekli) Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen
kısmına vadenin bitin tarihinden itibaren ilk bir aylık müddeti için % 10; vade
gününü takip eden ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı aylar için ayrı
ayrı % 7; yedinci ve müteakip her ay için % 5 gecikme zammı tatbik olunur. Ay
kesirleri tam ay olarak hesap edilir.
Gecikme zammı 1.000.- liradan az
olamaz.
(3505 sayılı kanunun 24 üncü
maddesiyle değişen fıkra)İçinde bulunulan yıl sonuna kadar ödenmemiş olan
gecikme faizi, müteakip yılın başından itibaren, doğmalarına neden olan amme
alacağı gibi addolunur ve bu amme alacağı, tebliğ edilmeksizin tahakkuk eder.tahakkuk
eden bu amme alacağına, üzerinden hesaplandıkları amme alacağı aslına uygulanan
yukarıdaki hükümler aynen uygulanır.Ceza mahiyetinde olan diğer amme
alacaklarına ise gecikme zammı tatbik edilmez.
Bakanlar Kurulu, gecikme zammı
nispetlerini, aylar itibariyle topluca veya her ay için ayrı ayrı, bu
nispetlerin yarısına kadar artırmaya veya bu nispetlerin % 30'una kadar
indirmeye; yeniden kanuni hadlerine getirmeye ve gecikme zammı asgari miktarını
10 katına kadar artırmaya yetkilidir.
(3505 sayılı kanunla değişmeden önce
10.12.1988 tarihine kadar geçerli olan şekli) Ceza mahiyetindeki amme
alacaklarına ayrıca gecikme zammı uygulanmaz.
(**)(3418 sayılı Kanunla değişmeden
önce 1.3.1984-31.3.1988 döneminde geçerli olan şekli)
Gecikme zammı, nispet ve hesabı:
MADDE 51 - (2975sayılı kanunun 7
inci maddesiyle değişen şekli) Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen
kısmına vade gününü takip eden günden itibaren ilk bir aylık müddet için % 10,
müteakip her ay için % 4 gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirleri tam ay
olarak hesap edilir.
Gecikme zammı 500 liradan az olamaz.
Ceza mahiyetindeki amme alacaklarına ayrıca gecikme zammı uygulanmaz.
(3209 sayılı kanunun 2 inci
maddesiyle eklenen 4.6.1985 tarihinden geçerli fıkra) Gecikme zammı asgari
miktarını ve aylar itibariyle nispetini % 80'e kadar artırmaya ve eksiltmeye,
yeniden kanuni hadlerine getirmeye Bakanlar kurulu yetkilidir.
(**) 2975 sayılı Kanunla değişmeden önce 1.1.1981-1.3.1984 döneminde
geçerli olan şekli)
Madde 51 - (2347 sayılı kanunun 3'üncü maddesiyle değişen şekli) Amme
alacağının ödeme müddeti, içinde ödenmeyen kısmına vade gününü takip eden
günden itibaren bir aylık müddet için % 10, müteakip her ay için % 4 gecikme
zammı tatbik olunur. Ay kesirleri tam ay olarak hesap edilir.
(2347 sayılı kanunun 3 üncü
maddesiyle değişen fıkra) Gecikme zammı 100 liradan az olamaz Ceza
mahiyetindeki amme alacaklarına ayrıca gecikme zammı tatbik olunmaz. Gecikme
zammı, bu zammın tatbik olunduğu amme alacağının bir mislini geçemez.
(**) (2347 sayılı Kanunla değişmeden
önceki şekli)
Madde 51 - Amme alacağının ödeme
müddeti içinde ödenmeyen kısmına vade gününü takip eden günden itibaren bir
aylık müddet için % 10, müteakip her ay için % 2 gecikme zammı tatbik olunur.
Ay kesirleri tam ay olarak hesap edilir.
Gecikme zammı bir liradan az olamaz,
50 kuruş ve daha aşağı zam kesirleri hesaba katılmaz, 50 kuruşu aşan zam
kesirleri liraya çıkarılır.
--------------------------------------
51
inci maddenin önceki şeklinin uygulanması ile ilgili geçici 7 inci maddeye
bakınız.
--------------------------------------
Gecikme
zammında tatbik müddeti ve diğer hükümler:
MADDE 52 - (2975 sayılı kanunun 8 inci
maddesiyle değişen madde) Gecikme zammının tatbik müddeti, amme alacağının
tecilinde tecilin yapıldığı iflas halinde iflasın açıldığı aciz halinde bu
durumun sabit olduğu güne kadar olan müddettir.
Gecikme zammının önceden borçluya
bildirilmesi gerekmez.
Aslın ödenmiş olması gecikme
zammının takip ve tahsiline mani değildir.(*)
--------------------------------------
(*)
MADDE 52 - (2975 sayılı kanunla değişmeden önce 1.1.1981-1.3.1984 döneminde
geçerli olan şekli) (23476 sayılı kanunun 4 üncü maddesiyle değişen şekli)
Gecikme zammının tatbik müddeti, amme alacağının tecilinde tecilin yapıldığı,
haczinde haczin tatbik edildiği teminat istenmesi halinde teminatın alındığı,
iflas halinde iflasın açıldığı, aciz halinde bu durumun sabit olduğu güne kadar
olan müddettir.
Haciz tatbiki halinde, gecikme
zammının tatbik müddeti hacizle karşılanan borç miktarı için sona erer.
Gecikme zammının önceden borçluya
bildirilmesi gerekmez.
Aslının ödenmiş olması gecikme
zammının takip ve tahsiline mani değildir.
MADDE 52 - (Değişmeden önceki şekli)
Gecikme zammının tatbik müddeti amme alacağının tecilinde tecilin yapıldığı,
cebren tahsilde haczin tatbik edildiği iflas halinde iflasın açıldığı, aciz
halinde bu durumun sabit olduğu güne kadar olan müddettir.
--------------------------------------
Köylerde
gecikme zammı:
MADDE 53 -(2347 sayılı kanunun 5 inci
maddesiyle değişen fıkra) Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek vergiler
hariç olmak üzere belediye sınırları dışındaki yerde tahsildarlar tarafından
tahsil olunan amme alacakları ödeme süresi içinde ödenmediği takdirde bunlar
için yalnız % 10 gecikme zammı uygulanır. (*)
Ödeme müddeti geçmiş olmasına rağmen
tahsildarların gidemediği köylerdeki borçlulara bu zam, tahsildarın ilk
uğradığı zaman içinde borçlarını ödemedikleri takdirde tatbik olunur.
--------------------------------------------------
(*) MADDE 53 -
(2347 sayılı kanunla değişmeden önce 1.1.1981 tarihine kadar geçerli olan
şekli) Gelir, kurumlar vergileriyle bu vergilere tabi şahıslar ve müesseselerin
muamele ve istihlak vergileri hariç olmak üzere belediye hudutları dışındaki
köylerde tahsildarlar tarafından tahsil olunan amme alacakları ödeme müddeti
içinde ödenmediği takdirde bunlar için yalnız % 10 gecikme zammı tatbik olunur.
---------------------------------------------------------
İKİNCİ
KISIM
AMME
ALACAĞININ CEBREN TAHSİLİ
BİRİNCİ
BÖLÜM
CEBREN
TAHSİL VE TAKİP ESASLARI
Cebren
tahsil ve şekilleri:
MADDE 54 - Ödeme müddeti içinde
ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil
aşağıdaki şekillerden herhangi birinin tatbiki suretiyle yapılır:
1 - Amme borçlusu tahsil dairesine
teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilesi yahut kefilin takibi,
2 - Amme borçlusunun borcuna yetecek
miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,
3 - Gerekli şartlar bulunduğu
takdirde borçlunun iflasının istenmesi.
Ödeme
emri:
MADDE 55 - Amme alacağını vadesinde
ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde
ulunmaları lüzumu bir "ödeme emri" ile tebliğ olunur.
Ödeme emrinde borcun asıl ve
ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği, müddetinde ödemediği veya
mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal
bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik
olunacağı, gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı
kayıtlı bulunur. Ayrıca, borçlunun 114 üncü maddedeki vazifeleri ve bu
vazifeleri yerine getirmediği takdirde hakkında tatbik edilecek olan ceza bu
ödeme emrine kendisine bildirilir.
Belediye hududu dışındaki köylerde
bulunan borçlulara ödeme emirleri muhtarlıkça tebliğ olunur. Ödeme emirlerinin
muhtarlığa tevdii tarihinden itibaren 15 gün içinde tebligat yapılmadığı
takdirde ödeme emirleri tebliğ edilmemiş olan borçluların isimleri ödeme emri
hüküm ve mahiyetindeki bir "ödeme cetveline" alınarak borçlular
borçlarını ödemeye ve mal bildiriminde bulunmaya çağrılırlar. Ödeme cetvel köy
ihtiyar kurulu kapısına bir örneği de köyde herkesin görebileceği umumi bir
mahalle 10 gün müddetle asılmak suretiyle tebliğ olunur ve cetvelin asıldığı
köy muhtarlığınca münadi vasıtasıyla ilan olunur. Cetvel asılırken ve
indirilirken keyfiyet muhtarlıkça zabıt vasıtasıyla tespit edilir. Cebren
tahsil ve takip ödeme emrinin tebliği veya ödeme cetvelinin indirilmesi
tarihinde başlamış olur.
Borcunu vadesinde ödemeyenlere
ait malları elinde bulunduran üçüncü
şahıslardan bu malları 7 gün içinde bildirmeleri istenir.
Teminatlı
alacaklarda takip:
MADDE 56 - Karşılığında teminat
gösterilmiş bulunan amme alacağı vadesinde ödenmediği takdirde, borcun 7 gün
içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya çevrileceği veya diğer şekillerle
cebren tahsile devam olunacağı borçluya bildirilir.
7 gün içinde borç ödenmediği
takdirde teminat bu kanun hükümlerine göre paraya çevrilerek amme alacağı
tahsil edilir.
Kefil
ve yabancı şahıs veya kurumlar mümessillerini takip:
MADDE 57 - Kefil ve yabancı şahıs veya
kurumların mümessilleri bu kanun hükümlerine göre ve aynen asıl borçluların
tabi tutuldukları usullerle takip olunur.
Ödeme
emrine itiraz:
MADDE 58 - Kendisine ödeme emri tebliğ
olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına
uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil
dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezrinde itirazda
bulunabilir.
İtirazın şekli, incelenmesi ve
itiraz incelemelerinin iadesi
hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.
Borcun bir kısmına itiraz eden
borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır, aksi halde
itiraz edilmemiş sayılır.
İtirazda bulunan borçlu bu kanuna
göre teminat gösterdiği takdirde takip muamelesi itirazlı borç miktarı için ve
itiraz komisyonunca bu hususta karar verilinceye kadar durdurulur.
İtiraz komisyonu bu itirazları en
geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir.
İtirazında tamamen veya kısmen
haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın ret olunduğu miktardaki amme
alacağı % 10 zamla tahsil edilir.
İtiraz komisyonlarının bu konudaki
kararları kesindir.
Borcun tamamına bu madde gereğince
vaki itirazların tamamen veya kısmen reddi halinde, borçlu, ret kararının
kendisine tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde mal bildiriminde bulunmak
mecburiyetindedir.
Borcun bir kısmına karşı bu madde
gereğince vaki itirazlar mal bildiriminde bulunma müddetini uzatamaz.
Mal bildirimi:
MADDE 59 - Mal bildirimi, borçlunun
gerek kendisinde, gerekse üçüncü şahıslar elinde bulunan mal, alacak ve
haklarından borcuna yetecek miktarın, nevini, mahiyetini, vasfını, değerini ve
her türlü gelirlerini veya haczi kabil mal veya gelirinin bulunmadığını ve
yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını ve buna nazaran borcunu ne suretle
ödeyebileceğini yazı ile veya sözle tahsil dairesine bildirmesidir.
(2347 sayılı kanunun 6ncı maddesiyle
değişen fıkra) Köylerde mal bildirimi, Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan
edilecek vergiler dışında kalan amme borçları için köy muhtarlığına da
yapılabilir. (*)
Sözle bildirim halinde keyfiyet bir
zabıtla tespit edilir. Her iki halde bildirimin yapıldığına dair amme
borçlusuna pulsuz makbuz verilir.
--------------------------------------------
(*) MADDE 59 -
(2347 sayılı kanunla değişmeden önce 1.1.1981 tarihine kadar geçerli olan
şekli) Köylerde mal bildirimi, gelir, kurumlar vergileriyle bu vergilere tabi
şahıs ve müesseselere ait muamele ve istihlak vergileri dışında kalan amme
borçları için köy muhtarlığına da yapılabilir.
--------------------------------------------
Mal
bildiriminde bulunmayanlar:
MADDE 60 - (251 sayılı kanunun 2 inci
maddesiyle değişen şekli) Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu 7 günlük
müddet içinde borcunu ödemediği ve mal bildiriminde de bulunmadığı takdirde mal
bildiriminde bulununcaya kadar bir defaya mahsus olmak ve üç ayı geçmemek üzere
hapisle tazyik olunur.
Hapisle tazyik kararı, ödeme emrinin
tebliğini ve 7 günlük müddetin bitmesini müteakip tahsil dairesinin yazılı
talebi üzerine icra tetkik mercii hakimi tarafından verilir.
Bu kararlar Cumhuriyet Savcılığınca
derhal infaz olunur.
İcra tetkik mercii hakimi tarafından
verilen hapsin tazyik kararları her türlü harç ve resimden muaftır.
Mal
edinme ve mal artmaları:
MADDE 61 - Mal bildiriminde, malı
olmadığını gösteren veyahut borca yetecek kadar mal göstermemiş olan borçlu,
sonradan edindiği malları ve gelirindeki artmaları, edinme ve artma tarihinden
başlayarak 15 gün içinde tahsil dairesine bildirmeye mecburdur.
Haciz:
MADDE 62 - Borçlunun, mal bildiriminde
gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar
elindeki menkul malları ile gayri menkullerinden, alacak ve haklarından amme
alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haciz olunur.
Borçlu tarafından başkasının olduğu
beyan veya üçüncü şahıs tarafından ihtiyaten haciz ve istihkak iddia edilmiş
bulunan malların haczi en sonraya bırakılır.
Ancak haciz olunan gayrimenkul
artırmaya çıkarılmadan, borçlu borcun itfasına yetecek menkul mal veya vadis
gelmiş sağlam alacak gösterirse gayrimenkul üzerinde haciz baki kalmak üzere
gösterilen menkul veya alacak da haciz olunur.
Şu kadar ki, bu suretle mahcuz kalan
gayrimenkulun idare ve işletmesine ve hasılat ve menfaatlerine tahsil dairesi
müdahale etmez.
Tahsil dairesi alacaklı amme idaresi
ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir.
Diğer
hükümlerin paraya çevrilmesi:
MADDE 63 - Tahsil dairesi, borçlunun
haklarını tasfiye bakımından onun haiz olduğu bütün salahiyetleri kullanarak
bir irtifaa hakkı veya taksim edilmemiş bir miras veya iştirak halinde tasarruf
olunan bir mal hissesi gibi malların paraya çevrilebilir hale gelmesini genel
hükümler dairesinde sağlar. Bu suretle paraya çevrilebilir hale gelen mallar
hakkında da bu kanun hükümleri tatbik olunur.
Haciz
varakası:
MADDE 64 - (4108 sayılı kanunun 14 üncü
maddesiyle değişen fıkra) (2.6.1995 tarihinden geçerli olmak üzere) Haciz
muameleleri, tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin,
mahallî en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz
varakalarına dayanılarak yapılır. (*)
Bu varakaların şekli ve ihtiva
edeceği bilgiler maliye Vekaletince belirtilir.
-----------------------------------------
(*) (Değişmeden
önceki fıkra)
Haciz muameleleri tahsil
dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük
memurluğunca tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılır.
-----------------------------------------
Köylerde
haciz:
MADDE 65 - Köylerde ve Köy kanunu
tatbik edilen bucaklarda menkul mal haczi haciz varakası üzerine köy ihtiyar
kurullarınca yapılır.
(2347 sayılı kanunun 7 inci
maddesiyle değişen fıkra) Bu yerlerde gerek görülen hallerde Maliye Bakanlığınca
tespit ve ilan edilecek vergiler için muhtarın veya ihtiyar kurulu üyelerinden
birinin huzuruyla tahsil dairesine menkul mal haczi yaptırmaya o mahallin en
büyük mal memuru yetkilidir. (*)
-----------------------------------------
(*) MADDE 65 -
(2347 sayılı kanunla değişmeden önce 1.1.1981 tarihine kadar geçerli olan
şekli) Bu yerlerde lüzum görülen hallerde gelir, kurumlar vergileri ile bu
vergilere tabi şahıs ve müesseselere ait muamele ve istihlak vergileri için
muhtarın veya ihtiyar kurulu üyelerinden birinin huzuruyla tahsil dairesine
menkul mal haczi yaptırmaya o mahallin en büyük mal memuru salahiyetlidir.
-----------------------------------------
Borçlu
elinde haczedilen mallara karşı istihkak iddiaları:
MADDE 66 - Borçlu elinde bulunan bir
malı üçüncü şahsın mülkü veya rehin olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs
tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde,
haczi yapan memur bunu haciz zaptına geçirir. Keyfiyet, iddia borçlu tarafından
yapılmışsa üçüncü şahsa, üçüncü şahıs tarafından yapılmışsa borçluya
bildirilir.
Tahsil dairesi, haciz zaptını aldığı
tarihten itibaren 7 gün içinde iddiayı reddetmediği takdirde istihkak iddiasını
kabul etmiş sayılır. Üçüncü şahıs, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde
itiraz etmediği takdirde istihkak iddiası dinlenmez.
İstihkak iddiası tahsil dairesince
kabul edilmez veya borçlu tarafından istihkak iddiasına itiraz edilirse, 7 gün
içinde mahkemeye müracaat etmesi lüzumu tahsil dairesince üçüncü şahsa
bildirilir. Müddetinde dava açılmadığı takdirde istihkak iddiasından
vazgeçilmiş sayılır.
Üçüncü
şahıs elinde haczedilen mallara karşı istihkak iddiaları:
MADDE 67 - Haczedilen mal borçlunun
elinde olmayıp da, o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden üçüncü
bir şahıs elinde ise keyfiyet, haczi yapan memur tarafından haciz zaptına
geçirilir. Malın borçluya ait olduğu iddiasında bulunan tahsil dairesi keyfiyetli
alacaklı amme idaresine bildirir. Alacaklı amme idaresi bildirme tarihinden
itibaren 15 gün içinde dava açmadığı takdirde istihkak iddiası kabul edilmiş
sayılır.
Borçlu ile birlikte ikamet etmekte
olan şahıslar tarafından istihkak iddiasında bulunulduğu takdirde mal borçlunun
elinde sayılır.
İstihkak iddiaları ile ilgili diğer hükümler:
MADDE 68 - İstihkak davalarına bakmaya
haczi yapan tahsil dairesinin bulunduğu mahal mahkemesi salahiyetlidir.
İstihkak davaları diğer işlere takdimin görülür.
Davacı takibin tehirini istediği
takdirde kendisinde mevcut edilirlerin mahiyetine göre ve muhtemel zarara karşı
kafi teminat alınmak suretiyle takibin tehirine mahkemece karar verilebilir.
İstihkak davası üzerine takibin
tehirine karar verilir ve neticeden dava ret olunursa, dava mevzuunu teşkil
eden mahcuz malın değerinin % 10'u tutarında tazminat hüküm olunur.
Amme
idareleri arasında hacze iştirak:
MADDE 69 - Her amme idaresi, diğer bir
amme idaresi tarafından yapılan hacizlere, amme alacağı bu haciz tarihinden
önce tahakkuk etmiş olmak şartıyla haczedilen mallardan herhangi biri paraya
çevrilinceye kadar iştirak edebilir.
Hacze iştirak halinde, hacizli malın
bedelinden ilk önce haczi yapan dairenin alacağı tahsil olunur. artanı hacze
iştirak tarihini sırası ile alacaklarına mahsup edilmek üzere, hacze iştirak
eden dairelere ödenir.
Haczedilemeyecek
mallar:
MADDE 70 - Aşağıda gösterilen mallar
haczedilemez:
(3986 sayılı kanunun 16ncı
maddesiyle değişen bent) (7.5.1994 tarihinden geçerli olmak üzere) 1 - 233
sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde kararname hükümlerine
tabi iktisadi Devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların
müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları
hariç olmak üzere Devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı
gösterilen mallar. (*)
2 - Borçlunun şahsı ve mesleği için
gerekli elbise ve eşyası ile, borçlu ve ailesine gerekli olan yatak takımları
ve ibadete mahsus kitap ve eşyası,
3 - Vazgeçilmesi kabil olmayan
mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası,
4 -Borçlu çiftçi ise kendisinin ve
ailesinin geçimleri için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve taşıtları ve
diğer teferruat ve tarım aletleri; çiftçi değilse sanat ve mesleği için gerekli
olan alet ve edevatı ve kitapları; arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük taşıt
sahiplerinin ancak geçimlerini sağlayan taşıt vasıtaları,
5 - Borçlu veya ailesinin geçimleri
için gerekli ise, borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği
veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları,
6 - Borçlu ve ailesinin iki aylık
yiyecek ve yakacakları ile,
a) Borçlu çiftçi ise ayrıca gelecek
mahsul için gerekli olan tohumluğu,
b) Borçlu bağ, bahçe veya meyve ve
sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan bağ,
bahçe ve bu işler için gerekli bulunan alet ve edevatı, malzemesi ve fide ve
tohumluğu,
c) Geçimi hayvan yetiştirmeye
münhasır olan borçlunun kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan
miktarda hayvan ile bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,
7 - Memleketin ordu ve zabıta
hizmetlerinde malul olanlara bağlanan emekli aylıkları ile, bu kabil kimselerin
dul ve yetimlerine bağlanan aylıklar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına
verilen uçuş ve dalış ikramiyeleri,
8 - Bir yardım sandığı veya derneği
tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan aylıklar,
9 - Vücut ve sağlık üzerine ika
edilen zararlar için tazminat olarak zarar görenin kendisi veya ailesine toptan
veya irat şeklinde verilen veya verilmesi gereken paralar,
10 - Askerlik malullerine, şehit
yetimlerine verilen harp malullüğü zammı ile, 1485 sayılı Kanun gereğince
verilen tekel bayileri,
11 - Borçlunun haline münasip evi
"ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer
alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabilir."
12 - (2347 sayılı Kanunun 8 inci
maddesiyle değişen bent) Harcırah kanununa göre yapılan ödemeler, (**)
13 - (2347 sayılı Kanunun 8 inci
maddesiyle eklenen 1.1.1981 tarihinden geçerli bent) 2022 sayılı Kanun uyarınca
bağlanan aylıklar.
---------------------------------------------
(*) 1 - (3986
sayılı kanunla değişmeden önceki şekli) Devlet malları ile hususi kanunlarında
haciz caiz olmadığı gösterilen mallar,
(**) 12 - (2347
sayılı kanunla değişmeden önce 1.1.1981 tarihine kadar geçerli olan şekli)
Harcırah Kararnamesine göre ödenen seyahat, ikamet yevmiyeleri ile zaruri
masraf karşılığı olarak ödenen paralar.
---------------------------------------------
Kısmen
haczedilebilen gelirler:
MADDE 71 - (2347 sayılı kanunun 9 uncu
maddesiyle değişen madde) Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa
hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları,
sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haciz
olunabilir. ancak haciz olunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte
birinden az olamaz.
Asgari ücreti aşmayan aylık
gelirlerin onda birinden fazla haciz olunamaz. (*)
------------------------------------------------
Kısmen
haczedilebilen gelirler:
(*) MADDE 71 -
(2347 sayılı kanunla değişmeden önce 1.1.1981 tarihine kadar geçerli olan
şekli) Aylıklar, ödenekler ve her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı
ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik, aylıkları, sigorta emeklilik
sandıkları tarafından sağlanan gelirler borçlu ve ailesinin geçimleri için
tahsil dairesine lüzumu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra
haciz olunabilir. Ancak haciz olunacak miktar bunların dörtte birinden aşağı
olamaz.
100 lirayı aşmayan aylık gelirlerin
% 10'undan fazlası haciz olunamaz.
----------------------------------------------
Yetişmemiş
mahsullerin haczi:
MADDE 72 - Yetişmemiş her nevi toprak
ve ağaç mahsulleri yetişmeleri zamanından geriye doğru iki ay içinde haciz
olunabilir. Bu suretle haczedilmiş olan mahsullerin borçlu tarafından başkasına
devri, haczi yapan tahsil dairesine karşı hükümsüz olup takibatın devamına
engel olmaz.
