|
TÜRK
TİCARET KANUNU (1)(2)
Kanun Numarası :
6762
Kabul Tarihi
: 29/6/1956
Yayımlandığı R. Gazete: Tarih:9/7/1956 Sayı: 9353
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 3 Cilt: 37
Sayfa: 1587
Bu Kanun ile ilgili tüzükler için, "Tüzükler Külliyatı" nın
kanunlara
göre düzenlenen nümerik fihristine bakınız.
B A Ş L A N G I Ç
A) Kanunun tatbik sahası:
I - Ticari hükümler:
Madde 1 - Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni
Kanununun ayrılmaz bir cüzüdür.
Bu kanundaki hükümlerle, bir ticarethane veya fabrika
yahut ticari şekilde
işletilen her hangi bir müesseseyi ilgilendiren muamele,
fiil ve işlere dair
diğer kanunlarda yazılı hususi hükümler, ticari
hükümlerdir.
Hakkında ticari bir hüküm bulunmıyan ticari işlerde mahkeme,
ticari örf ve
adete, bu dahi yoksa umumi hükümlere göre karar verir.
II - Ticari örf ve adet:
Madde 2 - Kanunda aksine bir hüküm yoksa teamül,
ticari örf ve adet olarak
kabul edildiği tesbit edilmedikçe hükme esas olamaz. Şu
kadar ki; irade beyanla-
rının tefsirinde teamüllerin dahi nazara alınması esası
mahfuzdur.
Bir bölgeye veya bir ticaret şubesine mahsus olan ticari örf
ve adetler umu-
mi olanlara tercih olunur. İlgililer aynı bölgede
bulunmadıkları takdirde, kanun
veya mukavelede aksine hüküm olmadıkça, ifa yerindeki
ticari örf ve adet tatbik
olunur.
Tacir sıfatını haiz olmıyanlar hakkında ticari örf ve adet,
ancak onlar ta-
rafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde
tatbik olunur.
III - Ticari işler:
Madde - Bu kanunda tanzim olunan hususlarla bir
ticarethane veya fabrika
yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi
ilgilendiren bütün muamele,
fiil ve işler ticari işlerdendir.
---------------------
(1) 13/7/1967 tarihli ve 903 sayılı Kanunun 3. maddesi
ile, bu Kanundaki Türk
Kanunu Medenisinin 73 ve takip eden maddelerinde yer alan
müesseseyi ifade
etmek üzere kullanılan (tesis) kelimesi yerine (vakıf)
kelimesi ikame edil-
miştir.
(2) Bu Kanunla sigorta hizmetleri ile ilgili olarak Sanayi
ve Ticaret Bakanlığı-
na ve Sanayi ve Ticaret Bakanına verilmiş olan her türlü
görev, yetki, so-
rumluluk, hak ve muafiyetten ilgili olanların doğrudan
doğruya Başbakana,
Başbakanın görevlendireceği Devlet Bakanına, Hazine
Müsteşarlığına ve Hazi-
ne Müsteşarına intikal edeceği 9.12.1994 tarih ve 4059 sayılı
Kanunun 8 inci
maddesi ile hükme bağlanmıştır.
IV - Ticari davalar ve delilleri:
1. Umumi olarak:
Madde 4 - 21 inci maddenin birinci fıkrası
gereğince her iki taraf için ti-
cari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ile
tarafların tacir olup olmadık-
larına bakılmaksızın:
1. Bu kanunda;
2. Medeni Kanunun, rehin mukabilinde ikraz ile meşgul olanlar
hakkındaki 876
ila 883 üncü maddelerinde;
3. Borçlar Kanununun, bir işletmenin satılması veya diğeriyle
birleştirilme-
si hakkındaki 179 ve 180, rekabet memnuiyetine dair 348 ve
352, neşir mukavelesi
hakkındaki 372 ila 385, itibar mektubu ve itibar emri
hakkındaki 399 ila 403,
komüsyona dair 416 ila 429, ticari mümessiller ve diğer
ticari vekiller hakkın-
daki 449 ila 456, havale hakkındaki 457 ila 462, vedia
hakkındaki 463 ila
482 nci maddelerinde;
4. Alameti farika, ihtira beratı ve telif hakkına mütaallik
mevzuatta;
5. Bu kanunun 135 inci maddesinde yazılı ticarete mahsus
yerler hakkındaki
hususi hükümlerde;
6. Bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında; tanzim
olunan hususlar-
dan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Şu kadar ki;
her hangi bir ticari
işletmeyi ilgilendirmiyen havale, vedia ve telif hakkından
doğan davalar bundan
müstesnadır.
Ticari davalarda dahi deliller ve bunların ikamesi Hukuk
Muhakemeleri Usulü
Kanunu hükümlerine tabidir.
2. Ticaret mahkemelerinin iş sahası:
Madde 5 - Aksine hüküm olmadıkça, dava olunan
şeyin değerine göre asliye hu-
kuk veya sulh hukuk mahkemesi ticari davalara dahi
bakmakla vazifelidir.