Bu hüküm alacağı gayrimenkul rehini
ile sağlanmış olan alacaklının, müteammim cüzü olarak gayrimenkulun yetişmemiş
mahsulleri üzerinden haciz olduğu hakkı kaldırmaz. Şu kadar ki, alacaklı
rehinin paraya çevrilmesi için mahsullerin yetişmesinden önce takip isteğinde
bulunmuş olmalıdır.
Haczin
neticeleri:
MADDE 73 - Borçlu, alacaklı amme
idaresinin muvafakatini almaksızın hacizli mallarda tasarrufta bulunamaz. Haczi
koyan tahsil dairesi buna aykırı hareketin cezayı mucip olduğunu borçluya ihtar
eder.
Haczedilmiş olan mal üzerinde üçüncü
şahsın zilyetlik hükümlerine istinaden hüsnüniyetle elde ettiği haklar
mahfuzdur.
Hüsnüniyet kaidelerine aykırı olarak
hacizli mal üzerinde üçüncü şahsın elde ettiği hakların, alacaklının haczi ile
o mala taalluk eden hakların ihlal ettiği nispette butlanına mahkemece hüküm
olunur.
Paraya
çevirme:
MADDE 74 - Haczedilen her türlü mallar
satılarak paraya çevrilir.
Satıştan elde edilen bedelden, takip
masrafları ve takip edilen amme alacağı düşüldükten sonra geriye kalan kısım
borçlunun ödeme zamanı gelmiş veya muacceli yet kes betmiş borçlarına mahsup
edilir ve artanı hacze iştirak etmiş başka daire yoksa borçluya verilir, hacze
iştirak etmiş başka daire varma, artan kısımdan evvela bu dairelerin alacakları
ayrıldıktan sonra, bakiyesi borçluya verilir.
Satıştan elde edilecek bedelin amme
alacağından önce ödenmesi gereken borçlarla, takip giderlerini geçmeyeceği
kesin olarak biliniyorsa, hacizli malın satışını tahsil dairesi tehir edebilir.
Şu kadar ki, alacağı amme idaresi alacağından önce gelenlerin takip hakları
mahfuzdur.
Aciz
hali:
MADDE 75 - Yapılan takip sonunda,
borçlunun haczi caiz malı olmadığı veya bulunan malların satış bedeli borcunu
karşılamadığı takdirde borçlu aczi halinde sayılır.
yapılan takip safhalarıyla bakiye
borç miktarı bir aciz fişinde gösterilerek aciz hali tespit olunur.
Aczin
neticeleri:
MADDE 76 - Aciz halindeki borçlu
hakkında teminat ve faiz aranmadan 48 inci madde hükmü tatbik olunabilir.
Alacaklı tahsil dairesi aciz
halindeki borçlunun mali durumunu zaman aşımı süresi içinde devamlı olarak
takip eder.
İKİNCİ
BÖLÜM
MENKUL
MALLARIN HACZİ VE SATIŞI
Menkul
malların haczi:
MADDE 77 - Her türlü menkul mallar cins
ve nevileri, vasıfları, alametleri, sayı ve miktarları ve tahmin edilen
değerleri haciz zaptında tespit edilmek suretiyle haciz olunur.
Haciz
sırasında bulunacaklar ve haciz zaptı:
MADDE 78 - Haciz sırasında borçlu veya
zilyet veya bunların; vekilleri, işçi müstahdem veya aileleri efradından birisi
kendilerini temsilin bulunur. Bunlar haciz yerinde bulunmaz veya o sırada
bulundurulmaları sağlanamazsa gıyapta haciz yapılır. Gıyapta yapılan hacizlerde
zabıta memuru veya muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden biri veya borçlunun
veya zilyedin komşularından iki kişi hazır bulundurulur.
Tanzim edilen haciz zaptında, hacze
esas olan haciz varakasının tarih ve numarası, haczin yapıldığı yer, gün ve
saat, haczedilen malların neler olduğu, tahmin edilen değerleri, haciz
sırasında bulunan kimseler, varsa üçüncü şahısların iddiaları ve sair lüzumlu
hususlar belirtilir, hazır bulunanlarca imzalanarak haciz işi tamamlanır.
Gıyapta yapılan hacizlerde zaptın
bir örneği borçlu veya zilyede derhal tebliğ olunur.
Güneş battıktan doğuncaya kadar ve tatil
günlerinde haciz yapılamaz. Tatil günlerinde veya geceleri çalışılan yerlerde
yapılacak hasılat haczi ile borçlunun mal kaçırdığının anlaşıldığı haller bu
hükümden müstesnadır.
Üçüncü
şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi:
MADDE 79 - Hamiline yazılı olmayan veya
cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile, maaş, ücret, kira vesaire gibi
her türlü hakların ve fiilen zabıt tanzimi suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü
şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyet olan veyahut alacak ve
hakları ödemesi gereken hakiki, hükmi şahıslara, kurumlara haciz keyfiyetinin
tebliği suretiyle yapılır.
Borçlunun alacağı veya üçüncü
şahıstaki bir malı haczedilip de üçüncü şahıs, borcu olmadığı veya malın
yerinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden evvel borç ödenmiş veya mal
istihlak edilmiş yahut kusuru olmaksızın telef olmuş veya alacak borçluya veya emrettiği
yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise keyfiyeti, haczin kendisine
tebliğinden 7 gün içinde tahsil dairesine yazılı beyanla bildirmeye mecburdur.
Bildirmediği takdirde mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu
kanun hükümleri tatbik olunur.
Menkul malların aynen teslimi mümkün
olmadığı takdirde değeri ödenir. Üçüncü
şahısların genel hükümler gereğince asıl borçluya rücu hakları
mahfuzdur.
Zor kullanma:
MADDE 80 - Haciz tatbikinde istendiği
takdirde, kilitli ve kapalı mahallerin açılması ve her türlü eşyanın
gösterilmesi mecburidir.
Gerekirse bu yerler zorla açtırılır,
kilit ve her türlü tertipler kırılabilir. Haciz olunun malların zorla
alınmasında hal ve durumun gerektirdiği her türlü zora başvurulabilir.
Borlunun üzerinde haczi kabil
kıymetli mallar bulunduğu ve kendisi bunları rızasıyla teslim etmediği veya
üzerinde sakladığı takdirde şahsına karşı da zor kullanılır.
Hacizde değerleme:
MADDE 81 - Haczedilen mallara haczi
yapan memur tarafından değer biçilir, borçlunun müracaatı üzerine veya tahsil
dairesince lüzum görüldüğü takdirde yeniden bilirkişiye değer biçtirilir.
Haczedilen
menkul malların korunması:
MADDE 82 - Haczedilen para, kıymetli
maden, mücevher, ticari senet, hisse senedi ve tahvil gibi menkul mallar
kaybolmalarını ve değiştirilmelerini önleyecek tedbirler alınarak tahsil
dairelerince muhafaza olunur.
sair menkul mallar uygun bir yerde
muhafaza altına alınır veya güvenilir bir şahsa veyahut güvenilir bir şahsın
kefaleti altında borçlunun veya zilyedin kendisinde bırakılır.
Menkul
malları koruyacak olanların mecburiyet
ve mesuliyetleri:
MADDE 83 - Borçlular, zilyetler
güvenilir şahıslar 82 inci madde gereğince kendilerine bırakılan malları,
alacaklı amme idarelerince yapılacak ilk talep üzerine derhal ve kendilerine
teslim edildiği zamandaki durumları ile geri vermek mecburiyetindedirler.
Bu mecburiyeti yerine getirmeyenler,
haklarında yapılacak ceza takibinden başka, bu malların kendilerine
affolunamayacak bir sebepten dolayı telef veya zayi olduğunu ispat edemedikleri
takdirde, geri verilmeyen malların değerleri tutarınca borçlu sayılıp bu kanun
hükümleri gereğince takip olunurlar.
Menkul
malların satışı:
MADDE 84 - Menkul mallar tahsil
dairelerince, köylerde ihtiyar kurullarınca haciz yapıldığı tarihin üçüncü
gününden itibaren üç ay içinde satışa çıkarılır.
Bozulma, çürüme ve benzeri
sebeplerle muhafazasına imkan olmayan veyahut beklediği takdirde mühim bir
değer düşüklüğüne uğraması muhtemel bulunan malların paraya çevrilmesine derhal
başlanabilir.
Satış
şekli, artırma ve ilan:
MADDE 85 - (4369 sayılı Kanunun 23'üncü
maddesiyle değişen fıkra) 29.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere) Menkul mallar, tahsil dairelerinin satış
mahallinde açık artırma ve peşin para ile satılır. Tahsil dairesince uygun
görülmesi halinde, artırma malın mahallinde de yapılabilir. Açık artırma ile
satışa çıkarılan mal, artırma sonunda üç defa yüksek sesle duyurulduktan sonra
en çok artırana ihale edilir. Bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerle korunması
mümkün olmayan yada beklediği zaman önemli bir değer düşüklüğüne uğrayacağı
anlaşılan mallar en uygun yerde pazarlıkla, borsası bulunan mallar ilgili
borsada satılabilir. İlk artırmada satılamayan malların ikinci artırması bir
başka il veya ilçede yapılabilir. (*)
Gerekli hallerde artırmanın
yapılacağı yer, gün ve saat, satılacak malların nevi ve evsafı önceden ilan
olunur.
İlanın şekli, artırmanın tarzı, yeri
ve günü alacaklı amme idaresinin ve borçlunun menfaatine en uygun gelen şekil
göz önünde tutularak alacaklı amme iaresince tespit olunur.
Satılan mal, bedeli alınmadan teslim
edilmez. tahsil dairesi mal bedelinin ihale gününü takip eden günden itibaren
üç gün içinde ödenmesi için mühlet verebilir.
Bir kısım malların satışı ile amme
alacağı karşılandığı takdirde geriye kalan malların satışından vazgeçilir ve
bunlar üzerindeki haciz kaldırılır.
----------------------------------------
(*) (4369 sayılı
Kanunla değişmeden önceki fıkra)
Menkul mallar satış, mutat olan
belli bir yerde tahsil dairelerince açık artırma ve peşin para ile satılır.
Mutat satış, mahalline naklin külfeti veya mahallinde satışın daha muvafık
olduğu ahvalde borçlunun da rızasıyla, tahsil dairesi satışı mahallinde
yapabilir. Satılığa çıkarılan mal artırma sonunda üç defa bağırıldıktan sonra
en çok artırana ihale edilir.
----------------------------------------
Müşterinin
malı almaktan vazgeçmesi:
MADDE 86 - Müşteri malı almaktan
vazgeçer veya verilen mühlet içinde bedelin tamamını vermezse mal ikinci defa
artırmaya çıkarılır ve en çok arttırana ihale olunur. Mal birinci defa
kendisine ihale olunan kimseden, iki ihale arasındaki fark ve diğer zararlar ve
% 5 faiz veya ikinci ihalede talip çıkmaması sebebiyle ihale yapılamadığı
takdirde birinci ihale bedeli ve diğer zararlar ve % 5 faiz, ayrıca bir hüküm
alınmasına hacet kalmaksızın bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir ve o mal
için idarece yapılan her nevi masraflar alınmak suretiyle mal kendisine terk
olunur. Mal bedeli ihale yapılan şahıstan tahsil edilemediği müddetçe asıl
borçlunun borçlu sıfatı devam eder.
Satılamayan
menkul mallar:
MADDE 87 - Haczedilen menkul mallara
verilen bedel 81 inci maddede tespit olunan değerin % 75 inden aşağı olursa
veya hiç alıcı çıkmazsa, ilk artırma tarihinden başlayarak 15 gün içinde uygun
görülen zamanlarda bu mallar tekrar satışa çıkarılır. Bu ikinci artırmada
verilen bedel ne olursa olsun satış yapılır.
Menkul mallar yerinde veya başka
yere götürüldüğü halde yeni satılmaz veya taşıma giderlerinin çokluğu yüzünden
başka yere götürülmesi uygun görülmezse yukarıdaki 15 günlük sürenin
bitmesinden itibaren 6 ay içinde pazarlıkla satılır. Bu suretle de satılamadığı
takdirde haczedilen mallar borçluya geri verilebilir.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
GAYRİMENKUL
MALLARIN HACZİ VE SATIŞI
Gayrimenkul
malların, gemilerin haczi:
MADDE 88. her türlü gayrimenkul
malların, gemilerin haczi sicillerine işlenmek üzere haciz keyfiyetinin tapuya
veya gemi sicillerinin tutulduğu daireye tebliğ edilmesi suretiyle yapılır.
Gayrimenkul haczi bunların hasılat
ve menfaatlerine de şamildir. Ancak borçlunun başkaca bir geliri yoksa
kendisinin ve ailesinin geçimleri için kafi miktarda mahsulden veya satıldıkça
bedelinden münasip miktarı borçluya bırakılır.
Alacaklı tahsil dairesi, haczedilen
gayrimenkul ve gemilerin idaresi ve işletilmesi, menfaat ve hasılatın
toplanması için gerekli tedbirleri alır.
Haczin
rehinli alacaklılara bildirilmesi:
MADDE 89 - Gayrimenkul haczinde,
gayrimenkul kendilerine rehin edilmiş olan alacaklılara tapu dairesince
hacizden haber verilir.
Satış
ve satış komisyonları:
MADDE 90 - Gayrimenkullar, satış
komisyonlarınca açık artırma ile satılır. satış komisyonu, il ve ilçelerde en
büyük mal memurunun veya tevkil edeceği zatın reisliği altında belediye meclisi
tarafından kendi azası arasından seçilmiş bir zat ile alacaklı amme idaresinin
salahiyetli bir memurundan ve gayrimenkulun bulunduğu yer tapu sicil
muhafızından teşekkül eder.
Gayri
menkullere değer biçme:
MADDE 91 - Satışa çıkarılacak gayri
menkullere bilirkişinin mütalaası alınmak suretiyle satış komisyonu tarafından
rayiç değer biçilir.
Gayri
menkullerin satış şartnamesi:
MADDE 92 - Tahsil dairesi, satılacak
gayrimenkullar için aşağıdaki kayıtları ihtiva eden bir şartname tanzim eder:
1 - Gayrimenkul malikinin adı,
soyadı ve adresi,
2 - Gayrimenkulun bulunduğu mahalle,
sokak ve kapı numarası, durumu ve hususi vasıfları,
3 - Gayrimenkulun artırmaya esas
olarak biçilen rayiç değeri,
4 - % 7, 5 nispetindeki teminat
tutarı,
5 - Gayrimenkul üzerideki henüz
vadesi gelmemiş rehinler hakkında gerekli bilgilerle, satışın, gayrimenkul
üzerindeki irtifak hakları, gayrimenkul mükellefiyetleri, ipotekler, ipotekli
borç senetleri, irat senetleriyle birlikte yapılacağı,
6 - Gayrimenkulun rehini suretiyle
sağlanmış muaccel borçlar varsa bunların müşteriye devredilmeyip satış
bedelinden tercihen ödeneceği.,
7 - Ne gibi giderlerin alıcıya ait
olacağı.
Gayrimenkul
satışında ilan:
MADDE 93 - Alacaklı tahsil dairesi
gayrimenkul satışını, artırma tarihinden en az 15 gün önce başlamak şartiyle
ilan eder. İlanların yer, müddet ve şekillerine ait umumi esaslar Maliye
Vekaletince tayin olunur.
İlanda, satışın yapılacağı yer, gün,
saat ve satılacak gayrimenkulun durumu ile vasıfları gösterilir.
İlanın birer örneği borçluya, vekil
veya mümessiline ve gayrimenkulun tapu sicilinde hakkı kayıtlı bulunanlardan
adresi belli olanlara tebliğ olunur.
Gayrimenkul
mallarda artırma ve ihale:
MADDE 94 - artırmaya iştirak
edeceklerden gayrimenkula biçilmiş rayiç değerin % 7,5'u nispetinde 10 uncu
maddenin 1 ilâ 4 üncü bentlerinde yazılı teminat alınır.
Gayrimenkul artırma sonunda, üç defa
bağırıldıktan sonra en çok artırana ihale olunur. Şu kadar ki, artırma bedeli
gayrimenkul için biçilmiş olan değerin % 75'ini bulmak lazımdır. Şayet amme
alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar bu gayrimenkul ile temin edilmiş ise,
artırma bedelinin bu suretle rüçhanı olan alacakların tutarından fazlaya
çıkması ve yapılmış ve yapılacak masrafları da karşılaması şarttır.
Gayrimenkulun rehini suretiyle
sağlanmış muaccel borçlar alıcıya devredilmez, satış bedelinden ödenir.
Haczedilen gayri menkullerin
ayrılması mümkün olup da bir kısmının bedeli amme alacağını karşılamaya yettiği
takdirde, borçlu yazı ile istemedikçe artan kısım satılmaz. Gerekirse tapu
dairesine satılacak kısım tefrik ettirilir.
İhale kararının bir örneği borçluya
veya vekil veya mümessiline ve gayrimenkulun tapu sicilinde hakkı kayıtlı
bulunanlardan adresi belli olanlara tebliğ olunur.
Artırmanın
uzatılması:
MADDE 95 - Artırmada yukarıdaki maddede
yazılı miktar elde edilmemiş, ise, en çok artıranın taahhüdü baki kalmak
şartıyla artırma 7 gün daha uzatılır. 7 inci günü aynı saatte gayrimenkul en
çok artırana ihale edilir. Evvelce yapılan ilanda bu hususlar belirtilir. Şu
kadar ki, rüçhanlı alacaklı bulunduğu takdirde ihale bedelinin rüçhanlı
alacakla birlikte masrafları da aşması şarttır, aşmazsa satış yapılmaz.
İhalenin
yapılmaması:
MADDE 96 - Artırmalarda istekli
çıkmadığı veya teklif edilen bedel 95 inci maddede yazılı olduğu üzere rüçhanlı
alacakla masrafları aşmadığı takdirde amme idaresince teferruğ edilinceye kadar
gayrimenkul üzerindeki haciz devam eder.
Bu müddette tahsil dairesine
herhangi bir istekli müracaat ettiği takdirde, bu müracaat alacaklı amme
idaresince uygun görülmek şartıyla, satış için 7 günlük bir ilan yapılarak
gayrimenkul 95 inci madde hükümleri dairesinde en çok artırana ihale olunur.
Gayrimenkul teferruğ edilinceye
kadar bir istekli çıkmadığı takdirde tahsil dairesi mahcuz malı uygun gördüğü
zamanlarda satışa çıkarabilir. Bu takdirde satış ve ilan hakkında yukarıdaki
hükümler ve ihale için de 95 inci madde hükümleri tatbik olunur.
Gayrimenkul
satış bedelinin tahsili:
MADDE 97 - Gayrimenkul kendisine ihale
olunan kimse derhal veya verile mühlet içinde parayı vermezse ihale kararı
feshedilir ve gayrimenkul, satış komisyonunca hemen 7 gün müddetle artırmaya
çıkarılır. Bu artırmayı alakadarlara tebliğe hacet olmayıp yalnız ilanla iktifa
olunur ve en çok artırana ihale edilir.
Birinci defa kendisine ihale yapılan
kimse iki ihale arasındaki farktan ve diğer zararlardan mesuldür. İhale farkı
ve geçen günlerin faizi ayrıca hükme hacet kalınmaksızın teminatın mahsubu
yapıldıktan sonra bakiyesi tahsil dairesince tahsil olunur. Faiz % 5'den hesap
olunur. Aradaki farkın amme alacağını aşan miktarın bundan mesul olan şahıstan
tahsil edebilmek üzere malı satılan amme borçlusuna dairece bir vesika verilir.
Gayri
menkullerin teferruğu ve geri verilmesi:
MADDE 98 - İkinci artırma tarihinden
başlayarak bir yıl içinde gayrimenkul en az bir kere daha satışa çıkarıldığı
halde satılmasına imkan bulunmadığı takdirde gayrimenkul alacaklı amme
idaresinin talebi üzerine ve satış komisyonu kararıyla amme idaresince teferruğ
edilebilir. Teferruğ bedeli, gayrimenkulun biçilen rayiç değerinin % 50'sidir.
Teferruğ muamelesinin ikmali
müteakip, takip ve teferruğ masrafları düşüldükten sonra artan bedel borca
mahsup edilir. teferruğu edilen gayrimenkul teferruğ kararı tarihinden itibaren
bir yıl müddetle satışa çıkarılamaz.
Borçlu satış komisyonunun teferruğ
kararı tarihinden başlayarak bir yıl içinde amme alacağını, gecikme zamları ile
birlikte ödediği takdirde gayrimenkul kendisine geri verilir. Ferağ masrafı
borçluya aittir.
Teferruğ kararı verilmeden evvel
biçilen rayiç bedelin % 75'i veya fazlasıyla hariçten talip çıkarsa alacaklı
amme idaresi teferruğdan vazgeçer.
İhalenin
neticesi fesih ve tescil:
MADDE 99 - Satış komisyonu tarafından
gayrimenkul kendisine ihale edilen alıcı o gayrimenkulun mülkiyetini iktisap
etmiş olur. İhalenin feshi gayrimenkulun bulunduğu yerin icra tetkik merciinden
şikayet yoluyla istenebilir. İhalenin ilgililere tebliği tarihi şikayet için
muayyen olan 7 günlük müddete başlangıç sayılır. tetkik merciinin vereceği
karar 0 gün içinde temyiz olunabilir. temyiz talebini temyiz İcra ve İflas
Dairesi tetkik eder. İhale edilen malın değeri iki bin lirayı aştığı takdirde
murafaa istenebilir. İhalenin feshi veya kaydın tashihi hakkında başkaca
mahkemeye veya idare kaza mercilerine müracaat olunamaz. tescil için tapu
dairesine yapılacak tebligat şikayet için muayyen müddetin geçmesinden ve eğer
şikayet edilmişse şikayetin intacından sonra yapılır.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
İFLAS
YOLUYLA TAKİP VE KONKORDATO
İflas
yoluyla takip:
MADDE 100 - Amme alacaklarını tahsili
için İcra ve İflas Kanunu hükümleri dairesinde amme borçlusunun iflası
istenebilir.
İflas dairesi, amme alacaklarının
iflas masasına geçirilmesini temin için hakkında iflas açılan kimseleri ve
basit ve adi tasfiye şekillerinden hangisinin tatbik edileceğini bulunduğu
yerdeki amme idarelerine zamanında bildirmeye mecburdur.
Konkordato:
MADDE 101 - Amme idaresi tarafından
iflas talebinde bulunulsa dahi tasdik edilen konkordato amme alacakları için
mecburi değildir.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
ZAMANAŞIMI,
TERKİN, YASAKLAR VE CEZALAR VE SON
HÜKÜMLER
BİRİNCİ
BÖLÜM
ZAMANAŞIMI
VE TERKİN
Tahsil
zamanaşımı:
MADDE 102 - Amme alacağı, vadesinin
rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde
tahsil edilmezse zaman aşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlardaki
zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.
Zamanaşımından sonra mükellefin rıza
en yapacağı ödemeler kabul olunur.
Zamanaşımının
kesilmesi:
MADDE 103 - Aşağıdaki hallerde tahsil
zamanaşımı kesilir:
1 - Ödeme,
2 - Haciz tatbiki,
3 - Cebren tahsil ve takip
muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat,
4 - Ödeme emri tebliği,
5 - Mal bildirimi, mal edinme ve mal
artmalarının bildirilmesi,
6 - Yukarıdaki 5 sırada gösterilen
muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar
mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması,
7 - İhtilaflı amme alacaklarında
kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,
8 - Amme alacağının teminata
bağlanması,
9 - Kaza mercilerince icranın
tehirine karar verilmesi,
10 - İki amme idaresi arasında
mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine
borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi.
Kesilmenin rastladığı takvim yılını
takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.
Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni
vade gününün rastladığı amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza
mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı
ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı takvim yılını takip eden
takvim yılının ilk günüdür.
Zamanaşımının
işlememesi:
MADDE 104 - Borçlunun yabancı memlekette
bulunması, hileli iflas etmesi veya terekesinin tasfiyesi dolayısıyla hakkında
takip yapılmasına ilişkin hadleri yoksa bu halleri müddetince zamanaşımı
işlemez.
Zamanaşımı, işlememesi sebeplerinin
kalktığı günün bitmesinden itibaren başlar veya durmasından evvel başlamış olan
cereyanına devam eder.
Tabii
afetler sebebiyle terkin:
MADDE 105 - Yangın, yer sarsıntısı, yer
kayması, su basması, kuraklık, don, zararlı hayvan ve haşarat istilası ve
bunlara benzeyen afetler yüzünden zarara maruz kalan varlıklarının ve
mahsullerinin en az üçte birini kaybedenlerin tahakkuk etmiş zarar verdiği
gelir kaynakları ile ilgili amme alacakları İcra Vekilleri heyeti kararıyla
kısmen veya tamamen terkin olunur.
Bu madde hükmünden faydalanmak için
afetin vuku tarihinden itibaren 6 ay içinde ilgili amme idaresine yazı ile
müracaat edilmesi şarttır.
Bu madde şümulüne giren bir zararın
mevcut olup olmadığı mahalli il veya ilçe idare kurullarınca zararın derecesi,
Maliye Vekaletince genel olarak esaslar dahilinde ilgili amme idarelerince
tespit olunur.
Vergi usul Kanununun mevzuuna giren
amme alacakları hakkında mezkur kanunun 105 inci maddesi hükümleri tatbik
olunur.
Tahsil imkansızlığı sebebiyle
terkin:
MADDE 106 - (4108 sayılı Kanunun 15'inci
maddesiyle değişen fıkra) (2.6.1995 tarihinden geçerli olmak üzere) Yapılacak
takip sonunda tahsili imkânsız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan
fazla bulunduğu anlaşılan (99/13326 sayılı Kararla değişen miktar) (28.9.1999
tarihinden geçerli olmak üzere) 5.000.000 liraya kadar (5.000.000 lira dahil)
(*) amme alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından
tahsil zamanaşımı süresi
beklenilmeksizin terkin olunabilir. Bakanlar Kurulu, bu miktarı on katına kadar
artırmaya yetkilidir. (*)
(3505 sayılı Kanunun 25'inci
maddesiyle eklenen fıkra) (10.12.1988 tarihinden geçerli olmak üzere) maliye ve
Gümrük Bakanı, yukarıdaki fıkra hükmüne göre terkin edilecek amme alacağının
miktarını belirlemeye yetkilidir.
Terkin salahiyetini haiz olanlar bu
salahiyetlerin tamamını veya bir kısmını mahalli makamlara bırakabilirler. (**)
--------------------------------------
(*) (99/13326
sayılı Kararla değişmeden önce 16.12.1997 - 28.9.1999 döneminde geçerli olan
miktar) 2.000.000.- lira.
(*)
(97/0348 sayılı Kararla değişmeden önce 2.6.1995-16.132.1997 döneminde geçerli
olan miktar) 500.000.- Lira
(*)
(4108 sayılı Kanunla değişmeden önceki fıkra)
(3505 sayılı Kanunun 2(inci
maddesiyle değişen fıkra) (10.12.1988 tarihinden geçerli olmak üzere) Yapılacak
takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan
fazla bulunduğu anlaşılan 50.000.- liraya kadar (50.000.- lira dahil), amme
alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil
zaman aşımı, süresi beklenilmeksizin terkin olunabilir.(*)
(*)(3506
sayılı Kanunla değişmeden önce1.1.19821-10.12.1988 döneminde geçerli olan
miktar) 2.500.- lira
(*)
(2347 sayılı Kanunla değişmeden önce 1.1.1981 tarihine kadar uygulanan miktar)
25.- lira.
--------------------------------------
(**) (3505 sayılı Kanunla değişmeden önceki şekli)
Madde 106 - (2347 sayılı Kanunun
10'uncu maddesiyle değişen ve 1.1.1981 -10.12.1988 döneminde geçerli olan
madde) Yapılan takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak
giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan 25 liraya kadar olan (25 lira
dahil) amme alacakları, amme idarelerinde terkin salahiyetin haiz olanlar tarafından terkin olunur.
Terkin salahiyetini haiz olanlar bu
salahiyetlerin tamamını veya bir kısmını mahalli makamlara bırakabilirler.
(**)
(2347 sayılı Kanunla değişmeden önceki şekli)
---------------------------------------------------
Tahsil imkansızlığı sebebiyle
terkin:
MADDE 106 - Yapılan takip sonunda
tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla
bulunduğu anlaşılan 25liraya kadar olan (25 lira dahil) amme alacakları, amme
idarelerinde terkin salahiyetini haiz olanlar tarafından terkin olunur.
Terkin salahiyetini haiz olanlar bu
salahiyetlerin tamamını veya bir kısmını mahalli makamlara bırakabilirler.
---------------------------------------------------
İKİNCİ
BÖLÜM
YASAKLAR
VE CEZALAR
Sırrın
ifşası:
MADDE 107 - bu kanunun tatbikinde
vazifeli bulunan kimseler, bu vazifeleri dolayısıyla amme borçlusunun ve onunla
ilgili kimselerin şahıslarına,mesleklerine, işlerine, muamele ve hesap
durumlarına ait öğrendikleri sırlarla
gizli kalması lazım gelen diğer hususları ifşa ettikleri takdirde 2 aydan 6 aya
kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Bu sırları kendileri veya başkaları
için menfaat temini maksadı ile ifşa edene beş aydan iki seneye kadar hapis
cezası ile cezalandırılır ve bu suç faillerine birinci fıkra hükümlerine göre
bir daha devlet hizmetinde kullanılmamalarına karar verilir.
(4369 sayılı Kanunun 82/2'nci
maddesiyle 29.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere üçüncü fıkra yürürlükten
kaldırılmıştır.) (*)
4369 sayılı Kanunun 82/2'nci
maddesiyle 29.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere dördüncü fıkra yürürlükten
kaldırılmıştır.) (**)
4369 sayılı Kanunun 82/2'nci
maddesiyle 29.7.1998 tarihinden geçerli olmak üzere beşinci fıkra yürürlükten
kaldırılmıştır.) (***)
-------------------------------------------------
(*) (4369 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki üçüncü
fıkra)
(3946 sayılı Kanunun 4'üncü
maddesiyle eklenen fıkra) (30.12.1993 tarihinden geçerli olmak üzere) ödeme
müddetinin bitin tarihinden itibaren altı ay geçmesine rağmen, gelir vergisi,i
kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve bunların ferileri ve cezaları ile bu
vergiler dışında kalan ve vergi, resim, harç niteliğinde olmaya dieram
aacalarını ödemeyen amme borçlularının ad ve unvanları ile borç miktarları,
yılda en çok bir defa Maliye Bakanlığı'nca topluca ilan edilebilir.
(**)
(4369 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki dördüncü fıkra)
(3946 sayılı Kanunun 4'üncü
maddesiyle eklenen fıkra) (30.12.1993 tarihinden geçerli olmak üzere) Bu ilan
sırın ifşaı ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre vergi mahremiyetinin ihlali
sayılmaz.
(***)
(4369 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki beşinci fıkra)
(3946 sayılı Kanunun 4'üncü
maddesiyle eklenen fıkra) (30.12.1993 tarihinden geçerli olmak üzere) maliye
Bakanlığı, ilan edilecek amme alacaklarını nevileri ve asgari miktarı
itibariyle sınırlamaya, ilanın şeklini aılaaı yr ve zamn ie iğe uu ve salrı tspt
etmeye yetkilidir.
-------------------------------------------------
Artırmalara
katılamayacak ve artırmalardan mal satın alamayacak olanlar:
MADDE 108 - Bu kanun tatbikinde vazifeli
bulunan kimseler, bu kanun gereğince paraya çevrilecek malların artırmasına ne
kendi adlarına, ne de diğer kimseler ad ve hesabına iştirak edemeyecekleri ve
bu artırmalarda a saı laackarı gibi,bumalrı çnü şahıslar vasıtasıyla veya
üçüncü şahıslara satın aldırıp onlardan beş sene müddetl efer sretiyle dahi
satın alamazlar. Bu memnuniyet, bunların eşlerine ve üçüncü dereceye kadar (Bu
derece dahil) kkkan ve rıhri hısımlarına da şamildir. Bu meniet iafn yapılan
ihalelerin 99'uncu maddeye göre feshi istenebilr.
Bu madde hükmüne yırı hareket
edenler üç aydan üç yıla kadar hapis ve altı aydan üç yıla kadar memuriyetten
mahrumiyet cezası ile cezalandırılırlar.
Takdir
muamelelerine ve kararlara iştirak edemeyecek olanlar:
MADDE 109 - Bu kanunun tatbikatında
satış komisyonu reis ve azasiyle, bilirkişiler ve yine bu kanunun tatbiki
münasebetiyle kendilerine intikal edecek hadislrn krr bağlanmasına itiraz
komisyonları reis ve azası:
1 - Kendilerine, nişanlılarına ve
boşanmış olsalar bile eşlerine,
2 - Kan veya sıhri usul ve füruuna,
evlatlığına veya kendisini evlat edinene yahut kan hısımlığında üçüncü (Bu
derece dahil) sıhri hısımlıkta bu hısımlığı meydana getiren evlenme ortadan
kalmış olsa bile üçüncü (Bu derece dahil) dereceye kadar olan civar
hısımlarına,
3 - Kanuni temsilcisi veya vekili
bulundukları kimselere
Ait işlerin takdir muamelelerieve
uişler akına vrieck arrlra iştirak edemezlr.
Amme
alacağının tahsiline engel olanlar:
MADDE 110 - Amme alacağının tahsili için
hakkında takip muamelelerine başlanan borçlu kısmen veya tamamen veya tamamen
tahsile engel olmak veya tahsili zorlaştırmak maksadıyla mallarından bir
kısmını veya tamamını:
1 - Mülkünden çıkararak, telef
ederek yahut değerden düşürerek gerçek surette,
2 - Gizleyerek kaçırarak muvazaa
yolu ile başkasının uhdesine geçirilerek veya aslı olmayan borçlar ikrar
ederek, yahut alındılar vererek gerçeğe aykırı surette, varlığını yok eder veya
azaltır ve geri kalan mallar borcu karşılamaya yetmezse üç aydan üç yıla kadar
hapis cezasıyla cezalandırılır ve tevellüt eden zarar ise verilecek ceza
yarısına kadar indirilerek, eğer pek fahiş ise yarısına kadar artırılarak hüküm
olunur.
Gerçeğe aykırı bildirimde
bulunanlar:
MADDE 111 - Bu kanuna göre istenen mal
bildirimini gerçeğe aykırı surette yapanlarla, yaşayış tarzları mal bildirimine
uymayanlar sulh işlerine bakan mahkemelerce bir aydan bir seneye kadar hapis
ile cezalandırılırlar. Mal edinme ve artmalarını bildirmeyenler:
MADDE 112 - Usulü dairesinde mal
bildiriminde bulunduktan sonra, edinilen mallarla, her türlü mallarında, kazanç
ve gelirlerinde olan artmaları 61'inci madde hükümleri gereğince zamanında
bildirmemek suretiyle amme alacağının tahsilini engellemiş veya zorlaştırmış olanlar
sulh işlerine bakan mahkemelerce bir aydan bir seneye kadar hafif hapis cezası
ile cezalandırılırlar.
Amme
borçlusuna ait ellerinde bulundurdukları malları bildirmeyenler:
MADDE 113 - Amme borçlusuna ait ellerinde
bulundurdukları malları 55 inci maddenin son fıkrası gereğince yapılan talebe
rağmen bildirmeyenler sulh işlerine bakan mahkemelerce 15 günden 6 aya kadar
hafif hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
İstenecek bilgileri vermeyenler:
MADDE 114 - Kendisine ödeme emri
tebliğ olunan ve malı olmadığı yolunda bildirimde bulunan amme borçluları bu
bildirim ile birlikte veya bildirim tarihinden itibaren 15 gün içinde:
1 - En son kanuni ikametgah ve iş
adreslerini,
2 - Varsa devamlı mükellefiyetleri
bulunan diğer tahsil dairelerini ve amme idarelerini ve bunlardaki hesap ve
kayıt numaralarını bildirmek, nüfus kayıt suretini vermek mecburiyetindedirler.
Bu vazifeyi makbul bir özre
dayanmadan zamanında yerine getirmeyenler sulh işlerine bakan mahkemelerce bir
aya kadar hafif hapis veya 100 liraya kadar hafif para cezası ile
cezalandırılırlar.
Suçların
takibi:
MADDE 115 - 110 ilâ 114'üncü maddelerde
yazılı suçlar, alacaklı amme idaresinin o mahaldeki en büyük memurunun ihbarı
üzerine Cumhuriyet Savcılığı tarafından takip olunur.
Bu suçlar bir hükmi şahsın idare ve
muamelelerine görme sırasında işlenmiş ise ceza, hükmi şahsın ortaklarından,
mümessil ve vekillerinden tasfiye, memurlarından idare meclisi reis ve
azasından, murakıp ve müfettişlerinden veya müstahdemlerinden muameleyi yapmış
olanlar hakkında hüküm olunur.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
SON
HÜKÜMLER
Kaldırılan
kanun ve hükümler:
MADDE 116 - Aşağıda yazılı kanun ve
hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.
1 - 5 Ağustos 1325 tarihli Tahsili
Emval kanunu,
2 - 2 Şaban 1327 tarihli Tahsili
Emval Kanununun 11 ve 17'nci maddelerine müzeyel fıkrat hakkındaki 18
Kanunusani 1331 tarihli Kanun,
3 - 26.6.1332 tarihli Maddin
Nizamnamesinin 57'nci maddesi,
4 - 19 teşrinisani 1336 tarihli ve
48 sayılı Kanun,
5 - 1 Teşrinievvel 1337 tarih ve 156
sayılı Kanun ile 26.1.1939 tarih ve 3586 sayılı Kanunun 2'nci maddesi,
6 - 20.6.1933 tarih ve 2184 sayılı
Kanun,
7 - 23.12.1934 tarih ve 2656 sayılı
Kanun,
8 - 4.7.1934 tarih ve 2560 sayılı
Kanunun 2'nci maddesi,
9 - 4.7.1934 tarih ve 2566 sayılı
Kanunun 12'nci maddesi,
10 - 23.12.1935 tarih ve 2871 sayılı
Kanunun 6'ncı maddesinin son fıkrası,
11 - 21.8.1940 tarih ve 3911 sayılı
Kanun ve bu kanunun 3'üncü maddesi ile ilga edilen su veri tahsiliyesi bir
kanunu mahsus ile muayyen olmayan tekalif ve rüsum hakkındaki 12 kanunusani
1331 tarihli Kanun,
12 - 7.6.1949 tarih ve 5432 sayılı
vergi Usul kanununun 103'üncü maddesinin son fıkrasının, (mükellefin yapacağı
vergi ödemeleri kabul olunmaz) hükmü ile 352'nci maddesi ve 377'nci maddesinin
teminat olarak alınacak mallara ait
hükümleri,
13 - İcraat ve mukataatı vakfiyenin
vergi ile birlikte tahsiline dair 27 rebiul evvel 1331 tarihli kanunun mukakat
ile bu kanunu muadil 16 Ramazan 1332 ve 26 Temmuz 1330 tarihli Kanun,
14 - Kanunların vergi, resim ve
harçların tahsil gecikme zammına ve tahsil zamanaşımına müteallik hükümleri.
Erken
Ödemede İndirim
EK MADDE 1 - (4179 sayılı Kanunun 1'inci
maddesiyle eklenen madde) (1.10.1996 tarihinden geçerli olmak üzere) Amme
alacağının kanuni ödeme süresinden önce ödenmesinde, aşağıda belirtilen indirim
ve esaslar uygulanır:
1. Erken ödemelerde indirim ödeme tarihinden kanuni
ödeme süresinin son gününe kadar her gün için aylık (97/9942 sayılı Kararla
değişen oran)(1.10.1997 tarihinden geçerli olmak üzere) % 0 (*) oranında
uygulanır.
2. Kanuni ödeme süresinin sonunda
artakalan tutarlar, erken ödeme sayılır
ve diğer amme alacaklarına mahsup edilinceye kadar (1) numaralı bende
göre işlem yapılır. Nakden iadelerde indirim uygulanmaz.
3. İndirim uygulanacak sürelerin
hesabında bir ay 30 gün olarak kabul edilir ve ödemenin yapıldığı gün dikkate
alınmaz.
4. Bakanlar kurulu; (1) numaralı
bentte yazılı oranı sıfıra kadar indirmeye, % 8'e kadar artırmaya, amme
alacaklarının nevi ve vadeleri itibariyle farklı oranlar tespit etmeye yetkilidir.
5. Bu madde hükümlerinden yararlanacak amme
alacaklarını nevileri ve dönemleri itibariyle sınırlamaya,münhasıran tahakkuk
eden amme alacakları için uygulatmaya, indirimin yapılma şekli ve zamanı ile
diğer usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
---------------------------------------
(*) (97/9942 sayılı karar ile
değişmeden önceki oranı) % 4
---------------------------------------
Tahsili
Emval Kanununa göre başlamış takipler:
GEÇİCİ MADDE 1 - Bu kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten evvel tahsili Emval Kanununa göre başlamış takiplere ait müteakip muameleler bu kanunun hükümleri
dairesinde cereyan eder.
Bu
Kanunun neşri tarihinde gecikme zammına dahil olmayan amme alacakları:
GEÇİCİ MADDE 2 - bu Kanunun 51 inci
maddesindeki gecikme zamları, halen gecikme zammına tabi olmayan muaccel amme
alacaklarından bu Kanunun neşri tarihinde ödenmemiş olanların, neşir tarihinden
itibaren altı ay içinde ödenmeyenleri hakkında da tatbik olunur.
Bu
Kanuna göre takip edilecek vakıf mukataa ve müecceleleri:
GEÇİCİ MADDE 3 - Vakıflar idaresince tahakkuk
ettirilip mükelleflerine şahsen veya bulunmadıkları takdirde ilanen, tebliğ
olunup da tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde ödenmeyen vakıf mukataa ve
müeccelleri hakkında da bu Kanun hükümleri tatbik olunur.
GEÇİCİ
MADDE 4 -
(410 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle eklenen madde) Gelir , kurumlar, dahilde
alınan istihsal, nakliyat ve banka ve sigorta muameleleri vergilerinden
1.1.1962 tarihinde vadesi geçmiş borcu bulunanlardan 48 inci maddeye göre
yaptıkları tecil talepleri bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce reddedilmiş
olanlar ile haklarında aynı madde uygulanmış bulunanların (İktisadi Devlet
Teşebbüsleri hariç) bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir ay içinde
tahsil dairesine yazı ile müracaat etmeleri şartı ile son durumları yeniden
incelenir.
Bu inceleme sonunda, zor durumda
bulundukları anlaşılanların, bakiye borçları (Bu Kanunun şümulüne giren
borçlardan 1.1.1962 tarihi ile Kanunun yürürlük tarihi arasında cebren veya
rıza en tahsilat yapılmış ise taksitlendirmek suretiyle tecil edilecek miktar
borç bakiyesidir.) Maliye Bakanlığınca 48 inci maddedeki iki yıl kaydı ile
bağlı olmaksızın; 1962 bütçe yılı sonunu tecavüz etmeyecek şekilde,
taksitlendirilmek suretiyle münasip müddetle bir defaya mahsus olmak üzere
tecil olunabilir.
Kanunun teminat istenmesi, faiz
aranması, haczedilmiş malların teminat yerine geçmesi, teminatın değiştirilmesi
ve değerini kaybeden teminatın tamamlanması ile ilgili hükümleri mahfuzdur.
Maliye Bakanlığı bu madde ile
tanınan tecil yetkisini kısmen veya tamamen mahalli teşkilata devredebilir.
Tecil şartlarına riayet edilmemesi,
tahsil dairesince yapılacak yazılı tebliğ üzerine 15 gün içinde değerini
kaybeden teminatın veya mahcuz malların tamamlanmaması veya yerine başkalarının
gösterilmemesi hallerinde amme alacağı muaccel olur.
GEÇİCİ
MADDE 5 -
(85 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle eklenen madde) Gelir, kurumlar ve dahilde
alınan istihsal vergilerinden 1.1.1962 tarihinde vadesi geçmiş bulunan sınai
işletmeler borçlularından (iktisadi Devlet Teşebbüsleri hariç) 48 inci maddeye
göre yaptıkları tecil talepleri 40 sayılı Kanunun yürürlülüğünden önce
reddedilmiş olanlarla hatlarında mezkûr madde hükmü uygulanmış bulunanlar ve
geçici 4 üncü maddeye göre yaptıkları tecil talepleri reddedilmiş olanlarla,
haklarında
mezkûr
madde hükmü uygulanmış bulunanlar bu kanunun yürürlülüğü tarihinden itibaren
bir ay içinde Maliye vergi tahsil dairelerine yazı ile müracaat etmeleri
şartıyla son durumları yeniden incelenir.
Yapılan incelemede, borçlunun mevcut
sınai, tesisi satılmaksızın veya sınai tesisin faaliyetinin devamına imkan
bırakmayacak veya ağır şekilde sekteye uğratacak tedbirlere baş vurulmaksızın
borcunu ödemeyeceği anlaşıldığı takdirde bir defaya mahsus olmak üzere bakiye
borçları (500.-) bin liraya kadar (500.000.- lira dahil) olanların borçları
Maliye Bakanlığınca, (500.-) bin liradan yukarı olanların borçları Bakanlar
Kurulunca (5) seneye kadar tecil olunabilir. Gerekirse taksitlerin tahsiline en
çok üçüncü yıl sonunda başlanır.
Evvelce faaliyette bulunduğu halde
bu Kanunun yürürlülüğü tarihinde mali imkansızlıkları yüzünden faaliyetini
tatil etmiş bulunan sınai müesseselerin bu hükümden istifadeleri, tecil
muamelesinin ikmalinden itibaren en geç (6) ay içinde tekrar faaliyete
geçmelerine bağlıdır.
Kanunun, teminat istenmesi, faiz
aranması, haczedilmiş malların teminat yerine geçmesi, teminatın değiştirilmesi
ve değerini kaybeden teminatın tamamlanması ile ilgili hükümleri mahfuzdur.
Maliye Bakanlığı bu madde ile
tanınan tecil yetkisini kısmen veya tamamen mahalli teşkilatına devredebilir.
Tecil şartlarına riayet edilmemesi,
vergi tahsil dairelerine yapılacak yazılı tebliğ üzerine (15) gün içinde
değerini kaybeden teminatın veya mahcuz malların tamamlanmaması veya yerine
başkalarının gösterilmemesi hallerinde amme alacağı muaccel olur.
GEÇİCİ
MADDE 6 -
(2975 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle eklenen madde) Bu Kanunun değişik 51 ve
52 inci madde hükümleri 1.3.1984 tarihinden önce vadesi geldiği halde ödenmemiş
amme alacakları hakkında da 4.3.1984 tarihinden itibaren uygulanır.
GEÇİCİ
MADDE 7 -
(3946 sayılı kanunun 5 inci maddesiyle eklenen madde) (30.12.1993 tarihinden
geçerli olmak üzere) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, bu kanunun 3505
sayılı kanunun 24 üncü maddesi ile değişik 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca asıl addolunan alacakların tahsiline devam edilir ve bu alacaklara
asıl addolundukları tarihten ödendikleri tarihe kadar geçen süre için gecikme
zammı tatbik edilir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre
uygulanan kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalarından vadesi bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten önce olanlara gecikme zammı tatbik edilmez.
Yürürlük
MADDE 117 - Bu Kanun 1 Ocak 154
tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütmeye
memur olanlar:
MADDE 118 - Bu kanun hükümlerini İcra
Vekilleri Heyeti yürütür.
AMME
ALACAKLARININ TAHSİL
USULÜ
HAKKINDA KANUN İLE İLGİLİ
TAHSİLAT
GENEL TEBLİĞLERİ
MALİYE
VE GÜMRÜK BAKANLIĞINDAN:
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No: 378
(26 Aralık 1991 tarih ve 21093 sayılı Resmi Gazetede
yayınlanmıştır)
Bilindiği üzere, 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun "Gecikme Zammı, nispet ve
hesabı" başlıklı 51 inci maddesiyle Amme alacağının ödeme müddeti içinde
ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar geçen
süre için maddede belirtilen nispetlerde gecikme zammı uygulanacağı hükme
bağlanmıştır.
Gecikme zammı nispeti; 30.12.1989
tarih ve 20388 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 89/14915 sayılı bakanlar Kurulu
kararıyla 1.1.1990 tarihinden geçerli olmak üzere vadenin bitim tarihinden
itibaren her ay için ayrı ayrı % 7 olarak belirlenmiş olup halen bu nispetin
uygulanmasına devam edilmektedir.
Gecikme zammı uygulamasında bazı
tereddütlerin meydana geldiği anlaşıldığından aşağıdaki hususların açıklanması uygun görülmüştür.
A)
GECİKME ZAMMI MÜESSESESİNDE ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİK
YAPAN 3505 SAYILI KANUNUN 24 ÜNCÜ MADDESİYLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR.
10.12.1988 gün ve 20015 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan ve Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapan 3505 sayılı
Kanunun 24 üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü
fıkrası;
"İçinde bulunulan yıl sonuna
kadar ödenmemiş olan gecikme zammı ile gecikme faizi, müteakip yılın başından
itibaren doğmalarına neden olan amme alacağı gibi addolunur ve bu amme alacağı,
tebliğ edilmeksizin tahakkuk eder. Tahakkuk eden bu amme alacağına üzerinden
hesaplandıkları amme alacağı aslına uygulanan yukarıdaki hükümler aynen
uygulanır."
şeklinde değiştirilmiş ve bu
değişiklik; Kanunun 35 inci maddesi uyarında da 10.12.1988 tarihi itibariyle
yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Yapılan bu değişiklik 3505 sayılı
Kanunun yayımlandığı 10.12.1988 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, bu tarihe
kadar ödenmemiş olan gecikme zammı ve gecikme faizleri için, "İçinde
bulunulan yıl" tabirinden 1988 yılının bitimi olan 31.12.1988 tarihinin
sonuna kadar geçen süre, anlaşılmış ve 31.12.1988 tarihi sonuna kadar ödenmemiş
bulunan gecikme zam ve faizleri 1.1.1989 tarihi itibariyle asıl addolunmuştur.
Buradan hareketle de vade tarihi
10.12.1988 tarihinden önce olan kamu alacaklarına uygulanan gecikme zamları ile
bu tarihten önce tahsil edilebilir hale geldiği halde ödenmemiş bulunan gecikme
faizleri hakkında da 6183 sayılı Kanunun 3505 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi
ile değişik 51 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü uygulanmıştır.
Anılan fıkra hükmünün ne şekilde
uygulanacağına ilişkin açıklamalara ise 9.2.1989 tarih ve 73 seri numaralı
Uygulama İç Genelgesinde yer verilmiştir.
İçinde bulunulan yıl sonuna kadar
ödenmemiş olan gecikme zammı ve faizlerinin asıl addolunma işlemine tabi
tutularak bu tutarlara da ödeme yapılıncaya kadar gecikme zammı uygulanması
yönünde tahsil dairelerince yapılan işlemler, Kanunun 10.12.1988 tarihinde
yürürlüğe girdiği ve bu nedenle geçmişe uygulanamayacağı iddialarıyla amme
borçluları tarafından yargı mercileri nezdinde ihtilaf konusu yapılmıştır.
Yargı mercilerince verilen ve
müstakar hale geçen kararlarda, "3505 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin
yürürlüğe girdiği 10.12.1988 tarihinden önce vadesi geldiği halde ödenmemiş
olan kamu alacaklarına uygulanan gecikme zamları ile bu tarihten önce tahsil
edilebilir hale geldiği halde ödenmemiş bulunan gecikme faizleri hakkında
mezkur madde hükmünün uygulanmayacağı" yönünde görüş birliğine
varılmıştır.
Yargı mercilerince verilen
kararlarda yer alan gerekçeler de dikkate alınarak uygulamaya aşağıda
belirtilen şekilde yön verilmesi kararlaştırılmıştır.
1- Vade tarihi 3505 sayılı Kanunun
yürürlüğe girdiği 10.12.1988 tarihinden önce olan kamu alacaklarına uygulanan
gecikme zamları ile bu tarihten önce tahsil edilebilir hale geldiği halde
ödenmemiş bulunan gecikme faizleri hakkında 6183 sayılı Kanunun 24 üncü
maddesiyle değişik 51 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü uygulanmayacaktır.
Vade tarihi 10.12.1988 tarihinden
önce olan ve ödeme müddeti içinde ödenmemiş bulunan kamu alacaklarına vade
tarihinden ödeme tarihlerine kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanunun 51 inci
maddesi hükmüne göre gecikme zammı tatbik edilecek, ancak bu gecikme zamları
asıl addolunma işlemine tabi tutulmayacak, söz konusu gecikme zamlarının takip
ve tahsiline devam edilecektir.
2- 213 sayılı Vergi Usul Kanununun
112 inci maddesine göre hesaplanan ve 10.12.1988 tarihinden önce tahsil
edilebilir hale gelen gecikme faizleri için de asıl addolunma işlemi
yapılmayacak ve tahsil edilebilir hale geçen tutar üzerinden takip ve tahsili
sağlanacaktır.
3- Vade tarihi 10.12.1988 tarihinden
önce olan kamu alacaklarına uygulanan gecikme zammı ile bu tarihten önce tahsil
edilebilir hale geldiği halde ödenmemiş bulunan gecikme faizlerinden 3505
sayılı Kanunun 24 üncü maddesine göre tahakkuk ettirilerek tahsil edilenler,
öncelikle doğmalarına neden olan kamu alacağı aslına, aslın ödenmiş olması
halinde ise bu alacaklara uygulanan gecikme zamlarına mahsup edilecek, mahsup
sonrası iadesi gereken bir tutar bulunması halinde ise 6183 sayılı Kanunun 23
üncü maddesine göre ret ve iade edilecektir.
Belirtilen bu esaslar çerçevesinde;
ret ve iade edilecek olan kamu alacaklarının 6183 sayılı Kanunun 48 inci
maddesine göre tecil edilerek tahsil edilmiş olması halinde, ret ve iade
edilecek miktara tecil faizleri de dahil edilecektir.
4- Vadesi 10.12.1988 tarihinden önce
olan kamu alacaklarına uygulanan gecikme zamları ile bu tarihten önce tahsil
edilebilir hale geldiği halde ödenmemiş bulunan gecikme faizlerinin 3505 sayılı
Kanunun 24 üncü maddesine göre tahakkuk ettirilmesi ve yeniden gecikme zammına
tabi tutulması nedeniyle bu genel tebliğin yayımlandığı tarih itibariyle yargı
mercilerine nezdinde yaratılan ihtilaflar ile ilgili olarak;
a) İdarece yaratılan ihtilaflardan
vazgeçilecek ve yeni ihtilaf yaratılmayacaktır. Bu alacaklara vade
tarihlerinden ödeme tarihlerine kadar geçen süre için gecikme zammı
hesaplanarak takip ve tahsil işlemlerine devam edilecektir.
b) İhtilaflı olmasına rağmen tahsil
edilmiş bulunanlar hakkında genel tebliğin A/3 bölümünde yer alan açıklamalara
göre işlem yapılacaktır.
c) 10.12.1988 tarihinden önce tahsil
edilebilir hale geldiği halde ödenmemiş bulunan gecikme faizlerine uygulanan
gecikme zamları için yaratılan ihtilaflardan da vazgeçilerek ve bu gecikme
faizlerine ayrıca gecikme zammı uygulanmayacaktır.
5- Vade tarihi 10.12.1988 tarihinden
önce olan kamu alacaklarına uygulanan gecikme zamları ile bu tarihten önce
tahsil edilebilir hale geldiği halde ödenmemiş bulunan gecikme faizlerine 3505
sayılı Kanunun 24 üncü maddesi gereğince uygulanan ve 1.1.1989 ile 1.1.1990
tarihinde asıl addolunan tutarlar ile ilgili olarak 3689 sayılı Kanunun Geçici
1 inci maddesi uyarınca yapılan ödemeler anılan Kanunda yer alan "Bu Kanun
kapsamına giren alacaklar ile ilgili olarak bu Kanunun yayımı tarihinden önce
yapılan tahsilat tutarları ile bu Kanuna göre yapılan ödemeler mükellefe ret ve
iade edilmez." hükmü uyarınca mükelleflere iade edilmeyecektir.
6- Vade tarihi 10.12.1988 tarihinden
sonra olan kamu alacaklarına uygulanan gecikme zamları ile bu tarihten sonra
tahsil edilebilir hale geldiği halde ödenmemiş bulunan gecikme faizleri için
6183 sayılı Kanunun 3505 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle değişik 51 inci
maddesinin 3 üncü fıkrası hükmünün uygulanacağı tabiidir.
7- 213 sayılı Vergi Usul Kanununun
112 inci maddesine göre hesaplanan gecikme faizi ile ilgili açıklamaları içeren
3.11.1989 tarih ve 1989/15 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu İç Genelgesinde
belirtilen işlemlere devam edilecektir.
B)
GECİKME ZAMMI TATBİKİNDE SÜRELERİN HESAPLANMASI:
1- Ödeme Süresinin Son Gününün Ayın
Son Gününe Rastlaması:
Bilindiği gibi, 6183 sayılı Kanunun
51 inci maddesi gereğince, amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen
kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar geçen süre için
maddede belirtilen nispette her ay için ayrı ayrı gecikme zammı uygulanmaktadır.
Gecikme zammı nispeti her aya ayrı
ayrı tatbik edileceğinden gecikme zamlarının hesabında sürelerin tespiti önem
arz etmektedir.
6183 sayılı Kanunun 8 inci maddesi
ile, 213 sayılı Vergi usul Kanununa atıfta bulunarak, aksine bir hüküm
bulunmadıkça bu Kanunda yazılı sürelerin hesaplanmasında anılan Kanun
hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 18/2
inci maddesinde "Süre hafta veya ay olarak belli edilmişse başladığı güne
son hafta veya ayda tekabül eden günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği
ayda başladığı güne tekabül eden bir gün yoksa süre o ayın son gününün tatil
saatinde biter." hükmü yer almaktadır.
Buna göre, kamu alacaklarının vade
tarihleri ayın son günleri dışında olan bir tarihe rastladığı taktirde, izleyen
aylarda sürenin başladığı güne tekabül eden bir gün bulunduğundan gecikme zammı
hesabında herhangi bir problemle karşılaşılmamaktadır.
Örneğin, vade tarihi 25 Nisan olan
bir amme alacağı bu tarihte ödenmediği taktirde, izleyen her ayın 25 inci
günleri esas alınarak, aylık dönemler halinde ödeme tarihine kadar gecikme
zammı hesaplanacaktır.
Ancak, kamu alacaklarının vade
tarihlerinin ayın son günlerine rastlaması halinde ise bir aylık müddetin
hesaplanmasında farklı uygulamalar yapıldığı anlaşıldığından bu hususun
açıklanması gerekli görülmüştür.
Vade tarihlerinin ayın son gününe
rastlaması halinde, izleyen ayın 30 veya 31 gün sürmesi gecikme zammı hesabını
etkilememekte, ayın son gününe kadar ödeme yapıldığı takdirde bir aylık zammı
alınması gerekmektedir. 6- Vade
tarihi 10.12.1988 tarihinden sonra olan kamu alacaklarına uygulanan gecikme
zamları ile bu tarihten sonra tahsil edilebilir hale geldiği halde ödenmemiş
bulunan gecikme faizleri için 6183 sayılı Kanunun 3505 sayılı Kanunun 24 üncü
maddesiyle değişik 51 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmünün uygulanacağı
tabiidir.
7- 213 sayılı Vergi Usul Kanununun
112 inci maddesine göre hesaplanan gecikme faizi ile ilgili açıklamaları içeren
3.11.1989 tarih ve 1989/15 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu İç Genelgesinde
belirtilen işlemlere devam edilecektir.
B)
GECİKME ZAMMI TATBİKİNDE SÜRELERİN HESAPLANMASI:
1- Ödeme Süresinin Son Gününün Ayın
Son Gününe Rastlaması:
Bilindiği gibi, 6183 sayılı Kanunun
51 inci maddesi gereğince, amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen
kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar geçen süre için
maddede belirtilen nispette her ay için ayrı ayrı gecikme zammı uygulanmaktadır.
Gecikme zammı nispeti her aya ayrı
ayrı tatbik edileceğinden gecikme zamlarının hesabında sürelerin tespiti önem
arz etmektedir.
6183 sayılı Kanunun 8 inci maddesi
ile, 213 sayılı Vergi usul Kanununa atıfta bulunarak, aksine bir hüküm
bulunmadıkça bu Kanunda yazılı sürelerin hesaplanmasında anılan Kanun
hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 18/2
inci maddesinde "Süre hafta veya ay olarak belli edilmişse başladığı güne
son hafta veya ayda tekabül eden günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği
ayda başladığı güne tekabül eden bir gün yoksa süre o ayın son gününün tatil
saatinde biter." hükmü yer almaktadır.
Buna göre, kamu alacaklarının vade
tarihleri ayın son günleri dışında olan bir tarihe rastladığı taktirde, izleyen
aylarda sürenin başladığı güne tekabül eden bir gün bulunduğundan gecikme zammı
hesabında herhangi bir problemle karşılaşılmamaktadır.
Örneğin, vade tarihi 25 Nisan olan
bir amme alacağı bu tarihte ödenmediği taktirde, izleyen her ayın 25 inci
günleri esas alınarak, aylık dönemler halinde ödeme tarihine kadar gecikme
zammı hesaplanacaktır.
Ancak, kamu alacaklarının vade
tarihlerinin ayın son günlerine rastlaması halinde ise bir aylık müddetin
hesaplanmasında farklı uygulamalar yapıldığı anlaşıldığından bu hususun
açıklanması gerekli görülmüştür.
Vade tarihlerinin ayın son gününe
rastlaması halinde, izleyen ayın 30 veya 31 gün sürmesi gecikme zammı hesabını
etkilememekte, ayın son gününe kadar ödeme yapıldığı takdirde bir aylık zammı
alınması gerekmektedir. Buna
göre, ayın son gününün 30 ve 31 olması ve hatta Şubat ayının 28 ya da 29 gün
sürmesinin hesabını etkilememesi, vadenin bitim tarihini izleyen hesaplanması
gerekmektedir.
Bir örnekle belirtecek olursak,
31 Ocak 1991 vadeli bir amme alacağı
30 Mayıs 1991 tarihinde ödendiği taktirde;
1 Şubat 1991 - 28 Şubat 1991
tarihleri arasındaki 1 inci ay için % 7
1 Mart 1991 - 31 Mart 1991 tarihleri
arasındaki 2 inci ay için % 7
1 Nisan 1991 - 30 Nisan 1991
tarihleri arasındaki 3 üncü ay için % 7
1 Mayıs 1991 - 31 Mayıs 1991
tarihleri arasındaki 4 üncü ay için % 7
olmak
üzere, toplam (7x4=) % 28 nispetinde gecikme zammı hesaplanması gerekmektedir.
2- Ödeme süresinin Son Gününün
Tatile Rastlaması:
213 sayılı Vergi Usul Kanunun 18
inci maddesinde "Vergi kanunlarında yazılı süreler aşağıdaki şekilde
hesaplanır.
...............
4- Resmi tatil günleri süreye
dahildir. Şu kadar ki, sürenin son günü resmi tatile rastlarsa tatili takip
eden ilk iş gününün tatil saatinde biter" hükmü yer almaktadır.
Buna göre herhangi bir sürenin son
gününün resmi tatile rastladığından söz edilebilmesi için o sürenin, vergi
kanunlarında ya da amme alacağının doğmasına neden olan özel kanunlarında yer
alması gerekmektedir.
Dolayısıyla, ödeme süresinin son
günü olan vade tarihinin tatile rastlaması halinde süre, tatili takip eden ilk
iş gününün tatil saati sonuna kadar uzamaktadır.
Bunun dışında, gecikme zammı
hesaplanması sırasında vade tarihini izleyen aylardan herhangi birinde vade
tarihine tekabül eden günün tatile rastlaması hesabı etkilememekte, başka bir
anlatımla sürenin uzadığını kabul etmeye imkan bulunmamaktadır.
Örneğin: Gelir Vergisi üçüncü taksitinin
ödeme süresinin son günü 30 Eylül tarihidir. Bu tarihin resmi tatile rastlaması
halinde tatili izleyen ilk iş gününün tatil saatine kadar yapılan ödemelerden
gecikme zammı tahsil edilmemektedir.
Ancak Gelir Vergisi üçüncü
taksitinin, 30 Eylül tarihini izleyen aylardan olan Kasım ayının 30 uncu
gününün resmi tatil olması nedeniyle 1 Aralık tarihinde ödenmesi halinde; 30
Kasım tarihinin, vergi kanunlarında yazılı ödeme süresi ile bir ilgisi olmadığından,
bu şekildeki ödemelerde 3 aylık gecikme zammı hesaplanması gerekmektedir.
Buna göre, ayın son gününün 30 ve 31
olması ve hatta Şubat ayının 28 ya da 29 gün sürmesinin hesabını etkilememesi,
vadenin bitim tarihini izleyen hesaplanması gerekmektedir.
Bir örnekle belirtecek olursak,
31 Ocak 1991 vadeli bir amme alacağı 30 Mayıs 1991
tarihinde ödendiği taktirde;
1 Şubat 1991 - 28 Şubat 1991
tarihleri arasındaki 1 inci ay için % 7
1 Mart 1991 - 31 Mart 1991 tarihleri
arasındaki 2 inci ay için % 7
1 Nisan 1991 - 30 Nisan 1991
tarihleri arasındaki 3 üncü ay için % 7
1 Mayıs 1991 - 31 Mayıs 1991
tarihleri arasındaki 4 üncü ay için % 7
olmak
üzere, toplam (7x4=) % 28 nispetinde gecikme zammı hesaplanması gerekmektedir.
2- Ödeme süresinin Son Gününün
Tatile Rastlaması:
213 sayılı Vergi Usul Kanunun 18
inci maddesinde "Vergi kanunlarında yazılı süreler aşağıdaki şekilde
hesaplanır.
...............
4- Resmi tatil günleri süreye
dahildir. Şu kadar ki, sürenin son günü resmi tatile rastlarsa tatili takip
eden ilk iş gününün tatil saatinde biter" hükmü yer almaktadır.
Buna göre herhangi bir sürenin son
gününün resmi tatile rastladığından söz edilebilmesi için o sürenin, vergi
kanunlarında ya da amme alacağının doğmasına neden olan özel kanunlarında yer
alması gerekmektedir.
Dolayısıyla, ödeme süresinin son
günü olan vade tarihinin tatile rastlaması halinde süre, tatili takip eden ilk
iş gününün tatil saati sonuna kadar uzamaktadır.
Bunun dışında, gecikme zammı
hesaplanması sırasında vade tarihini izleyen aylardan herhangi birinde vade
tarihine tekabül eden günün tatile rastlaması hesabı etkilememekte, başka bir
anlatımla sürenin uzadığını kabul etmeye imkan bulunmamaktadır.
Örneğin: Gelir Vergisi üçüncü
taksitinin ödeme süresinin son günü 30 Eylül tarihidir. Bu tarihin resmi tatile
rastlaması halinde tatili izleyen ilk iş gününün tatil saatine kadar yapılan
ödemelerden gecikme zammı tahsil edilmemektedir.
Ancak Gelir Vergisi üçüncü
taksitinin, 30 Eylül tarihini izleyen aylardan olan Kasım ayının 30 uncu
gününün resmi tatil olması nedeniyle 1 Aralık tarihinde ödenmesi halinde; 30
Kasım tarihinin, vergi kanunlarında yazılı ödeme süresi ile bir ilgisi
olmadığından, bu şekildeki ödemelerde 3 aylık gecikme zammı hesaplanması
gerekmektedir.
C)
KÖYLERDE GECİKME ZAMMI
Bilindiği üzere 6183 sayılı Kanunun
53 üncü maddesinde "Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek vergiler
hariç olmak üzere belediye sınırları dışındaki köylerde tahsildarlar tarafında
tahsil olunan amme alacakları ödeme süresi içinde ödenmediği takdirde bunlar
için yalnız % 10 gecikme zammı uygulanır.
Ödeme müddeti geçmiş olmasına rağmen
tahsildarın gidemediği köylerdeki borçlulara bu zam, tahsildarın ilk uğradığı
zaman içinde borçlarını ödemedikleri takdirde tatbik olunur." hükmü yer
almaktadır.
359 seri numaralı Tahsilat Genel
Tebliğinde Gelir, Kurumlar, Gider Vergileri hariç olmak üzere belediye
hudutları dışında kalan köylerde tahsildarlar tarafından tahsil olunan amme
alacakları müddeti içinde ödenmediği takdirde bunlar için sadece % 10 gecikme
zammı uygulanacağı belirtilmiştir.
Madde hükmünün Bakanlığımıza verdiği
yetkiye istinaden köylerde gecikme zammı uygulamasına tabi olmayacak vergiler
yeniden belirlenmiştir.
Buna göre, Gelir, Kurumlar, Katma
Değer Vergileri ile Motorlu Taşıtlar Vergisi hariç olmak üzere, belediye
hudutları dışında kalan köylerde tahsildarlar tarafından tahsil olunan amme
alacakları ödeme müddeti içinde ödenmediği takdirde bunlar için sadece % 10
gecikme zammı, Gelir, Kurumlar, Katma Değer Vergileri ile Motorlu Taşıtlar
Vergisinden borçlu olup da köylerde oturan mükelleflerden borçlarını ödeme
müddeti içinde ödemeyenlerin borçlarına 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesi
uyarınca gecikme zammı tatbik edilecektir.
Diğer taraftan, köylerde gecikme
zammı uygulamasına tabi kamu alacaklarına 53 üncü madde hükmü uyarınca
uygulanacak olan % 10 gecikme zamları için 3505 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi
hükmünün uygulanması söz konusu değildir.
Zira, 10.12.1988 tarihinde
yayımlanarak yürürlüğe giren 3505 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi 6183 sayılı
Kanunun 51 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında değişiklik yapmış ve 51 inci madde
hükmüne göre uygulanan gecikme zamları ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 112
inci maddesine göre hesaplanan gecikme faizlerini kapsayacak şekilde anılan
maddeye hüküm sevk etmiştir.
Bu itibarla köylerde uygulanan % 10
nispetindeki gecikme zamlarının asıl addolunma işlemleri yapılmayacaktır.
Tebliğ olunur.
Maliye
Bakanlığından:
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No: 379
( 13 Ocak 1993 Tarihli ve 21464
sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır.)
Bilindiği üzere, 5682 sayılı
Pasaport Kanununun 7 ve 22 inci maddeleri gereğince vergi borçları nedeniyle
yurt dışına çıkmaları mahzurlu görülenler hakkında yapılacak işlemler 346, 353,
365 ve 368 Seri Numaralı Tahsilat Genel Tebliğleri ile açıklanmıştı.
Ancak, bakanlığımıza intikal eden
olaylardan; vergi borcu nedeniyle yurt dışına çıkma yasağı konulmasına ilişkin
işlemlerde bazı aksamalar olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle; uygulamanın aşağıda
belirtildiği şekilde yürütülmesi uygun görülmüştür.
1 - Mükelleflerin yurt dışına
çıkmasını engelleyen vergi borcu miktarı 1.000.000.- liradan 50.000.000.-
liraya çıkarılmıştır.
Buna göre, geçici olarak yurt dışına
çıkmak isteyen mükelleflerden, vergi borcu miktarı 50.000.000.- liradan az
olanların isimlerinin Emniyet Makamlarına intikal ettirilmemesi,
Vergi borcu 50.000.000.- liradan az
olan mükelleflerin geçici olarak yurt dışına çıkmalarına mani olunmak üzere bu
Tebliğin yayımı tarihinden önce emniyet Makamlarına tebligat yapılmış olunması
halinde ise bu tebligatın derhal geri alınması,
gerekmektedir.
2 - Vergi borcu 50.000.000- lira ve
daha fazla olduğu için yurt dışına çıkmaları sakıncalı görülen mükelleflerin bu
borçlarını karşılayacak miktarda 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre teminat
göstermeleri halinde yurt dışına
çıkmalarına izin verilmesi ve bu durumun derhal ilgili Emniyet
Makamlarına bildirilmesi gerekmektedir.
3 - Yurt dışına çıkma yasağı
konulmasındaki amacın kamu alacağının tahsilini güvence altına almak göz önünde
bulundurularak; Emniyet Makamlarına verilecek bilgilerde; borçlunun adı,
soyadı, baba ve ana adı, doğum tarihi, iş ve ikametgah yerleri, vergi borcunun
mahiyeti ve miktarı, yılı nevi ve vadesinin eksiksiz olarak bildirilmesi
zorunludur.
Bu bilgilerden herhangi birinin
eksik olması halinde, Emniyet Makamlarınca tahdit konulmayarak eksik bilgiler
tamamlatılmak üzere evrakın derhal ilgili Defterdarlığa iade edilmesi
gerekmektedir.
4 - Yurt dışına çıkmalarına mani
olunan kişilere keyfiyet ayrı bir yazı ile bildirilerek borçlarının mahiyeti,
yılı, miktarı ve vadesi ile ne şekilde tasfiye olunabileceği, çıkış tahdidinin
kaldırılması için ne gibi işlemler yapılması gerektiği belirtilecek ve bu
şekilde amme alacağının daha çabuk tahsil edilmesine çalışılacaktır.
5 - Yurt dışına çıkmaları yasaklanan
mükelleflerin borçları dikkatle takip edilerek, borcun ödenmesi terkini,
teminat altına alınması, tahsil zamanaşımına uğraması gibi tahdit konulmasını
gerektiren nedenlerin ortadan kalkması halinde durum derhal ilgili Emniyet
Makamlarına bildirilerek mükelleflerin mağdur duruma düşmelerinin önlenmesi
gerekmektedir.
Tebliğ olunur.
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No.: 380
Bilindiği üzere 6183 Sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında kanunun 41 inci maddesinde, Maliye
Bakanlığının tayin edeceği yerlerde nevilerini belirleyeceği amme alacaklarının
bankalar ve postaneler vasıtasıyla ödenebileceği Bakanlıkça uygun görülmesi
halinde ödemenin çizgili çek kullanmak
suretiyle yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanunun 42 inci maddesinde
de, çizgili çekle yapılan ödemelerin Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğu,
alacağın teşhisine yaramak ve Ticaret kanununa aykırı olmamak üzere çek üzerine
dercedilecek malumatı tespit etmeye Bakanlığımızın yetkili olduğu hükmüne yer
verilmiştir.
Bakanlığımızca daha önce yayınlanan muhtelif genel tebliğlerle
mükelleflerin vergi borçlarını daha
kolay ödemelerini sağlamak amacıyla çizgili çekle ödeme yapılması uygun görülmüştür.
Diğer taraftan, 3167 sayılı Çekle
Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunun Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankasına verdiği yetkiye istinaden bu Banka tarafından
yayınlanan 1 Numaralı Tebliğde, Çek karnelerinin baskı şekline ilişkin esaslar
belirlenmiş, daha sonra, Türkiye Cumhuriyet Bankasınca 16.3.1990 gün ve 20463
sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2 Numaralı Tebliğ ile 1 Numaralı Tebliğde
belirlenen çek karnelerinin baskı şekli kısmen değişmiştir.
Bu tebliğ ile çek karnelerinin
yaprak boyutları koçan hariç en: 76 mm, Boy: 166 mm olmak üzere ve çek tutarı
alanı sağ üst köşeye gelmek üzere bastırılacağı, çek karnelerinin MICR -
Manyetik Mürekkepli Karakter Okuma (Magnetic Ink Character Recognition) yöntemi
ve E-13B kodlama standardı kullanılarak kodlanacağı ve kodlamada hangi
bilgilerin kullanılacağı ile kodlamanın nasıl yapılacağı açıklanmıştır. Bu
tebliğin geçici maddesinde ise; bankalarca bastırılmış bulunan mevcut çek
karnelerinin Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl süre ile
kullanılabileceği, bu sürenin
bitiminden önce keşide edilmiş
çeklerin süresi içerisinde ibraz
edilmek şartıyla bankalarca ödeneceği belirtilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan
anlaşılacağı üzere, 1 Numaralı Tebliğ uyarınca bastırılmış bulunan çeklerin
kullanım süresi sona ermiştir.
Öte yandan, Bakanlığımıza intikal
eden bilgilerden, Bankalar arası Takas Odaları Merkez Yönetim Kurulu'nun
28.7.1993 tarihli kararı uyarınca İstanbul Takas Odasınca sadece Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankasınca yayınlanan 2 Numaralı Tebliğe göre bastırılmış ve
kodlaması yapılmış çeklerin takasa kabul edileceği, diğer çeklerin takas dışı işlem göreceği
anlaşılmıştır.
Bu nedenle 6183 sayılı Kanunun
Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden
bu Tebliğin yayımını takip eden ayın başından itibaren çekle yapılacak
ödemelerde yalnızca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca yayımlanan 2 Numaralı
Tebliğe uygun olarak bastırılmış ve kodlaması yapılmış çeklerin kabul edilmesi
uygun görülmüştür.
2 Numaralı Tebliğ uyarınca
bastırılmamış veya bu tebliğ uyarınca bastırılmış olmakla birlikte kodlaması yapılmamış çekler ile ödeme
yapılmak istenildiği takdirde bu çekler hiçbir şekilde işleme konulmayarak
mükellefe iade edilecek ve ödeme yapılmamış addolunacaktır.
Tebliğ olunur.
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No.: 381
(7 Ocak 1994 tarih ve 21811 Sayılı
Resmi Gazetede yayımlanmıştır.)
Bilindiği gibi, 30.12.1993 gün ve
mükerrer 21804 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3946 Sayılı
kanunun 3 üncü maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 51 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Amme alacağının ödeme müddeti
içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı %9 gecikme zammı
tatbik olunur. Ay kesirleri tam ay olarak hesap edilir.
Gecikme zammı 5.000 liradan az
olamaz.
213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre
uygulanan kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezaları hariç olmak üzere ceza
mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmez.
Bakanlar Kurulu, gecikme zammı
nispetlerini aylar itibariyle topluca veya her ay için ayrı ayrı, iki katına
kadar artırmaya veya bu nispetleri % 30'una kadar indirmeye, yeniden kanuni
hadlerine getirmeye ve gecikme zammı asgari miktarını 10 katına kadar artırmaya
yetkilidir.
Ayrıca, 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna 3946 sayılı Kanunun 5 inci maddesi
ile aşağıdaki Geçici 7 inci madde eklenmiştir.
"Bu maddenin yürürlüğe girdiği
tarihten önce, bu Kanunun 3505 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile değişik 51
inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca asıl addolunan alacakların tahsiline
devam edilir ve bu alacaklara asıl addolundukları tarihten ödendikleri tarihe
kadar geçen süre için gecikme zammı tatbik edilir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre
uygulanan kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalarından vadesi bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten önce olanlara gecikme zammı tatbik edilmez."
Bu değişikliklerle ilgili olarak
aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.
I- GECİKME ZAMMI HESABI:
6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinde yapılan değişiklikle, % 7
nispetinde uygulanmakta olan gecikme zammı, % 9'a yükseltilmiştir.
Buna göre, vadesinde ödenmeyen amme
alacaklarına 3946 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin yürürlüğe girdiği 30.12.1993
tarihine kadar % 7, bu tarihten itibaren % 9 nispetinde gecikme zammı
uygulanacaktır.
Ancak gecikme zammı, amme alacağının
ödeme süresinin bitim tarihinden itibaren aylık olarak hesaplanmaktadır.
Çeşitli amme alacaklarının ödenme sürelerindeki farklılıklar göz önüne
alındığında 30.12.1993 tarihi, gecikme zammı uygulanacak bir aylık sürenin
içerisinde kalabilmektedir. Bu durumda bir aylık süre 30.12.1993 tarihinden
önce başlayıp bu tarihten sonra bitiyor ise, bu bir aylık süre için de eski % 7
nispeti uygulanacaktır.
Vadesi, 3946 sayılı Kanunun 3 üncü
maddesinin yürürlük tarihi ya da bu tarihten sonra olup vadesinde ödenmeyen
amme alacaklarına da vade tarihinden ödeme tarihine kadar geçen surete her ay
için ayrı ayrı % 9 nispetinde gecikme zammı tatbik edilecektir.
Bu uygulamaya ilişkin olarak aşağıda
2 ayrı örnek verilmiştir.
ÖRNEK
1:
Vadesi 25.12.1993 tarihi olan
5.000.000 TL. tutarında Katma Değer vergisinin 6.1.1994 tarihinde ödenmesi
halinde gecikme zammı Kanunun yürürlüğünden önce başlayan bir aylık süre için %
7 nispeti uygulanarak hesaplanacaktır.
Buna göre, 5.000.000 TL. vergi aslı
ve (5.000.000 x %7=) 350.000 TL. tutarında gecikme zammı tahsil edilecektir.
ÖRNEK
2:
25.9.1993 vadeli 2.000.000 TL. tutarında Katma Değer vergisinin
30.5.1994 tarihinde ödenmesi halinde gecikme zammı şu şekilde hesaplanacaktır.
- 6183 sayılı Kanunun 51 inci
maddesine 3505 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile eklenen hüküm 30.12.1993
tarihinde yürürlüğe giren 3946 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle yürürlükten
kaldırıldığından asıl addolunma işlemi yapılmayacaktır.
- 25.9.1993 - 25.1.1994 Tarihleri
arasında her ay için %7 nispetinde olmak üzere 4 aylık süre için (4x%7=) %28,
- 25.1.1994 tarihinden itibaren her
ay için %9 nispetinde olmak üzere 5 ay için (5x%9=) %45, olmak üzere toplam 9 ay için (% 28+%45=) %73 nispetinde
gecikme zammı tatbik edilerek 2.000.000 TL. vergi aslı ve (2.000.000x%73=)
1.460.000 TL. tutarında gecikme zammı tahsil edilecektir. - Gecikme zammı nispetinde yapılan
değişiklik 30.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmekle birlikte yukarıda yapılan
açıklamalardan da anlaşılacağı üzere örnekte 25.12.1993 tarihinde işlemeye
başlayan 4 üncü ay için değişiklikten önceki % 7 nispeti uygulanmıştır.
II - 3505 SAYILI KANUNUN 24 ÜNCÜ
MADDESİ UYARINCA ASIL ADDOLUNAN ALACAKLAR:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine 3505 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi
ile eklenen 3 üncü fıkra hükmü 3946 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile Kanunun
yayımı tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu nedenle, 1.1.1994 tarihinden
itibaren asıl addolunma işlemleri yapılmayacaktır.
Ancak, 3946 sayılı Kanunun 5 inci
maddesi ile 6183 sayılı Kanuna eklenen Geçici 7 inci madde hükmüne göre
1.1.1990, 1.1.1991, 1.1.1992 ve 1.1.1993 tarihlerinde asıl addolunan
alacakların tahsiline devam edilecektir. Aynı
madde hükmü gereğince, asıl addolunan alacaklara, asıl addolundukları tarihten
ödendikleri tarihe kadar geçen süre için gecikme zammı tatbik edilecektir.
Diğer bir anlatımla, asıl addolunan
alacakların tahsiline devam edileceği gibi bu alacaklara tahsil edilinceye
kadar geçen süre için gecikme zammı da uygulanacaktır.
ÖRNEK:
20.9.1992 vadeli 3.000.000 TL. Gelir
Stopaj vergisinin 5.3.1994 tarihinde ödenmesi halinde tahsil edilecek amme
alacağı şöyle olacaktır.
- 20.9.1992 vadeli vergi aslı
.....................................................3.000.000 TL.
- Bu alacağa 20.9.1992 - 20.12.1992
tarihleri arasında uygulanan ve 1.1.1993 tarihinde asıl addolunan gecikme zammı (3.000.000x%21=)
.......................................... 630.000 TL.
- 20.9.1992 vadeli 3.000.000 TL. vergi aslına
20.12.1992 tarihinden 20.1.1994 tarihine kadar geçen süreye ait her ay için % 7
nispetinde olmak üzere 13 ay içinde (13x%7=) %91,
20.1.1994 - 5.3.1994 tarihleri arasında her ay için
ayrı ayrı %9 nispetinde olmak üzere
(2x%9=) %18, toplam %109 nispetinde gecikme zammı (3.000.000x%109=)
.................... 3.270.000 TL.
- 1.1.1993 vadeli 630.000 TL. asıl
addolunan alacağa 1.1.1993 - 1.1.1994 tarihleri arasında her ay için %7 nispetinde olmak üzere 12 ay için (12x%7=) %84,
1.1.1994 tarihinden 5.3.1994 tarihine kadar geçen
süreye ait her ay için ayrı ayrı %9 nispetinde olmak üzere (3x%9=) %27,
toplam %111 nispetinde gecikme zammı
(630.000x%111=) ........................................................ 699.300 TL.
Toplam 7.599.300 TL.
III -
VERGİ ZİYAI CEZALARINA GECİKME ZAMMI UYGULAMASI:
6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinde 3946 sayılı Kanunun 3 üncü
maddesi ile yapılan yeni bir düzenleme ile kesinleşen ve ödeme süreleri içinde
ödenmeyen kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalarına da vade tarihinden tahsil
tarihine kadar geçen süre için gecikme zammı tatbik edilmesi esası
getirilmiştir.
Buna göre vergi zıyaı cezaları olan
kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalarından vadesi 3946 sayılı Kanunun
yürürlüğe girdiği 30.12.1993 tarihi ve bu tarihten sonra olup ödeme sürelerinde
ödenmeyenlere gecikme zammı tatbik edilecektir.
Ancak, 6183 sayılı Kanuna eklenen
Geçici 7 inci madde hükmüne göre vadesi 3946 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin
yürürlüğe girdiği 30.12.1993 tarihinden önce olan kaçakçılık, ağır kusur ve
kusur cezalarına ise gecikme zammı tatbik edilmeyecektir.
ÖRNEK:
Temmuz 1993 dönemine ait olup resen
tarh edilen ve ihtilafsız kesinleşen 31.12.1993 vadeli 1.000.000 TL. Katma
Değer vergisi, 3.000.000 TL. kaçakçılık cezası ve 210.000 TL. gecikme faizi
30.5.1994 tarihinde ödendiği takdirde aşağıdaki şekilde işlem yapılacaktır.
- 6183 sayılı Kanunun 51 inci
maddesine 3505 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile eklenen hüküm 30.12.1993
tarihinde yürürlüğe giren 3946 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle yürürlükten
kaldırıldığından 210.000 TL. gecikme faizi için asıl addolunma işlemi yapılmayacaktır.
Ancak borcun vadesinin 3946 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra olması
nedeniyle vergi aslı ve kaçakçılık ceza
sına
gecikme zammı uygulanacaktır.
- 31.12.1993-30.5.1994 tarihleri arasında her
ay için %9 nispetinde olmak üzere 5 aylık süre için (5x%9=) %45 nispetinde
hesaplanan gecikme zammı:
1.00.0 TL. Katma Değer vergisi için
(1.000.000x%45=) 450.000 TL.
3.000.000 TL. kaçakçılık cezası için
(3.000.000x%45=) 1.350.000 TL. olarak tahsil edilecektir.
210.000 TL. gecikme faizine ise yukarıda da belirtildiği
gibi asıl addolunma işlemi yapılmayacak ve gecikme zammı uygulanmayacaktır.
IV -
GECİKME ZAMMI ASGARİ MİKTARI:
6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinde yer alan ve 1.000 lira olarak
uygulanmakta olan gecikme zammı asgari miktarı 5.000 liraya çıkarılmıştır.
Buna göre 3946 sayılı Kanunun 3 üncü
maddesinin yürürlüğe girdiği 30.12.1993 tarihine kadar ödenmemiş olan amme
alacağına tahsil edildiği tarih itibariyle uygulanacak gecikme zammının 5.000
liradan az olması halinde bu alacaklar için asgari 5.000 lira gecikme zammı
uygulanacaktır.
ÖRNEK:
31.3.1993 vadeli 5.000 TL.'lik damga
vergisinin 31.1.1994 tarihinde ödenmesi halinde gecikme zammı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
- 31.3.1993-31.12.1993 tarihleri
arasında her ay için %7 olmak üzere (9x%7=) %63,
- 31.12.1993-31.1.1994 tarihleri
arasında her ay için %9 olmak üzere (1x%9=) %9,
10 ay için toplam (%63+%9=) %72
nispetinde tatbik edilen gecikme zammı (5.000x%72=) 3.600 TL. olacaktır.
Ancak, anılan Kanun hükmü ile
gecikme zammı asgari miktarı 5.000 lira olarak tespit edildiğinden, 5.000 TL.
vergi aslı ile birlikte 5.000 TL. tutarında gecikme zammı tahsil edilmesi
gerekmektedir.
V -
TECİL FAİZİ ORANI:
6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi
ile Bakanlığımıza tanınan yetkiye istinaden, halen yıllık %63 olarak
uygulanmakta olan tecil faizi oranı bu tebliğin yayımı tarihinden itibaren
yıllık %78'e çıkarılmış bulunmaktadır.
Bundan böyle 6183 sayılı Kanunun 48
inci maddesine istinaden bu tebliğin yayımı tarihinden itibaren yapılacak
müracaatlara dayanılarak tecil edilen amme alacaklarına yıllık %78 tecil faizi
oranı uygulanacaktır.
Ancak, bugüne kadar yapılan
tecillerde yıllık %63 tecil faizi oranı uygulandığı hususu göz önünde
bulundurularak bu tebliğin yayımı tarihinden itibaren tecil talebinde bulunan
borçlulara faiz oranında yapılmış olan bu değişiklik tahsil dairelerince özellikle
açıklanacak ve tecil şartlarının kabul edildiğine dair alınacak yazıda faiz
oranının belirlendiği kısmın altı çizilmek sureti ile gerekli uyarı
yapılacaktır.
Tebliğ olunur.
Maliye
Bakanlığından
Tahsilat
Genel Tebliği
(Seri
No. 382)
(9 Mart 1994 tarih ve 21872 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanmıştır.)
6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi
ile Bakanlığımıza tanınan yetkiye istinaden, halen yıllık % 78 olarak
uygulanmakta olan tecil faizi oranı bu tebliğin yayımı tarihinden itibaren
yıllık % 114' çıkarılmış bulunmaktadır.
Bundan böyle 6183 sayılı Kanunun 48
inci maddesine istinaden bu tebliğin yayımı tarihinden itibaren yapılacak
müracaatlara dayanılarak tecil edilen amme alacaklarına yıllık % 114 tecil
faizi oranı uygulanacaktır.
Ancak Bugüne kadar yapılan
tecillerde yıllık % 78 faizin oranı uygulandığı hususu göz önünde
bulundurularak bu tebliğin yayımı tarihinden itibaren tecil talebinde bulunan
borçlulara faiz oranında yapılmış olan bu değişiklik tahsil dairelerince
özellikle açıklanacak ve tecil şartlarının kabul edildiğine dair alınacak faiz
oranının belirlendiği kısmın altı çizilmek sureti ile gerekli uyarı
yapılacaktır.
Maliye
Bakanlığından
Tahsilat
Genel Tebliği
(Seri
No. 383)
(11 Mart 1994 tarih ve 21874 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanmıştır.)
Bilindiği gibi, 30/12/1993 gün ve 21804 mükerrer
sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3946 sayılı Kanunun 3 üncü
maddesi ile değişik 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 51inci maddesine göre, amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen
kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı %9 nispetinde
gecikme zammı uygulanmaktaydı.
Anılan maddenin 4 üncü fıkrası ile
Bakanlar Kuruluna verilen yetkiye istinaden 8/3/1994 tarih ve 21871 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanan 22/2/1994 tarih ve 94/5335 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile, amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin
bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı % 12 nispetinde gecikme zammı
uygulanması kararlaştırılmış ve belirtilen karar 8/3/1994 tarihinden itibaren
yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Buna göre, 8/3/1994 tarihinden önce
vadesi geldiği halde bu tarihe kadar ödenmemiş olan amme alacaklarının bu
tarihten itibaren ödenecek kısımlarına ve 8/3/1994 tarihinden itibaren vadesi
geldiği halde vadelerinde ödenmeyen amme alacaklarına yukarıda belirtilen
nispetlerde ve 381 Seri Numaralı Tahsilat Genel Tebliğinde yer alan esaslar
doğrultusunda gecikme zammı uygulanacaktır.
Tebliğ olunur.
Maliye
Bakanlığından
Tahsilat
Genel Tebliği
(Seri
No. 384)
(8 Mayıs 1994 tarih ve 21928
sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.)
Bilindiği gibi, 30.12.1993 gün ve
21804 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3946 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 107 inci maddesine ikinci fıkradan sonra gelmek
üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
"Ödeme müddetinin bitim
tarihinden itibaren altı ay geçmesine rağmen, Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi,
Katma Değer Vergisi ve bunların ferileri ve cezaları ile bu vergiler dışında
kalan ve vergi, resim, harç niteliğinde olmayan diğer amme alacaklarını
ödemeyen amme borçlularının ad ve unvanları ile borç miktarları, yılda en çok
bir defa Maliye Bakanlığınca topluca ilan edilebilir.
Bu ilan sırrın ifşaı ve Vergi Usul
Kanunu hükümlerine göre vergi mahremiyetinin ihlali sayılmaz.
Maliye Bakanlığı, ilan edilecek amme
alacaklarını nevileri ve asgari miktarı itibariyle sınırlamaya, ilanın şeklini,
yapılacağı yer ve zaman ile diğer usul ve esasları tespit etmeye
yetkilidir."
6183 sayılı Kanunun 107 inci
maddesinde yapılan bu değişiklikle, ödeme müddetinin bitim tarihinden itibaren
altı ay geçmesine rağmen maddede belirtilen kamu alacaklarını ödemeyen amme
borçlularının ad ve unvanlarının yılda en çok bir defa ilan edilebilmesi imkanı
getirilmiştir.
Madde hükmüne göre aşağıda
belirtilen amme alacakları ilan edilebilecektir.
1- Yıllık gelir ve kurumlar vergisi,
gelir ve kurumlar vergisi tevkifatı, katma değer vergisi,
2- Yıllık gelir ve kurumlar
vergisine mahsuben ödenen dahili tevkif at, geçici vergi,
3- Bu vergilere ait fonlar, gecikme
zammı, gecikme faizi ve vergi cezaları,
4- Yukarıda sayılanlar dışında kalan
ve vergi, resim, harç niteliğinde olmayan diğer amme alacakları.
6183 sayılı Kanunun 107 inci
maddesine eklenen son fıkra ile de ilan edilecek amme alacaklarını nevileri ve
asgari miktarı itibariyle sınırlamaya ilanın şeklini, yapılacağı yer ve zaman
ile diğer usul ve esasları belirlemeye Bakanlığımız yetkili kılınmış olup madde
hükmünün Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden belirlenen usul ve esaslar
aşağıda açıklanmıştır.
I-
İLANA KONU ALACAKLARIN TESPİTİ:
A- ALACAKLI AMME İDARESİ İTİBARİYLE
Bilindiği gibi, 6183 sayılı Kanunun
"Kanundaki Terimler" başlıklı 3 üncü maddesi ile alacaklı amme
idaresi teriminin Devleti, vilayet hususi idarelerini ve belediyeleri ifade
ettiği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun hükümleri Devletin,
vilayet hususi idarelerinin ve belediyelerin, Kanunun 1 inci maddesinde sayılan
alacakları hakkında uygulanmaktadır.
6183 sayılı Kanunun 107 inci
maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden ayrıca bir düzenleme
yapılıncaya kadar 107 inci madde hükmü Devlete ait alacaklardan vergi dairelerince
tahsil edilenler hakkında uygulanacaktır.
B-
NEV'İLERİ İTİBARİYLE
6183 sayılı Kanunun 107 inci
maddesine eklenen 3 üncü fıkra hükmüne göre, nevileri itibariyle ilan
edilebilecek amme alacakları yukarıda sıralanmıştır.
1994 yılında yapılacak ilanda amme
alacaklarına nevi itibariyle sınırlama getirilmemiş ve ilan edilmesi anılan
madde gereğince mümkün olan alacakların hepsi kapsama alınmıştır.
C-
MİKTAR İTİBARİYLE
Bakanlığımıza tanınan yetkiye
istinaden ilan edilecek amme alacaklarının asgari miktarı 1994 yılı için
Türkiye genelinde 50 milyon lira olarak belirlenmiştir. Buna göre her bir vergi
dairesine 50 milyon lira ve daha fazla borcu olan amme borçluları ilan
edilecektir.
Bakanlığımızca 1994 yılında
yapılacak ilan kapsamına 31.12.1993
tarihi itibariyle 50 milyon lira ve bu miktarı aşan miktarda borcu olup da
1.7.1994 tarihi itibariyle bu borçlarını ödememiş olan borçlular alınmıştır.
Ancak, 1.7.1994 tarihine yakın
günlerde yapılan ödemelere ilişkin belgelerin vergi dairelerine intikal süresi
göz önüne alındığında bu ödemelerin dikkate alınabilmesi ve ödeme yapan
borçluların ilan edilmemesi amacıyla ilanın 15.7.1994 tarihinde başlaması uygun
görülmüştür.
İlana konu alacak toplamı aşağıdaki
hususlar göz önünde bulundurularak tespit edilecektir.
1- Birden fazla vergi dairesinde
mükellefiyet kaydı bulunan borçluların ilan edilecek borçlarının olup
olmadığının belirlenmesinde bu vergi dairelerine olan borçları
birleştirilmeyecektir. Miktar itibariyle ilan kapsamına giren alacaklar
alacaklı vergi daireleri itibariyle ayrı ayrı ilan edilecektir.
İlana konu alacak her bir vergi
dairesi için ayrı ayrı dikkate alınacağından, ilan için belirlenen miktarın
altında alacağı olan vergi dairesince borçlu hakkında ilan yapılmayacaktır.
2- Vadesinin bitim tarihinden
itibaren 6 ay geçmesine rağmen her yıl Bakanlığımızca belirlenen ve ilana esas
alınan tarih itibariyle ödenmemiş olan ve nevi itibariyle ilan kapsamına giren
kamu alacaklarının toplam tutarı esas alınacaktır.
1994 yılında yapılacak ilanda amme
alacaklarına nevi itibariyle sınırlama getirilmediğinden, bir vergi dairesine
yıllık gelir ve kurumlar vergisi, gelir ve kurumlar vergisi tevkif atı, katma
değer vergisi, yıllık gelir ve kurumlar vergisine mahsuben ödenen dahili tevkif
at ve geçici vergi, bu vergilere ait fonlar, gecikme zammı, gecikme faizi ve
vergi cezaları, vergi, resim, harç niteliğinde olmayan diğer kamu alacaklarını
ödeme mükellefiyetini yerine getirmemiş olan borçluların belirtilen bu
borçlarının toplamı esas alınacaktır.
Borçlunun madde hükmünde belirtilen
süre geçmesine rağmen ödemediği borçlarına tatbik edilecek gecikme zamları
ilana esas alınan 1.7.1994 tarihinden 6
ay önceki tarih olan 31.12.1993 tarihi itibariyle hesaplanacak ve borç toplamına
ilave edilecektir.
3- Kesinleştiği halde ödenmemiş olan
kamu alacakları dikkate alınacak, tarhiyat safhasında olan veya tarhiyata
ilişkin olarak yaratılan ihtilaflar nedeniyle kesinleşmemiş olan kamu
alacakları ilan edilecek miktarın tespitinde dikkate alınmayacaktır.
4- İlan edilecek kamu alacağının
miktarını tespitinde 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi uyarınca tecil edilip
de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olan alacaklar dikkate
alınmayacaktır.
Tecil şartlarının ihlal edilmiş
olması halinde ise kamu alacağının vade tarihi de dikkate alınarak belirlenen
usul ve esaslar çerçevesinde varsa borçlunun diğer borçları ile birlikte tecil
şartlarını ihlal ettiği borcu da ilan kapsamına alınacaktır.
6183 sayılı Kanunun 48 inci
maddesinin ikinci fıkrası gereğince 30 güne kadar ödeme süresi verilen kamu
alacaklarından ilana esas alınan 1.7.1994 tarihi itibariyle verilen ödeme
süresi bitmemiş olanlar da tecil edilmiş kamu alacağı gibi
değerlendirilecektir.
Bakanlığımızca belirlenen ve ilana
esas alınan 1.7.1994 tarihinden önce 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde
sayılan teminatlardan "Banka teminat mektubu"nu ilgili tahsil
dairesine vermek suretiyle tecil talebinde bulunan ve ilan tarihi itibariyle
talepleri henüz değerlendirme aşamasında bulunan amme borçlularının tecile konu
olabilecek borçları, banka teminat mektubu ile teminat altına alındığından,
ilan kapsamına alınmayacaktır.
5-
Borçlunun ilan için belirlenen miktarın üzerinde borcu bulunmakla
birlikte nakden veya mahsuben iade talebinin de bulunması halinde aşağıdaki
şekilde işlem yapılacaktır.
Nakden veya mahsuben iade
yapılabilmesi için ilgili mevzuat gereğince istenilen belgelerin 1.7.1991
tarihinden önce borçlu tarafından tam ve eksiksiz olarak tahsil dairelerine
ibraz edilmiş olması gerekmektedir.
Bu belgelerin tam ve eksiksiz olması
koşuluyla nakden veya mahsuben iadesi talep edilen miktarın kesinleşip
kesinleşmediğine bakılmaksızın borç toplamından düşülecektir.
Kalan borç, Bakanlığımızca
belirlenen ilana konu miktarın üzerinde olması halinde ilan kapsamına
alınacaktır.
Nakden veya mahsuben iade alacağı
kesinleştiği anlaşılan borçlulardan aranılan kamu alacaklarına ilişkin mahsup
işlemlerinin ise süratle yerine getirileceği tabiidir.
6- Borçlunun ilana konu miktarın
üzerinde borcu olup olmadığı tespit edilirken vergi sorumlusu olması dışında
çeşitli kanunlarda yer alan sorumluluk müesseseleri nedeniyle asıl amme
borçlusunun yanı sıra sorumlu olduğu miktar şahsi borçlarına ilave
edilmeyecektir.
II -
İLANIN ŞEKLİ
6183 sayılı Kanunun 107 inci
maddesine göre yapılacak olan ilan her yıl Bakanlıkça belirlenecek miktarın
üzerinde borcu bulunanlara ait bilgileri ihtiva edecek bir liste halinde
hazırlanacak ve bu listede aşağıdaki hususlar yer alacaktır:
1- Borçlunun adı, soyadı, unvanı,
sicil numarası,
2- Toplam borç tutarı,
3- Açıklama.
İlan listesinde alfabetik sıralama
yapılmak suretiyle borçluların ad ve unvanları yer alacak, listenin her bir
sayfasına müteselsil sıra numarası verilecektir.
İlan listesinin her bir sayfası
vergi dairesi başkanlığı kurulan yerlerde vergi dairesi başkanı, vergi müdürü,
diğer vergi dairelerinde vergi dairesi müdür ve kovuşturma bölümünden sorumlu
müdür yardımcısı, bağlı vergi dairelerinde malmüdürü ve tahsilat servis şefi
tarafından imzalanarak mühürlenecektir.
III -
İLANIN YAPILACAĞI YER VE ZAMAN
6183 sayılı Kanunun 107 inci
maddesine göre hazırlanan ilan listesi her yıl Bakanlığımızca belirlenen
tarihte tahsil dairelerinde görülmeleri mümkün olan uygun yerlere asılacaktır.
İlan listesi 60 gün süreyle asılı
tutulacak, listenin asılması ve indirilmesi tutanakla tespit olunacaktır.
Listenin asılı bulunduğu müddet
zarfında da listede yer alan bilgiler dışında borçlular hakkında herhangi bir
açıklama yapılmayacaktır.
Hazırlanan ilan listesi
indirildikten sonra tahsil dairelerince muhafaza edilecek ve bu tarihten sonra
listede yer alan borçlular hakkında listede yer alan bilgiler de dahil olmak
üzere 107 inci madde hükmünü ve vergi mahremiyetini ihlal edecek açıklamalarda
bulunulmayacaktır.
1994 yılı için belirlenen
miktarların üzerinde borcu olan amme borçlularının adı, soyadı ve unvanları
15.7.1994 tarihinde bu tebliğde yapılan açıklamalara göre Türkiye genelinde her
bir vergi dairesi itibariyle topluca ilan edilecektir.
Vergi dairelerince hazırlanan ilan
listesinin onaylı bir örneği Defterdarlıklarca birleştirilerek ilan tarihini
takip eden iki iş günü içinde Bakanlığımıza (Gelirler Genel Müdürlüğüne)
gönderilecektir.
İlan listesi 60 gün süreyle asılı
kalacak 12.9.1994 günü mesai saati bitiminde indirilecektir.
IV - DİĞER USUL VE ESASLAR
1- Ödeme emri tebliği ya da cebren
takip ve tahsil muameleleri üzerine borçlu tarafından yaratılan ihtilaflar
sonucu 6183 sayılı Kanunun 107 inci maddesine göre hazırlanan ilan listesinin
asılacağı tarihten önce verilmiş olan ve bu tarihe kadar geçerliliğini koruyan
yürütmenin durdurulması kararları uyarınca borçlu hakkında takibat yapılmasına
imkan bulunmadığından bu durumdaki borçlular ilan listesine dahil
edilmeyecektir.
Ancak, söz konusu ihtilaflar
nedeniyle bu tebliğe göre ilan listesinin asılı olacağı süre içerisinde yargı
mercilerince yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde listenin
"Açıklama" sütununda yürütmeyi durdurma kararı belirtilecektir.
2- İlan listesinin ilan edildiği
süre içerisinde herhangi bir nedenle ilana konu kamu alacağı terkin edildiği
takdirde bu duruma da listenin "Açıklama" sütununda yer verilecektir.
Tebliğ olunur.
Maliye
Bakanlığından:
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No. 385
(11 Kasım 1194 tarihli 22108 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanmıştır)
Bilindiği gibi, 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 93 üncü maddesine, gayrimenkul
satış ilanlarının yer, müddet ve şekillerine ait umumi esasların Bakanlığımızca
belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Anılan madde ile Bakanlığımıza
verilen yetkiye istinaden gayrimenkul satışında ilanların aşağıda gösterilen
esaslar çerçevesinde yapılması uygun görülmüştür.
I - İLANDA YER ALACAK HUSUSLAR:
Gayrimenkul satış ilanında;
1 - Satışa çıkarılan gayrimenkulun
bulunduğu mahalle, cadde, sokak, kapı ve daire numarası,
2 - Satışa çıkarılan gayrimenkulun
durumu, tapu kaydı, varsa kadastro çapı, evsafı ile hususi vasıfları,
müştemilat ve teferruatı,
3
- Gayrimenkulun artırılmasına esas olmak üzere satış komisyonunca
biçilen rayiç değer,
4 - Artırmaya iştirak için alınacak teminatın
tutarı ve nelerin teminat olarak alınacağı,
5 - Gayrimenkulun satışının
yapılacağı yer, gün ve saat,
6 - Gayrimenkulun satış
şartnamesinin nere ten alınabileceği veya nerete görülebileceği,
7 - Teminatın yatırıldığına ilişkin
makbuzun nereye ve hangi tarihe kadar ibraz edileceği,
8 - Gayrimenkul malın satışında
verilen bedel gayrimenkula biçilen rayiç değerin % 75 ini bulmadığı ve şayet
artırılan bedel amme alacağına rüçhanı olan alacakların tutarından fazlaya
çıkmadığı ve yapılmış ve/veya yapılacak masrafları karşılamadığı takdirde, en
çok artıranın taahhüdü baki kalmak şartıyla artırmanın 7 gün daha uzatılarak 7
gün sonra tarih de belirtilmek suretiyle gayrimenkulun aynı mahalde ve aynı
saatte tekrar artırmaya çıkarılacağı,
hususları yer alacaktır.
II -
İLANIN ŞEKLİ:
Gayrimenkul satış ilanlarında
aşağıdaki şekilde işlem yapılacaktır.
1 - Gayrimenkul satışı, artırma
tarihinden en az 15 gün önce başlamak şartıyla o yerde çıkan günlük gazete ile
aralıklarla iki defa ilan edilecektir.
2 - Günlük gazete çıkmayan yerlerde
yapılacak gayrimenkul satışları, o yerde 15 gün içinde iki defadan az gazete
çıkıyorsa çıkan gazete sayısı kadar ilan edilmekle birlikte, halkın
görebileceği yerlere ve tahsil dairesi kapısına ilan örneği yapıştırılacak ve belediye
yayın araçları ile duyurulacaktır.
3 - Kasaba ve köylerde bulunan gayri
menkullerin satışlarında yukarıda açıklandığı şekilde ilan yapılmakla beraber
keyfiyet gayrimenkulun bulunduğu kasaba ve köy muhtarlığı aracılığı ile de
halka duyurulacaktır.
4 - Biçilen rayiç değeri
2.000.000.000 lirayı aşan gayrimenkul mal satışlarında (1), (2) ve (3) numaralı
bentlerde açıklanan esaslar çerçevesinde yapılan ilandan başka İstanbul,
Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde çıkan en az iki gazete ile de aynı şartlar
çerçevesinde ilan yapılacaktır.
5 - Gazetelerden başka vasıtalarla
yapılan ilanlarda ilanın yapıldığı ayrıca tanzim edilecek tutanakla
belgelendirilecektir.
6 - Bu tebliğin yayımını müteakip
247 Seri Numaralı ve 339 Seri Numaralı Tahsilat Genel Tebliğleri yürürlükten
kaldırılmış bulunmaktadır.
III -
DİĞER HUSUSLAR:
6183 sayılı Kanunun 93 üncü
maddesinin bir diğer hükmüne göre de, hazırlanan gayrimenkul satış ilanının
birer örneği borçluya, vekil veya mümessiline ve gayrimenkulun tapu sicilinde
hakkı kayıtlı bulunanlardan adresi belli olanlara tebliğ edilecektir.
Tebliğ olunur.
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No: 387
(16 Mayıs 1995 tarihli ve 22285
sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.)
Bilindiği gibi 6183 sayılı Kanunun
107 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden 1994 yılında;
31.12.1993 tarihi itibariyle 50 milyon lira ve bu miktarı aşan miktarda borcu
olup da 1.7.1994 tarihi itibariyle bu borçlarını ödememiş olan borçlular
15.7.1994 - 12.9.1994 tarihleri arasında ilan edilmiştir.
İlana konu alacaklar; alacaklı amme
idaresi, nevi ve miktar itibariyle, ilanın yapılacağı yer ve zaman, ilana
ilişkin diğer usul ve esaslar 8.5.1994 gün ve 21928 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan 684 Seri numaralı Tahsilat Genel Tebliğinde düzenlenmiştir.
Anılan maddenin Bakanlığımıza
verdiği yetkiye istinaden 1995 yılında yapılacak ilanda 384 Seri Numaralı
Tahsilat Genel Tebliğinde belirlenen usul ve esaslara aynen uyulması ve
aşağıdaki hususların da dikkate alınması uygun görülmüştür.
İlan edilecek amme alacaklarının
asgari miktarı 1995 yılı için Türkiye genelinde 200 milyon lira olarak
belirlenmiştir.
1995 yılında yapılacak ilan
kapsamına 31.12.1994 tarihi itibariyle 200 milyon lira ve bu miktarı aşan
miktarda borcu olup da 3.7.1995 tarihi itibariyle bu borçlarını ödememiş olan
borçlular alınmıştır.
Ancak 3.7.1995 tarihine yakın
günlerde yapılan ödemelere ilişkin belgelerin vergi dairelerine intikal süresi
göz önüne alındığında bu ödemelerin dikkate alınabilmesi ve ödeme yapan
borçluların ilan edilmemesi amacıyla ilan 17.7.1995 tarihinde başlayacaktır.
İlana konu alacak toplamının
tespitinde 384 Seri Numaralı Tahsilat Genel Tebliğinin C/1, 2, 3, 4, 5 ve 6
numaralı bölümlerinde geçen 1.7.1994 tarihi 3.7.1995, 31.12.1993 tarihi ise
31.12.1994 olarak dikkate alınacaktır.
Diğer taraftan, 3986 sayılı kanunun
Geçici 1 inci maddesiyle Büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel
idareleri, bunlara ait tüzel kişilerin veya bunlara bağlı müstakil bütçeli ve
kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların 1.4.1994 tarihine kadar ödenmemiş olan
vergi borçlarının 36 ayda eşit taksitlerle ödenmesi esası getirilmiştir. Madde
hükmü ile, bu kuruluşların 1.4.1994 tarihine kadar olan borçları 36 ay süreyle
tescil edildiğinden bu tarihe kadar olan borçları ilan kapsamına alınmayacak,
1.4.1994 tarihinden 31.12.1994 tarihine kadar geçen süreye ilişkin borçları
ilan kapsamında değerlendirilecektir.
Ayrıca, 27.11.1994 tarihli Resmi
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının
Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair kanunun Geçici 15 inci maddesinde yer alan "Bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihte özelleştirme kapsamında bulunan kuruluşlar ile bundan
sonra özelleştirme kapsamına alınacak kuruluşların taşınır ve taşınmaz her
türlü mal, hak ve alacakları, bu kuruluşlar özelleştirme kapsamında kaldığı
sürece haczedilemez. Konulmuş olan hacizler kalkar ve takipler düşer.."
hükmü nedeniyle 3.7.1995 tarihi itibariyle özelleştirme kapsamına alınmış
bulunan kuruluşlar hakkında amme alacağının tahsiline yönelik cebri takibat
işlemleri yapılmayacağından bu kuruluşlara ilan listelerinde yer
verilmeyecektir.
1995 yılı için belirlenen
miktarların üzerinde borcu olan amme borçlularının ad, soyadı ve unvanları
17.7.1995 tarihinde Türkiye genelinde her bir vergi dairesi itibariyle topluca
ilan edilecektir.
İlan edilecek borçlu ile adı,
soyadı, unvanı aynı olan gerçek ya da tüzel kişilerin bulunması halinde bu
kişilerin borçludan tefrik edilebilmesi amacıyla bu durumda olan borçluların
adı, soyadı, unvanı ile birlikte faaliyet konuları ve adresleri gibi tefrik
edici ifadelere ilan listelerinde yer verilecektir.
Vergi dairelerince hazırlanan ilan
listesinin onaylı bir örneği Defterdarlıklarca birleştirilerek ilan tarihini
takip eden iki iş günü içinde Bakanlığımıza (Gelirler Genel Müdürlüğüne)
gönderilecektir.
İlan listeleri 60 gün süreyle asılı
kalacak 14.9.1995 günü mesai saati bitiminde indirilecektir.
Tebliğ olunur.
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No: 387
(1 Temmuz 1995 tarihli ve 22330
sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır)
2.6.1995 gün ve 22301 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan 4108 sayılı kanun ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının tahsil
Usulü Hakkında kanuna yeni bir madde eklenmiş ve bazı maddelerinde
değişiklikler yapılmıştır. Bu düzenlemelerle ilgili olarak aşağıdaki
açıklamaların yapılmasına gerek görülmüştür.
I -
KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU
4108 sayılı Kanunun 11 inci maddesi
ile 6183 sayılı kanuna 35 inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki mükerrer
35 inci madde eklenmiştir.
"Kanuni Temsilcilerin
sorumluluğu
Mükerrer Madde 35 - Tüzel kişilerle
küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan
teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsis
edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği
olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu kanun hükümlerine
göre tahsil edilir.
Bu madde hükmü yabancı şahıs veya
kurumların Türkiye'deki mümessilleri hakkında da uygulanır.
Tüzel kişilerin tasfiye haline
girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş
tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz.
Temsilciler, teşekkülü idare edenler
veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme
borçlusuna rücu edebilirler."
Madde Resmi Gazetede yayımlandığı
tarihte yürürlüğe girmiştir.
Madde başlığında yer alan ve bu
Tebliğde geçen "Kanuni temsilciler" ifadesi; tüzel kişilerin,
küçüklerin ve kısıtlıların kanuni temsilcilerini, tüzel kişiliği olmayan
teşekkülü idare edenleri, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye'deki mümessillerini
kapsamaktadır.
Bilindiği gibi, 6183 Sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında kanunun 3 üncü maddesinde, kanunun 1 ve 2
uncu maddeleri kapsamına giren alacaklar amme alacağı olarak tanımlanmış, amme
borçlusu veya borçlu teriminin, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan
hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilcilerini veya mirasçılarını
ve vergi mükelleflerini vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar
temsilcilerini ifade ettiği hükme bağlanmıştır.
6183 sayılı kanunun amme borçlusu
saydığı kanuni temsilcilerini; gerçek ya da tüzel kişileri veya tüzel kişiliği
olmayan teşekkülleri kanunen temsil etmeye yetkili olan kişiler olup, bu
kişilerin kimler olduğu ve sorumluluklarının şekli mevzuatla belirlenmiştir,
Buna göre, bu mevzuatta belirlenen
tüzel kişiliği haiz kuruluşlar için ayrıca ticaret siciline tescil ve Türkiye
Ticaret sicili Gazetesinde ilan edilen ana sözleşmelerinde ve bu sözleşmelerde
aynı usulle yapılan değişikliklerde tayin edilen kanuni temsilciler, 6183
sayılı kanunun mükerrer 35 inci maddesi ile amme alacağının ödenmesinden de
sorumlu tutulmuşlardır.
Bununla birlikte, 6183 sayılı kanun,
kanuni temsililer hakkında takibe geçilmeden önce asıl amme borçlusu hakkında
takip yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Kanunun 54 üncü ve müteakip
maddelerine göre yapılan takip sonucunda amme borçlusunun mal varlığından
tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme
alacaklarının, yukarıda belirtildiği şekilde tayin olunan kanuni temsilcilerin
mal varlığından tahsili cihetine gidilecektir.
Maddede yer alan " ..... mal
varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen amme alacakları .... "
hükmü, amme borçlusu hakkında 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takip muameleleri
sonucunda; amme borçlusunun haczi kabil herhangi bir mal varlığının
bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen
satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen
amme alacaklarını ifade etmektedir .
Amme borçlusunun mal varlığından
" .... tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları ..." ifadesi
ile amme borçlusunun yapılan tüm araştırmalara rağmen bulunamaması, amme
borçlusunun haczedilen mal varlığına 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan
değerleme sonucu tespit edilen değerlerin amme alacağını karşılaması, borçlunun
iflas etmiş olması halinde iflas idaresi ile kurulan irtibat sonucu amme
alacaklarının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi
nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerine rağmen amme
alacaklarının amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluştuğu
halleri kapsamaktadır.
Buna göre, amme borçlusu nezdinde sürdürülen takip muameleleri
sonucunda yukarıda belirtilen hallerden herhangi birinin varlığı halinde kanuni
temsilciler hakkında takip yapılabilmesi için yeterli şartların oluştuğu kabul
edilecek ve takip muamelesine kanuni temsilciler adına 6183 sayılı Kanunun 55
inci maddesine göre tanzim edilecek ödeme emri tebliği suretiyle
başlanılacaktır.
Amme borçlusunun birden fazla kanuni
temsilcisi bulunduğu taktirde, ilgili kanunlara göre kanuni temsilcilerin
sorumluluk şekline bakılacak ve müşterek ve müteselsil sorumlu olanlar hakkında
tahsil edilemeyen amme alacağının tamamı için her birine ayrı ayrı ödeme emri
düzenlemek suretiyle takibe geçilecektir.
Diğer taraftan, yeterli şartlar
oluştuğu taktirde anılan Kanunun " Amme alacaklarının korunması"
başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati
tahakkuk ve diğer korunma hükümlerinin amme borçlusunun yanı sıra amme borçlusu
sayılan kanuni temsilciler hakkında da uygulanması cihetine gidilecektir.
Kanuni temsilciler hakkında sürdürülecek
takip muamelesinde yukarıda açıklanan hususların yanı sıra, kanuni temsilci
sıfatı olmayan şahıslar hakkında mükerrer 35 inci madde gereğince takip
yapılmamamsına özellikle dikkat edilecektir.
II
ÖZEL ÖDEME ŞEKİLLERİNDEN ÖDEME TARİHİ
4108 sayılı Kanunun 12 inci maddesi
ile 6183 sayılı Amme alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 44 üncü
maddesinin birinci fıkrası;
"41 inci maddeye göre yapılan
ödemelerde çekin tahsil dairesine veya bankaya verildiği, paranın bankaya veya
postaneye yatırıldığı, münakale emri üzerine paranın tahsil dairesi hesabına
geçtiği gün ödeme yapılmış sayılır." şeklinde değiştirilmiştir.
Değişiklik hükmü Kanunun yayımını
izleyen ikinci ayın başı olan 1 Ağustos 1995 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Bilindiği gibi, 6183sayılı Kanunun
41 inci maddesinde " çizgili çek kullanılmak suretiyle ödeme " özel
ödeme şekilleri arasında sayılmış ve Maliye Bakanlığının uygun görmesi halinde,
ödeme sistemi olarak kullanılacağı hükme bağlanmıştır.
Bakanlığımızca muhtelif tarihlerde yayımlanan
genel tebliğlerle, yurdun her yerinde çizgili çekle ödeme yapılabileceği ve
çeklerde bloke şartı aranmayacağı yönünde düzenlemeler yapılmıştır,
Kanunun 44 üncü maddesinde yapılan
düzenleme, çekle yapılan ödemelerde çekin postaya verildiği tarihin ödeme
tarihi olarak kabul edilmeyeceğine yöneliktir.
Buna göre çekle ödeme sistemi devam
etmekte ancak, çekle yapılan ödemelerde çekin tahsil dairesine veya bankaya
verildiği gün ödeme yapılmış sayılmaktadır.
1 Ağustos 1995 (bu tarih dahil)
tarihinden itibaren çeklerin posta yoluyla tahsil dairesine gönderilmesi
halinde ise postaya verildiği tarih yerine tahsil dairesi kayıtlarına intikal
ettiği tarih ödeme tarihi olarak kabil edilecektir.
Bu itibarla , posta yoluyla tahsil
dairelerine gönderilen çeklerin tahsil dairelerinde hangi tarihte intikal
ettiğini gösteren kayıtlar tutularak dikkatle izlenmesi girilmektedir.
Anılan maddede yapılan bir diğer
değişiklik ise münakale suretiyle yapılan ödemelerde ödeme tarihinin paranın
tahsil dairesi hesabına geçtiği gün olarak kabul edileceğine ilişkin olmakla
birlikte 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye
istinaden münakale suretiyle ödeme sistemine ilişkin düzenlemeler bilahare
yapılacaktır.
III - GECİKME ZAMMI TATBİK EDİLMEYEN
AMME ALACAKLARINDA TECİLİN İHLALİ HALİNDE ÖDENEN TECİL FAİZİ HAKKINDA YAPILACAK
İŞLEMLER:
4108 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi
ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci
maddesinin son fıkrasına aşağıdaki hüküm eklenmiştir.
"Tecil edilen amme alacağının
gecikme zammı tatbik edilmeyen alacaklardan olması halinde ödenen tecil
faizleri iade veya mahsup edilmez."
Madde Resmi Gazetede yayımlandığı
gün yürürlüğe girmiştir.
Buna göre tecil edilen ancak tecil
şartlarına uygun ödenmeyen amme alacağının gecikme zammı uygulanmayan
alacaklardan oluşması halinde bu alacaklar için tecilin bir bedeli olarak
ödenmiş bulunan tecil faizi borçlulara ret ve iade edilemeyeceği gibi borçlarına
da mahsup edilmeyecektir.
Ancak, tecil edilen amme alacağının
bir kısmının gecikme zammı uygulanabilecek, bir kısmının da gecikme zammı
uygulanamayacak alacaklardan oluşması ve bu tür tecillerin ihlal edilmiş olması
halinde, ödenen tecil faizlerinden gecikme zammı uygulanabilecek alacağa isabet
eden kısmı ödenmesi gereken gecikme zammından mahsup edilecektir.
ÖRNEK: Gelir (Stopaj) vergisinden
400.000.000 TL kurumlar Vergisinden 1.000.000.000 TL ve Gecikme Zammından
600.000.000 TL olmak üzere toplam 2.000.000.000 TL borç tecil edilmiş, ancak
belli bir süre geçtikten sonra tecil ihlal edilmiştir. Bu borçlara karşılık
tecil süresince 400.00.000 TL tecil faizi tahsil edilmiştir.
Bu durumda, mahsup edilecek tecil
faizi miktarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Tecil edilen toplam borç Tahsil edilen tecil faizi
2.000.000.000 TL. 400.000.000 TL
Vergi Aslı Olan Gelir (Stopaj) Vergi Aslına İsabet
Vergisi + Kurumlar vergisi eden tecil faizi
(400.000.000 + 1.000.000.000) = X
1.400.000.000 TL
1.400.000.000 x 400.000.000
X =
----------------------------------------------------- = 280.000.000 TL
2.000.000.000
Buna göre 280.000.000 TL tutarındaki
tecil faizi, vergi asılları için hesaplanacak gecikme zammından mahsup
edilecektir.
400.000.000 - 280.000 .000 =
120.000.000 TL tecil faizi ise gecikme zammı uygulanmayan amme alacağına
ilişkin olduğundan bu tutar borçluya ret ve iade edilmeyeceği gibi borçlarına
da mahsup edilmeyecektir.
IV -
HACİZ VARAKALARANIN TASDİK YETKİSİ DEVRİ:
4108 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi
ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında kanunun 64 üncü
maddesinin birinci fıkrası:
"Haciz muameleleri tahsil
dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük veya
tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak
yapılır" şeklinde değiştirilmiştir.
Madde Resmi Gazetede yayımlandığı
tarihte yürürlüğe girmiştir.
Buna göre haciz varakalarının
tasdiki konusunda daha önce yayımlanan 327 Seri Numaralı Tahsilat Genel
Tebliğinde belirtildiği şekilde işlem yapılacak ve alacaklı amme idaresinin
mahalli en büyük memuru ya da yetkili kıldığı memur tarafından haciz varakaları
tasdik edilecektir.
Tebliğ olunur.
Maliye
Bakanlığından
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No: 388
(7 Eylül 1995 Tarihli ve 22397
Sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır)
6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil
Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesi
ile Bakanlığımıza tanınan yetkiye istinaden,
halen yıllık % 114 olarak uygulanmakta olan tecil faizi oranı bu Tebliğin
yayımı tarihinden itibaren yıllık % 96 olarak belirlenmiştir.
Bundan böyle, 6183 sayılı Kanunun 48
inci maddesine istinaden bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren yapılacak
müracaatlara dayanılarak tecil edilecek olan amme alacaklarına yıllık % 96
oranında tecil faizi uygulanacaktır.
Bu Tebliğin yayımı tarihinden
önceki müracaatlara dayanılarak tecil
edilecek olan amme alacaklarına da müracaat
tarihinden bu Tebliğin yayımı
tarihine kadar geçen süre için geçerli olan oranlar, bu Tebliğin yayımı
tarihinden sonra da % 96 oranında tecil
faizi uygulanması gerekmektedir.=
Aynı şekilde, bu Tebliğin
yayımı tarihinden önce tecil edilipte
tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olan amme alacaklarının bu Tebliğin
yayımı tarihinden sonra ödenmesi gereken taksit miktarlarına; bu Tebliğin yayımı
tarihine kadar geçen süre için geçerli olan oranlar, bu Tebliğin yayımı
tarihinden sonra da % 96 oranında tecil faizi uygulanacaktır.
Borcu tecil edilen mükelleflerden
tecil şartlarının kabul edildiğine dair
(tecilin gerçekleşmesinden hemen sonra ) alınacak yazıda; faiz oranın
belirlendiği kısmın altı çizilmek suretiyle hangi oranda tecil faizi ödeneceğine
dair gerekli uyarı yapılacaktır.
Tebliğ olunur.
Maliye
Bakanlığından
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No: 389
(7 Eylül 1995 Tarihli ve 22397
Sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır)
Bilindiği gibi, 3946 sayılı Kanunun
3 üncü maddesi ile değişik 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 51 inci maddesinin Bakanlar
Kuruluna verdiği yetkiye istinaden,
8/3/1994 tarih ve 21871 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 22/2/1994 tarih ve
94/5335 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
ile amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim
tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı %12 nispetinde gecikme zammı
uygulanmaktaydı.
Anılan maddenin 4 üncü fıkrası ile Bakanlar Kuruluna verilen
yetkiye istinaden 31/8/1995 tarih ve 22390 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
20/7/1995 tarih ve 95/7138 sayılı Bakanlar Kurulu Kararır ile amme alacağının
ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay
için ayrı ayrı % 10 nispetinde gecikme zammı uygulanması kararlaştırılmış ve
belirtilen karar 31/8/1995 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Buna göre, 31/8/1995 tarihinden önce
vadesi geldiği halde bu tarihe kadar ödenmemiş olan amme alacaklarının bu
tarihten itibaren ödenecek kısımlarına ve 31/8/1995 tarihinden itibaren vadesi
geldiği halde vadelerinde ödenmeyen amme alacaklarına yukarıda belirtilen
nispetlerde ve 381 Seri Numaralı Tahsilat Genel Tebliğinde yer alan esaslar
doğrultusunda gecikme zammı uygulanacaktır.
Tebliğ olunur.
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No: 390
(17
Ocak 1996 tarih ve 22526 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır)
Bilindiği gibi, 1 Temmuz 1995 tarih
ve 22330 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 387 Seri Numaralı Tahsilat Genel
Tebliğinin, kanuni Temsilcilerinin sorumluluğu başlıklı (I) numaralı
bölümünde,6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil usulü Hakkında kanunun 3 üncü
maddesinde amme borçlusu sayılan kanuni temsilciler, "gerçek yada tüzel
kişileri veya tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri kanunen temsil etmeye yetkili
olan kişiler" şeklinde tarif edilmiş ve bu kişilerin kimler olduğu ve
sorumluluklarının şeklinin Türk Medeni kanunu, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret
Kanunu ve ilgili diğer mevzuatta belirtildiği ifade edilerek, asıl amme
borçlusunun borçlarından dolayı kanuni temsilciler hakkında takip yapılabilmesi
için gerekli şartlar, yapılacak takipte dikkat edilecek hususlar açıklanmıştır.
Bakanlığımıza intikal eden
olaylardan anonim şirket şeklinde örgütlenmiş tüzel kişilerin kanuni
temsilcilerinin belirlenmesi ve takibinde bazı tereddütler olduğu
anlaşıldığından uygulamaya açıklık kazandırılması gerekli görülmüştür.
I - TÜRK TİCARET KANUNUNUN İLGİLİ
HÜKÜMLERİ:
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun
317 inci maddesinde; "Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve
temsil olunur." hükmü yer almaktadır.
Buna göre anonim şirketin kanuni
temsilcisi idare meclisi, bir diğer ifade ile yönetim kuruludur.
Kanunun 317 inci maddesi hükmü genel
kuralı belirtmekte, ancak vazifelerin azalar arasında ne şekilde taksim
olunacağı 319 uncu maddede düzenlenmektedir.
Anılan maddede, "Esas
mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim
edilip edilmeyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağı tespit olunur.
İdare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil salahiyeti verilir.
Esas mukavele ile temsil salâhiyetinin
ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi olan murahhaslara veya
pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete
veya idare meclisine salâhiyet verilebilir. Bu gibi kayıtlar bulunmadığı
takdirde 317 inci madde hükmü tatbik olunur" denilmektedir.
319 uncu madde hükmü, yönetim
kuruluna ait olan şirketi temsil ve idare yetkisinin; esas sözleşme ile yönetim
kurulu üyelerinden en az biri veya birden fazlasına veya esas sözleşmede genel
kurula veya yönetim kuruluna verilecek yetki ile yönetim kurulu üyesi olmaları
şartıyla murahhas üyelere veya şirkette pay sahibi olmasalar bile sorumlu
müdürlere devredilebileceğine ilişkindir.
Buna göre, 6183 sayılı kanunun
Mükerrer 35 inci maddesi uygulamasında kanuni temsilci, şirket esas sözleşmesi
ile temsile yetkilendirilmiş veya kaynağını esas sözleşmeden alan yetki ile
idare meclisi ya da genel kurulca temsil salâhiyeti verilmiş kişi veya kişiler
olacaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken
önemli bir husus da idare ve temsil salâhiyeti verilen kişi ya da kişilerden
birinin mutlak surette yönetim kurulu üyelerinden birisi olmasıdır.
Öte yandan Kanunun 323 üncü
maddesinde, idare meclisinin şirketi temsile salâhiyetli kimseleri tescil
edilmek üzere ticaret siciline bildireceği, temsil salâhiyetine müteallik
kararın noterlikçe tasdik edilmiş suretinin de sicil memuruna verilmesinin şart
olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu hükme göre;
- Temsil salâhiyetine ilişkin noter
tasdikli yetkili organ (yönetim kurulu veya genel kurul kararı,
- Şirketi temsil salâhiyeti verilen
kişilerin kimler olduğu,
hususlarının ticaret sicilinde
tescil ve ilan edilmiş olması gerekmektedir.
Aynı kanunun 38 inci maddesi
gereğince de bu tescilin ilan tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği tabiidir.
Kanunun 321 inci maddesinde de,
"Temsile salâhiyetli olanlar şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan her
nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını
kullanmak hakkını haizdirler.
Temsil salâhiyetinin tahdidi,
hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmez. Ancak temsil
salâhiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunduğuna veya
müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen tahditler muteberdir.
........." denilmektedir.
Bu madde ile temsil salâhiyetinin
kapsamına işaret edilerek, temsile salâhiyetli olanların şirketin maksat ve
mevzuuna dahil olan tüm işleri ve tüm hukuki muameleleri şirket adına yapmaları
gerektiği ve bu salâhiyetin kapsam olarak sınırlandırılamayacağı ifade
edilmektedir.
Bu durumda, 6183 sayılı kanunun
Mükerrer 35 inci maddesinin uygulanmasında, 319 uncu madde hükmüne göre temsil
salâhiyeti verilen kişi ya da kişilerin kanuni temsilci kabul edilebilmesi
için, şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan tüm muamelelerde tam yetkili olmaları
sorunludur.
II -
KANUNİ TEMSİLCİLERİN BELİRLENMESİ:
(I) inci bölümde yer alan kanun
hükümleri ve bu hükümlerin açıklamaları dikkate alınarak, bir anonim şirketin
kanuni temsilcileri;
1- Öncelikle şirket esas
sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerinden birinin veya birden fazlasının şirketi
temsile yetkili kılınıp kılınmadığı.
2 - Esas sözleşmede şirketi temsile
yetkili üye belirlenmemiş ise sözleşmede yönetim kurulu veya genel kurula
yönetim kurulu üyesi olması şartıyla murahhas üyeleri veya şirkette pay sahibi
olmayan sorumlu müdürleri temsilci olarak belirleme konusunda yetki verilip
verilmediği,
3- Esas sözleşmede temsilci
belirleme konusunda yetkisi bulunan organ tarafından bu yetki çerçevesinde
temsil salâhiyetinin; yönetim kurulu üyelerinden biri veya birkaçına ya da
yönetim kurulu üyelerinden en az biri ile birlikte şirketin sorumlu müdürü veya
müdürlüğüne devredilip devredilmediği,
hususları tescil ve ilanın yapıldığı
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine bakılarak belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanununun 319 ve
müteakip maddelerine göre temsil salâhiyeti murahhas azalara veya pay sahibi
olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakılmamış ise yönetim kurulu üyeleri
kanuni temsilci sıfatını taşımaktadır.
Yapılan bu açıklamalara göre, kamu
alacağının anonim şirket şeklinde örgütlenmiş tüzel kişiliğinin mal varlığından
kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması
halinde tüzel kişiliğinin kanuni temsilcisi konumundaki yönetim kurulu
üyelerinin şahsi malvarlıklarından takip ve tahsili cihetine gidilmeden önce,
şirket esas sözleşmesinin tetkik olunması, temsil salâhiyetinin aynı zamanda
yönetim kurulu üyesi olan murahhas bir veya bir kaç üyeye veya şirkette pay
sahibi olmayan müdürlere bırakılmış olup olmadığının tespit edilmesi
gerekmektedir.
Yapılacak tespit sonucunda; şirketi
temsil salâhiyetinin murahhas üye veya üyeler ile şirkette pay sahibi olmayan
müdürlere bırakıldığının anlaşılması halinde kamu alacağının bunlardan takip ve
tahsiline gidilmesi, bu durumda diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında işlem
yapılmaması icap etmektedir.
Şirket esas sözleşmesinde bu şekilde bir
görevlendirmeye ilişkin herhangi bir kayıt bulunmaması halinde, Türk Ticaret
kanununun 317 inci maddesi hükmü göz önüne alınacak, yönetimde bulunan tüm
üyelerin müşterek ve müteselsil sorumlulukları dikkate alınarak haklarında 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun Mükerrer 35 inci
maddesi uyarınca işlem yapılacaktır.
III-
BİLGİ VERME MECBURİYETİ:
6183 sayılı kanunun Mükerrer 35 inci
maddesi uygulamasında; 387 Seri Numaralı Tahsilat Genel tebliği ve bu Tebliğde
yapılan açıklamalar uyarınca vergi dairelerince kanuni temsilcilerin takibi
işlemlerinde, herhangi bir yanlışlığa meydan verilmemesi açısından anonim
şirketlerin kanuni temsilcilerinin bilinmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, 213 sayılı Vergi Usul
kanununun 148 ve 149 uncu maddelerinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye
istinaden anonim şirketlere; şirketin
halihazırda kanuni temsilcisi olan kişilerin ad ve soyadları ile ikametgah
adreslerinin tescil ve ilan edildiği Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin bir
örneğini tebliğin yayımını izleyen ayın başından itibaren 1 ay içerisinde
kanuni temsilcilerinin sonradan değişmesi halinde ise değişikliğin, Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesi örneği de eklenmek suretiyle değişikliğin tescil ve
ilan edildiği ayı izleyen ayın başından itibaren 1 ay içerisinde, bir yazı ile
bağlı bulundukları vergi dairelerine bildirme mecburiyeti getirilmiştir.
Bu bilgi verme mecburiyetini yerine getirmeyen
mükellefler hakkında aynı Kanunun Mükerrer 355 ve 361 inci maddeleri uyarınca
gerekli işlemler yapılacaktır.
IV -
DİĞER HUSUSLAR:
Kanuni temsilciler hakkında takip
işlemlerine başlanılmadan önce yapılması gereken iş ve işlemler 387 Numaralı
Tahsilat Genel Tebliği ile bu Tebliğde açıklanmış olup, bu konudaki
açıklamalara da titizlikle uyulması gerekmektedir.
Tebliğ olunur.
Maliye
Bakanlığından:
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No: 391
(2 Şubat 1996 tarih ve 22452 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanmıştır)
Bilindiği gibi, 3946 sayılı kanunun
3 üncü maddesi ile değişik 6183 sayılı Amme Alacaklarının tahsil usulü Hakkında
kanunun 51 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye istinaden,
31.8.195 tarih ve 22390 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan 20.7.1995 tarih ve 95/7138 sayılı Bakanlar Kurulu
kararı uyarınca 31.8.1995 tarihinden geçerli olmak üzere amme alacağının ödeme
müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için
ayrı ayrı % 10 nispetinde gecikme zammı uygulanmaktaydı.
Ancak faiz oranlarında meydana gelen
artışın, amme alacaklarının vadelerinde ödenmesine olumsuz etki yapmaması
amacıyla, anılan maddenin 4 üncü fıkrası ile Bakarlar Kuruluna verilen yetkiye
istinaden 9.1.1996 tarih ve 96/7798 sayılı Bakanlar Kurulu kararı çıkarılmış ve
bu karar 1.2.1996 tarihinden geçerli olmak üzere 1.2.1996 Tarih ve 22541 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Bu karar gereği, amme alacağının
ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay
için % 15 nispetinde gecikme zammı uygulanması gerekmektedir.
Buna göre 1.2.196 tarihinden önce
vadesi geldiği halde bu tarihe kadar ödenmemiş olan amme alacaklarının bu
tarihten itibaren ödenecek kısımlarına ve 1.2.1996 tarihinden itibaren vadesi
geldiği halde vadelerinde ödenmeyen amme alacaklarına yukarıda belirtilen
nispetlerde ve 381 Seri Numaralı Tahsilat Genel Tebliğinde yer alan esaslar
doğrultusunda gecikme zammı uygulanacaktır.
Tebliğ olunur.
Maliye
Bakanlığından:
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No: 392
(2 Şubat 1996 tarih ve 22452 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanmıştır)
6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında kanunun 48 inci maddesi ile Bakanlığımıza tanınan yetkiye
istinaden , halen yıllık % 96 olarak uygulanmakta olan tecil faizi oranı bu
Tebliğin yayımı tarihinden itibaren yıllık % 144'e çıkarılmıştır.
Bundan böyle, 6183 sayılı kanunun 48
inci maddesine istinaden bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren yapılacak
müracaatlara dayanılarak tecil edilen amme alacaklarına yıllık % 144 oranında
tecil faizi uygulanacaktır.
Ancak;
- Bu Genel Tebliğin yayımı
tarihinden ince yapılan ve henüz sonuçlandırılmamış müracaatlara dayanılarak
yapılacak tecillere ve bu tebliğin yayımı tarihinden önce tecil edilipte tecil
şartlarına uygun olarak ödenmekte olan amme alacaklarına yıllık % 96,
- Bu Genel tebliğin yayımı
tarihinden önce tecil talebinde bulunulmuş ve tecil talebi kabul edilmiş
olanlardan tecil şartları ihlal edilmiş ve yeniden talepte bulunulmuşsa bu
alacaklara genel tebliğin yayımı tarihine kadar geçen süre için yıllık % 96, yayımı
tarihinden itibaren ise yıllık % 144,
oranında tecil faizi uygulanmasına
devam edilecektir.
Borcu tecil edilen mükelleflerden
tecil şartlarının kabul edildiğine dair (tecilin gerçekleşmesinden hemen sonra)
alınacak yazıda; faiz oranının belirlendiği kısmın altı çizilmek suretiyle
hangi oranda tecil faizi ödeneceğine dair gerekli uyarı yapılacaktır.
Tebliğ olunur.
Maliye
Bakanlığından:
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No : 393
Bilindiği üzere, 6183 sayılı
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 41 inci maddesinde, Bakanlığımızca
tayin edilecek kararda, nevileri Bakanlığımızca belirlenecek alacaklarının
postaneler vasıta kılınmak suretiyle ödenebileceği, aynı Kanunun 44 üncü
maddesinde de Bakanlığımızca 41 inci maddeye göre ödeme yapılması uygun
görüldüğü takdirde postaneler vasıtasıyla yapılan ödemelerde ödeme tarihinde
paranın postaneye yatırıldığı gün olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu hükme göre, Bakanlığımız ile PTT
Genel Müdürlüğü arasında yapılan anlaşmaya istinaden 1.3.1960 tarihinden
itibaren posta havalesi kullanılmak suretiyle vergi tahsilatına başlanılmış,
bilahare 16.12.1977 tarihinde düzenlenen protokol uyarınca da posta çekleri
kullanılmak suretiyle alacaklarının uygulamasına geçilmiştir.
Ancak, bugüne kadar Bakanlığımıza
yansıyan olaylardan, postaneler vasıta kılınarak posta çeki ile yapılan
tahsilatın.
-Posta çekleri kuponlarının Posta
Çekleri Merkezine (Ankara) geç intikal etmesi,
-Posta Çekleri merkezine gelen
kuponların tasniften sonra vergi dairesine intikal ettirilmesi,
-Vergi dairesine gelen kuponların
mükellef ayrımı, hesap kontrolleri yapıldıktan sonra ödenmesi gereken tutara
ilişkin ödeme formüllerinin hazırlanarak Posta İşletmesi Genel Müdürlüğüne
gönderilmesi,
-Ödeme formüllerinin Posta İşletme
Merkezlerince alınması üzerine paranın ilgili postanelere aktarılması,
-Tahsil olunan paranın vergi
dairesinin T.C. Ziraat Bankası nezrindeki hesabına yatırılarak bu hesap
vasıtasıyla Merkez Bankası nezrindeki Hazine hesabına aktarılması,
İşlemlerinin zaman zaman 2-3 ayı
bulması nedeniyle vergi dairesi tahsilat kayıtlarına geç intikal ettiği
dolayısıyla Hazineye de geç aktarıldığı anlaşılmaktadır.
Bütün bu hususlar dikkate
alındığında, postaneler vasıta kılınarak posta çeki ile yapılan tahsilata
ilişkin sistem,
a) Hem postane şubelerinde, hem de
vergi dairesinde tamamıyla elle düzenlenen belgeler üzerinden işlem yapılması,
bilgilerin okunmaması, herhangi bir aşamada yanlış kayda girilmesi gibi insani
hatalara çok açık olması,
b) Belge ve para akımının fiilen
uzun zaman gerektiren bir prosedürü zorunlu kılması,
e) Tahsilatın Hazine hesabına
oldukça geç intikal etmesi, gibi, mevcut yapı içerisinde giderilmesi mümkün
olmayan nedenlerle, olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.
Postaneler vasıtasıyla yapılan
ödemelerin vergi dairesi tahsilat kayıtlarına geç intikal etmesi, borçlarını bu
yolla ödemiş olan mükelleflerin cebri takibata maruz kalmalarına neden
olabildiği gibi gereksiz idare-mükellef sürtüşmelerine de yol açmakta ve
idareye olan güveni de zayıflatmaktadır.
Öte yandan 6183 sayılı Kanunun aynı
maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetki kullanılarak, alacaklarının bankalar
vasıtasıyla tahsilinde önemli adımlar atılmış olup, bankalar aracılığıyla yapılan
tahsilat yurt düzeyine yaygınlaştırılmıştır. Halen Türkiye genelinde yaygın
şube ağı bulunan T.C. Ziraat Bankası, T. Halk Bankası. T. Vakıflar Bankası
olmak üzere 7 banka ile protokol yapılmış ve bu banka şubelerine vergi
tahsilatına aracılık etme izni verilmiştir.
Bu düzenlemeler de dikkate alınarak,
Devlete ait alacaklardan vergi dairelerince (vergi dairesi başkanlıkları, vergi
dairesi müdürlükleri ve mal müdürlükleri bünyesindeki bağlı vergi dairelerince)
tahsil edilen kamu alacaklarının postaneler vasıtasıyla, posta çeki kullanılmak
suretiyle ve aynı gerekçelerle yurt içinde posta havalesi ile ödenmesi
uygulamasının 1 aylık bir geçiş süresinin bitiminden itibaren kaldırılması
uygun görülmüştür.
Buna göre, 1 aylık geçiş süresi
Haziran ayı olacağından, Haziran ayının son günü olan 30.6.1996 tarihinden
sonra posta çeki ve yurt içinde posta havalesi kullanılmak suretiyle ödeme
yapılması mümkün olmayacaktır.
Mükelleflerin bu hususa dikkat
etmeleri ve borçlarına ilişkin ödemelerini yukarıda belirtilen banka şubelerine
veya tahsil dairelerine yapmaları gerekmektedir.
Tebliğ olunur.
Maliye
Bakanlığından
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No: 394
(4 Haziran 1996 tarih ve 22656 sayılı Resmi Gazetede
yayınlanmıştır)
Bilindiği gibi 6183 sayılı Kanunun
107'inci maddesi ile ödeme müddetinin bitim tarihinden itibaren altı ay
geçmesine rağmen maddede belirtilen kamu alacaklarını ödemeyen amme
borçlularının ad ve unvanları ile borç miktarlarının yılda en çok bir defa Maliye
Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ilan edilebileceği
hükme bağlanmıştır.
Anılan Maddenin Bakanlığımıza
verdiği yetkiye istinaden;
- 1996 yılında Türkiye genelinde
ilan edilecek amme borçlularının asgari borç miktarı 1 milyar lira olarak
belinmiş,
- İlana konu alacakların; alacaklı
amme idaresi, nevi ve miktar itibariyle tespiti ile ilanın yapılacağı yer ve
zaman, ilana ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesinde 8.5.994 gün ve
21928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 384 Seri Numaralı Tahsilat Genel
Tebliğinde yapılan açıklamalara uyulması ve aşağıdaki hususların da dikkate
alınması,
uygun görülmüştür.
1996 yılında yapılacak ilan
kapsamına 31/12/1995 tarihi itibariyle 1milyan lira ve bu miktarı, aşan
miktarda borcu olup da 1/7/1996 tarihi itibariyle bu borçlarını ödememiş olan
borçlular alınmıştır.
Ancak, 1/7/1996 tarihine yakın
günlerde yapılan ödemelere ilişkin belgelerin vergi dairelerine intikal süresi
göz önüne alındığında bu ödemelerin dikkate alınabilmesi ve ödeme yapan
borçluların ilan edilmesi amacıyla ilan 15/7/1996 tarihinde başlayacaktır.
İlana konu alacakların miktar
itibariyle tespitinde 384 Seri Numaralı Tahsilat Genel tebliğinin I/C bölümünde
geçen 1/7/1994 tarihleri 1/7/1996, 31/12/1993 tarihleri ise 31/12/1995 olarak
dikkate alınacaktır.
Diğer taraftan 3986 sayılı Kanunun
Geçici 1'inci maddesiyle büyük şehir belediyeleri, belediyeler, il özel
idareleri, bunlara ait tüzel kişilerin veya bunlara bağlı müstakil bütçeli ve
kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların 1.4.1994 tarihine kadar ödenmemiş olan
vergi borçlarının 36 aydı eşit taksitlerle ödenmesi esası getirilmiştir. Madde
hükme ile bu kuruluşların, 1.4.1994 tarihine kadar olan borçları 36 ay süreyle
tecil edilmediğinden, bu tarihe kadar olan borçları ilan kapsamına alınmayacak,
1.4.1994 tarihinden 31.12.1995 tarihine kadar geçen süreye ilişkin borçları
ilan kapsamında değerlendirilecektir.
Ayrıca, 27.11.1994 tarihli Resmi
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının
Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun hükmünde kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair kanunun Geçici 15'inci maddesinde yer alan "Bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihte özelleştirme kapsamında bulunan kuruluşların taşınır
ve taşınmaz her türlü mal, hak ve alacakları, bu kuruluşlar özelleştirme
kapsamında kaldığı sürece haczedilemez. Konulmuş olan hacizler kalkar ve
takipler düşer..." hükmü nedeniyle 1.7.1996 tarihi itibariyle özelleştirme
kapsamına alınmış bulunan kuruluşlar hakkında amme alacağının tahsiline yönelik
cebri takibat işlemleri yapılmayacağından bu kuruluşlara ilan listelerinde yer
verilmeyecektir.
1996 yılı için belirlenen miktarın
üzerinde borcu olan amme borçlularının ad, soyadı ve unvanları 15/7/1996
tarihinde Türkiye genelinde her bir vergi dairesi itibariyle topluca ilan
edilecektir.
İlan edilecek borçlu ile adı,
soyadı, unvanı aynı olan, gerçek ya da tüzel kişilerin bulunması halinde, bu
kişilerin borçludan ayırt edilebilmesi amacıyla bu durumda olan borçluların
adı, soyadı, unvanı ile birlikte faaliyet konuları ve adresleri gibi ayırt edici
ifadelere ilan listelerinde yer verilecektir.
Vergi dairelerince hazırlanan ilan
listesinin onaylı bir örneği Defterdarlıklarca birleştirilerek ilan tarihini
takip eden iki iş günü içinde bakanlığımıza (Gelirler Genel Müdürlüğüne)
gönderilecektir.
İlan listesi 60 gün süreyle asılı
kalacak, 12/9/1996 günü mesai saati bitiminde indirilecektir.
Tebliğ olunur.
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No: 395
5682 sayılı Pasaport Kanununun "Pasaport ve vesika verilmesi
yasak olan haller" başlıklı 22 inci maddesinde, vergiden borçlu olduğu
pasaport vermeye yetkili makamlara bildirilenlere pasaport veya seyahat
vesikası verilmeyeceği, verilmişse geri alınacağı, bunların yurtdışına
çıkışlarının engellenemeyeceği yönünde hüküm yer almaktadır.
Vergi borcu nedeniyle yurt dışına
çıkış yasağı konulması yönündeki bu hakamükümle, mükelleflerin yükümlülüklerini
zamanında yerine getirmelerinin sağlanması, amme alacağının tahsilinin güvence
altına alınması ve tahsilatın hızlandırılması amaçlandığı tabiidir.
Bu amaç ve anılan madde hükmünden
hareketle vergi borçları nedeniyle yurt dışına çıkışı yasaklanacak kişiler
hakkında aşağıda belirtilen açıklamalar dikkate alınarak işlem yapılması uygun
görülmüştür.
I -
YURT DIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI KONULMASINI GEREKTİREN VERGİ BORCUNUN TESPİTİ:
A) Nevi İtibariyle:
5682 sayılı Kanunun 22 inci
maddesindeki "vergiden borçlu" tabiri ile kastedilen, 6183 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinde söz konusu edilen amme alacaklarından borçlu bulunan
şahıslar olduğundan, buradaki vergi borcu tabirinden de "amme
alacağı" anlaşılacaktır.
b) Miktar İtibariyle:
Yurt dışına çıkış yasağı konulmasını
gerektiren amme alacağı miktarı 1 milyar lira ve üzeri olarak belirlenmiştir.
Bu miktarın altında borcu bulunan
şahıslar hakkında tahsil dairelerince yurt dışına çıkış yasağı
uygulanmayacaktır.
Borçludan aranılan amme alacağının
yurt dışına çıkış yasağı konulmasını gerektirip gerektirmediğinin tespitinde
aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulacaktır.
1.
Kesinleştiği halde ödenmemiş olan ve varsa ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati
haciz uygulamasına konu amme alacakları toplamı dikkate alınacak.
2.
a) Tarhiyat safhasında olan veya tarhiyata ilişkin olarak yaratılan
ihtilaflar nedeniyle kesinleşmemesi olan amme alacakları.
b) 6183 sayılı Kanunun 40. maddesi
uyarınca tecil edilmesi ya da sair nedenlerle teminat altına alınan alacaklar.
c) ilgili mevzuat gereğince
istenilen belgelerin borçlu tarafından tam ve eksiksiz olarak tahsil dairesine
ibraz edilmiş olması koşuluyla nakden veya mahsuben iadesi talep edilen miktar.
d) Cebri takip sonucu haczedilen
malların değeri kadar borç miktarı,dikkate alınmayacaktır.
Diğer taraftan, miktara
bakılmaksızın 6183 sayılı Kanunun 75. maddesi uyarınca aciz halinde olduğu
tespit edilen borçlular hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmayacaktır.
II -
YURT DIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI UYGULANMASI GEREKENLERLE İLGİLİ BİLDİRİMLER
Yurt dışına çıkış yasağı
uygulanabilmesi için yukarıda belirtilen şekilde tespit edilen bir borcun
bulunması ve borcun teminat altına alınmamış olması gerekmektedir.
Emniyet Makamlarına yapılacak
bildirimlerde; borçlunun adı soyadı, doğum yeri ve tarihi, ana ve baba adı,
nüfusa kayıtlı olduğu yer, iş ve ikametgah adresleri, vergi numarası, borcun
mahiyeti ve miktarı, yılı, nevi ve vadesinin eksiksiz olarak yer alması
zorunludur.
Amme borcu dolayısıyla, yurt dışına
çıkış tahdidi konulmak üzere isimleri Emniyet Makamlarına bildirilmek zorunda
kalınan kişilere keyfiyet ayrı bir yazı ile derhal bildirilecek, bu yazıda,
borcun mahiyeti, yılı, miktarı, vadesi ve ne şekilde tasfiye olunabileceği,
çıkış tahdidinin kaldırılabilmesi için ne gibi işlemler yapılması gerektiği
açıkça belirtilmek suretiyle borçlu mükelleflerin bu konuda bilgilendirilmeleri
ve dolayısıyla da amme alacağının tahsilinin çabuklaştırılması sağlanmaya çalışılacaktır.
Konunun önemi dikkate alarak borç
tespitinde azami özen gösterilmesi belirlenen miktarın altında borcu olanlar
için bildirim yapılmaması, bu tebliğin yayımı tarihinden önce borcu 1 milyar
liradan az olan borçluların geçici olarak yurt dışına çıkmalarına engel olunmak
üzere Emniyet Makamlarına tebligat yapılmış olması halinde, bu tebligatın
derhal geri alınması gerekmektedir.
III -
YURT DIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI UYGULANAN BORÇLULARIN DURUMLARININ İZLENMESİ:
Hakkında yurt dışına çıkış tahdidi
konulan şahısların durumları dikkatle izlenecek, bu tahdidin konulmasına neden
olan borcun ödenmesi, terkini, teminata bağlanması gibi tahdit konulması
nedenini ortadan kaldıran durumlarda, keyfiyet derhal ilgili Emniyet
Makamlarına bildirilmek suretiyle mükelleflerin mağduriyetlerinin önlenmesi
temin edilecektir.
Ayrıca Bakanlığımıza intikal eden
olaylardan yurt dışına çıkış yasağı uygulanan ancak faaliyet konuları gereği,
tedavi amacı ve benzeri zaruri nedenlerle yurt dışına çıkmaları gerektiği halde
borçlarına karşılık yeterli teminat gösteremedikleri için yurt dışına çıkış
yasağı kaldırılmayan bazı borçluların,
- Faaliyetlerine devam edememe,
mevcut ve yeni iş imkanlarını kaybetme,
- Tedavi imkanlarının engellenmesi,
gibi zor durumlarla karşılaştıkları
anlaşılmaktadır.
Yurt dışına çıkış yasağı
uygulanmasının yukarıda belirtilen olumsuz sonuçlarının önlenmesi açısından bu
durumda bulunan borçluların taleplerinin tahsil dairesi yöneticisi
başkanlığında (Vergi Dairesi Müdürleri, Malmüdürlüklerinde Malmüdürleri ilgili
bölüm (vergilendirme ve kovuşturma) yöneticileriyle birlikte değerlendirilmesi,
bu değerlendirmede;
Borçlunun öteden beri borç ödeme
konusunda iyi niyetli olup olmadığı hususu da dikkate alınarak,
- Yurt dışı yasağı uygulanmasının
borçlunun ileride doğabilecek borç ödeme kabiliyetini olumsuz etkileyebileceği
veya tedavi olanaklarını kaybetmesine neden olabileceği,
Yurt dışına çıkışın amme alacağının
takip ve tahsilini olumsuz etkilemeyeceği,
kanaatine varılması, borca yetecek
miktarda teminat gösterilmese dahi borçluların içinde bulundukları bu zor
durumlar nedeniyle geçici olarak yurt dışına çıkışlarına izin verilmesi mümkün
bulunmaktadır.
Yurt dışına çıkış yasağının, 390
Seri Numaralı Tahsilat Genel Tebliğindeki açıklamalar da dikkate alınarak tüzel
kişiliğin borçlarından dolayı birden fazla kanuni temsilcisi hakkında
uygulanmış olması halinde, yasağın kaldırılması için yukarıda belirtilen
gerekçelerle yapılacak taleplerin de aynı şekilde değerlendirilmesi, ancak en
az bir kanuni temsilci hakkında bu yasağın devam ettirilmesi gerekmektedir.
Daha önce bu konuda yayınlanmış olan
Genel Tebliğler bu tebliğin yayımını müteakip yürürlükten kaldırılmış olup,
yürürlükten kaldırılan bu tebliğler uyarınca haklarında yurt dışına çıkış
yasağı uygulanmış borçluların durumları da bu tebliğde belirtilen esaslar
çerçevesinde değerlendirilecektir.
Tebliğ olunur.
Tahsilat
Genel Tebliği
Seri
No: 396
(1 Ekim 1996 tarih ve 22774
mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır)
Bilindiği gibi, 3.9.1996 tarih ve
22746 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4179 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü hakkında Kanuna 1164ncı maddesinden sonra gelmek
üzere aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
"Erken Ödemede İndirim
Ek Madde 1 - Amme alacağının kanuni
ödeme süresinden önce ödenmesinde, aşağıda belirtilen indirim ve esaslar
uygulanır.
1 - Erken ödemelerde indirim, ödeme
tarihinden kanuni ödeme süresinin son gününe kadar, her gün için aylık % 4
oranında uygulanır.
2 - Kanuni ödeme süresinin sonunda
artakalan tutarlar, erken ödeme sayılır ve diğer amme alacaklarına mahsup
edilinceye kadar (1) numaralı bende göre işlem yapılır. Nakden iadelerde
indirim uygulanmaz.
3 - İndirim uygulanacak sürelerin
hesabında bir ay 30 gün olarak kabul edilir ve ödemenin yapıldığı gün dikkate
alınmaz.
4 - Bakanlar Kurulu; (1) numaralı
bentte yazılı oranı sıfıra kadar indirmeye % 84e kadar artırmaya, amme
alacaklarının nevi ve vadeleri itibariyle farklı oranlar tespit etmeye
yetkilidir.
5 - Bu madde hükümlerinden
yararlanacak amme alacaklarını nevileri ve dönemleri itibariyle sınırlamaya
münhasıran tahakkuk eden amme alacakları için uygulatmaya, indirimin yapılma
şekli ve zamanı ile diğer usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir."
Madde 1.10.1996 tarihinde yürürlüğe
girmiştir.
Öte yandan 96/8560 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararı gereğince, 1.10.1996 tarihinden itibaren kanuni ödeme süresinde
önce ödenen amme alacağı için vade tarihinden,
- 1 aya kadar yapılacak erken ödemelerde
aylık % 5,3,
- 4 aya kadar yapılacak erken
ödemelerde aylık % 5,
- 7 aya kadar yapılacak erken
ödemelerde aylık % 4,7
oranı esas alınmak suretiyle erken
ödeme indirimi uygulanacaktır.
Vade tarihinden 7 ayı aşan bir süre
için yapılacak erken ödemelerde ise maddede öngörülen aylık % 4 oranı esas
alınmak suretiyle erken ödeme indirimi hesaplanacaktır.
Maddenin 5 numaralı bendi ile de
madde hükmünden yararlanacak amme hukuk eden amme alacakları için uygulatmaya
indirimin yapılma şekli ve zamanı ile diğer usul ve esasları belirlemeye
Bakanlığımıza yetkili kılınmıştır. Madde hükmünün Bakanlığımıza verdiği yetkiye
istinaden tespit edilen usul ve esaslar aşağıda açıklanmıştır.
I -
ERKEN ÖDEME İNDİRİMİNDEN YARARLANILACAK AMME ALACAKLARI
A) ALACAKLI AMME İDARESİ İTİBARİYLE
Bilindiği gibi, 6183 sayılı Kanunun
"Kanundaki Terimler" başlıklı 3'üncü maddesi ile alacaklı amme
idaresi teriminin Devleti,vilayet hususi idarelerini ve belediyeleri ifade
ettiği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun hükümleri Devletin il
özel idarelerinin ve belediyelerin, Kanunun 1'inci maddesinde kayıhlan
alacakları hakkında uygulanmaktadır.
Buna göre, 6183 sayılı Kanunun Ek
1'inci maddesi hükmü, Devlete ait alacaklardan vergi dairelerince (vergi
dairesi başkanlıkları, vergi dairesi müdürlükleri ve mal müdürlükleri bünyesindeki
bağlı vergi dairelerince) tahsil edilen amme alacakları hakkında
uygulanacaktır.
B)
NEV'İLERİ İTİBARİYLE
Erken ödemelerde indirimin 6183
sayılı Kanun kapsamına giren tüm amme alacakları için uygulanması mümkün
bulunmakla birlikte, anılan maddenin Bakanlığımızca verdiği yetkiye istinaden
uygulamanın öncelikle ödenebilir hale gelen;
- Yıllık gelir vergisi (Götürü
usulde tespit olunan gelir vergisi dahil)
- Yıllık kurumlar vergisi,
- gelir ve kurumlar vergisi tevkif
atı,
- Dahilde alınan katma değer vergisi
(Ek vergi dahil),
için başlatılması uygun görülmüştür.
Bu vergi türleri ile birlikte ödenen
damga vergisi ve fonlar için indirim uygulaması yapılmayacaktır.
II -
İNDİRİMİN HESAPLANMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR
A) SÜRE VE İNDİRİM ORANININ TESPİTİ
1 - Erken Ödeme İndirimi Uygulanacak
Sürenin Hesabı
a) Erken ödeme indirimine ilişkin
süre; ödemenin yapıldığı günü takip eden günden kanuni ödeme süresinin son
gününe kadar (vade günü hariç) geçen gün sayısı dikkate alınarak
hesaplanacaktır.
ÖRNEK I
1996 yılı Ekim dönemine ait
20.11.1996 vadeli gelir (stopaj) vergisinin 4.11.1996 tarihinde ödenmesi
halinde, indirime konu gün sayısı; 5.11.1996 4.1.1996 tarihleri dikkate
alınarak 15 gün olarak hesaplanacaktır.
b) Taksitler halinde ödenen
vergilerde, birden fazla taksitin erken ödenmesi halinde, süre erken ödenen her
bir taksit için 1/a'da açıklanan şekilde belirlenecektir.
c) vade günü tatile rastladığı
takdirde sürenin hesabında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 18'inci maddesi
nedeniyle uzayan süre dikkate alınacaktır.
ÖRNEK II
1996 yılı Eylül dönemine ait gelir
(stopaj) vergisinin vade tarihi olan 20.10.1996 tarihinin Pazar gününe
rastlaması nedeniyle ödeme süresinin son günü 21.10.1996 Pazartesi olacaktır.
Bu verginin 3.10.1996 tarihinde ödenmesi halinde, indirime konu gün sayısı;
4.10.1996 Cuma günü ila 20.10.1996 Pazar günü dikkate alınarak 17 gün olarak
hesaplanacaktır.
2 - İndirim Oranının Tespiti
İndirime konu gün sayısı tespit
edildikten sonra maddede öngörülen oran ile 96/8560 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararında yer alan oranlar dikkate alınarak indirime esas alınacak oran
belirlenecektir.
Anılan kararda; 1,4,7 aya kadar
yapılacak erken ödemelere göre farklı oranlar belirlenmiştir.
Bu durumda erken ödeme gününden vade
gününe kadar geçen ay sayısı dikkate alınarak indirim oranı belirlenecektir.
Buna göre;
a) Aylık beyanname ile beyan edilen
vergilerin vade tarihinden önce ödenmesi halinde 1 aya kadar yapılacak erken
ödemeler için Bakanlar Kurulunca belirlenen aylık % 5.3,
b) Yıllık beyanname ile beyan edilen
ve taksitler halinde ödenen gelir ve kurumlar vergilerinin;
- Her bir taksitin ait olduğu ödeme
süresi içerisinde erken ödenmesi halinde 2/a'da belirtildiği şekilde aylık
%5.3,
İkinci taksitin, birinci taksit
ödeme süresi içerisinde erken ödenmesi halinde, ikinci taksit için 4 aya kadar
yapılacak erken ödemelere ilişkin Bakanlar Kurulunca belirlenen aylık % 5,
- Üçüncü taksitin de birinci taksit
ödeme süresi içerisinde erken ödenmesi halinde, üçüncü taksit için 7 aya kadar
yapılacak erken ödemelere ilişkin
Bakanlar Kurulunca belirlenen aylık % 4.7, oranı uygulanacaktır.
c) Taksitler halinde ödenen götürü
gelir vergisinin;
-Her bir taksitin ait olduğu ödeme
süresi içerisinde erken ödenmesi halinde, 2/a'da belirtildiği şekilde aylık %
5.3,
- Ağustos ayında ödenmesi gereken
ikinci taksitin birinci taksit ödeme süresi içerisinde ödenmesi halinde
Bakanlar Kurulunca 7 aya kadar yapılacak erken ödemeler için belirlenen aylık %
4,7,
- Kasım ayında ödenmesi gereken
üçüncü taksitin birinci taksit ödeme süresi içinde ödenmesi halinde bu taksit
için maddede öngörülen aylık % 4, oranı dikkate alınacaktır.
d) 2/b) ve 2/c'de belirtilen
vergilerin ikinci ve üçüncü taksitlerinin, birinci taksit ödeme süresinden
sonraki bir tarihte erken ödenmesi, ayrıca indirimden yararlanılacak
vergilerin, yukarıda belirtilen ödeme süreleri dışında vergi mevzuatına göre
belirlenen ödeme sürelerinin son gününden önce ödenmesi halinde indirim oranı,
erken ödenen gün sayısına göre tespit edilecektir.
B)
İNDİRİM MİKTARININ HESAPLANMASI
1 - Erken Ödeme İndiriminde
Yararlanılması
İndirim miktarı, ödenmesi gereken
verginin erken ödenen gün sayısı ve tespit edilen aylık oranın bir günlüğü ile
çarpımı suretiyle bulunacaktır.
Bu miktar ödenmesi gereken vergiden
çıkarılarak ödenecek (tahsil edilecek) vergi belirlenecektir.
Aylar itibariyle belirlenen indirim
oranlarının bir günlüğü aşağıda gösterilmiştir.
Günlük Oranı
1 aya kadar yapılacak erken ödemeler için (5,3 : 30 =) 0.001767
4 aya kadar yapılacak erken ödemeler için (5
: 30 =) 0.001667
7 aya kadar yapılacak erken ödemeler için (4,7 : 30 =) 0.001567
7 ayı aşan süreler için yapılacak erken ödemelerde (4
: 30 =) 0.001334
Yapılan hesaplamalar sırasında
indirim miktarında meydana gelen 1000 liranın altındaki tutarlar dikkate
alınmayacaktır.
ÖRNEK III
31.10.1996 vadeli Kurumlar Vergisi
III. taksit tutarı 3.000.000.000 TL.'nın 1 Ekim 1996 tarihinden ödenmesi
halinde, indirim miktarı ve ödenecek vergi aşağıdaki şekilde belirlenecektir.
Taksit Erken
Ödenen Günlük İndirim
İndirim Miktarı
= Tutarı x
Gün Sayısı x Oranı
=
3.000.000.000. x 29 x 0.001767
=
153.729.000 TL.
Ödenecek Vergi = 2.846.271.000 TL.
ÖNEK IV
1996 Takvim yılı ile ilgili olarak
yıllık beyanname ile beyan edilen kurum kazancı üzerinden tahakkuk ettirilen
1.800.000.000 TL. Kurumlar Vergisinin 1 Nisan 1997 tarihinden ödenmesi halinde,
İndirim ve ödenecek vergi aşağıdaki şekilde belirlenecek
Tahakkuk
Vade Tarihi
Eden Vergi İndirim
Miktarı Ödenecek Vergi
600.000.000x28x0.001767
I.
Taksit
30.4.1997
600.000.000 - 29.685.000
= 570.315.000TTL
600.000.000x120x0.001667
II.
Taksit
31.7.1997
600.000.000 - 120.0924.000 = 479.976.000 TL.
600.000.000x212x0.001567
III.
Taksit
31.10.1997
600.000.000 - 199.322.000 = 400.678.000 TL.
TOPLAM 1.800.000.000
- 349.031.000 = 1.450.969.000
TL.
ÖRNEK V
1997 Takvim Yılı için götürü usulde
tahakkuk ettirilen 35.700.000 Tl. gelir vergisinin 22 Nisan 1997 tarihinde
ödenmesi halinde, indirim ve ödenecek vergi miktarı aşağıdaki şekilde
belirlenecektir.
Tahakkuk
Vade Tarihi
Eden Vergi İndirim
Miktarı Ödenecek Vergi
11.900.000x7x0.001767
I. Taksit
30.4.1997 11.900.000 -
147.000 =
11.753.000TL
11.900.000x131x0.001567
II
Taksit
31.8.1997 11.900.000
- 2.442.000
= 9.458.000 TL.