Şu kadar ki; bir yerde ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk
mahkemesinin
vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4 üncü maddesi
hükmünce ticari sayılan da-
valarla hususi hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde
görülecek diğer işlere ti-
caret mahkemesinde bakılır.
İkinci fıkrada yazılı hallerde, munhasıran iki tarafın
arzularına tabi olmı-
yan işler hariç olmak üzere, bir davanın ticari veya
hukuki mahiyeti itibariyle
mahkemenin iş sahasına girip girmediği yalnız iptidai
itiraz şeklinde taraflarca
dermeyan olunabilir. İtiraz varit görüldüğü takdirde dosya
ilgili mahkemeye gön-
derilir; bu mahkeme davaya bakmaya mecburdur; ancak,
davanın mahiyetine göre
tatbikı gerekli usul ve kanun hükümlerini tatbik eder.
Ticari bir davanın hukuk
mahkemesi, ticari olmıyan bir davanın ticaret mahkemesi
tarafından görülmesi
hükmün bozulması için yalnız başına kafi bir sebep teşkil
etmez.
Vazifesizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddi halinde
yapılacak muamelelere
ve bunların tabi oldukları müddetlere dair usul hükümleri,
iş sahasına ait ipti-
dai itirazın kabulü halinde de tatbik olunur.
B) Çeşitli hükümler:
I - Müruruzaman:
Madde 6 - Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticari
hükümler koyan kanunlarla
tayn olunan müruruzaman müddetleri mukavele ile
değiştirilemez.
II - Teselsül karinesi:
Madde 7 - İki veya daha fazla kimse,içlerinden
yalnız biri veya hepsi için
ticari mahiyeti haiz bir iş dolayısiyle diğer bir kimseye
karşı müştereken borç
altına girerlerse mukavelede aksi kararlaştılmış olmadıkça
müteselsilen mesul
sayılırlar.
Ticari borçlara kefalet halinde,gerek asıl borçlu ile kefil
ve gerek kefil-
ler arasındaki münasebetlerde dahi hüküm böyledir.
III - Ticari işlerde faiz:
1. Mukavele serbestisi:
Madde 8 - Ticari işlerde faiz miktarı serbestçe
tayin olunabilir.
Üç aydan aşağı olmamak üzere faizin ana paraya eklenerek
birlikte tekrar fa-
iz yürütülmesi şartı,yalnız cari hesaplarla borçlu
bakımından ticari iş mahiye-
tini haiz olan karz akitlerinde muteberdir.
Ödünç para verme işleri,bankalar,tasarruf sandıkları ve tarım
kredi koopera-
tifleri hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
2. Kanuni faiz miktarı ve ticari temerrüt faizi:(1)
Madde 9 - Ticari işlerde faiz miktarı hakkında
Borçlar Kanununun 72 nci mad-
desi caridir.Şu kadar ki;faizin işlemeye başladığı tarihte
ödeme yerinde benzer
muameleler için daha yüksek bir faiz ödenmekte ise bu faiz
miktarı esas tutulur.
8 inci madde hükmü mahfuzdur.
Ticari işlerde temerrüt faizi yıllık yüzde ondur.
3. Faizin başlangıcı:
Madde 10 - Aksine mukavele yoksa,ticari bir
borcun faizi,vadenin bitiminden
ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemiye
başlar.
BİRİNCİ KİTAP
Ticari İşletme
BİRİNCİ FASIL
Tacir
A) Ticari işletme:
I - Umumi olarak:
Madde 11 - Ticarethane veya fabrika yahut ticari
şekilde işletilen diğer
müesseseler,ticari işletme sayılır.
Tesisat,kiracılık hakkı,ticaret unvanı ve diğer adlar,ihtira
beratları ve
markalar,bir sanata mütaallik veya bir şahsa ait model ve
resimler gibi bir mü-
essesenin işletilmesi için daimi bir tarzda tahsis olunan
unsurlar,mukavelede
aksine hüküm bulunmadıkça,ticari işletmeye dahil sayılır.
II - Ticarethane ve fabrika:
Madde 12 - Aşağıda yazılı veya mahiyetçe bunlara
benziyen işlerle uğraşmak
üzere kurulan müesseseler,ticarethane sayılır:
------------------------------------
(1) Bu Kanun ile Borçlar Kanununun,kanuni faiz ve
temerrüt faizi oranlarını be-
lirleyen hükümlerinin uygulanmıyacağı 4/12/1984 tarih
ve 3095 sayılı Kanu-
nun 5. maddesi ile hükme bağlanmıştır.
1. Menkul malların satılmak veya kiraya verilmek üzere
tedariki ve bunla-
rın aynen veya başka bir şekle sokularak satılması yahut
kiraya verilmesi;
2. Kıymetli evrakın satılmak üzere tedariki ve bunların
satılması;
3. Her çeşit imal veya inşa;
4. Madencilik;
5. Matbaacılık,gazetecilik ve kitapçılık,yayın,ilan ve
istihbarat;
6. Tiyatro,sinema,otel,han ve lokanta gibi umumi
mahaller,hususi mektep ve
hastane ve açık satış yerlerinin işletilmesi;
7. Umumi mağazalar ve sair depo ve ambarların işletilmesi;
8. Borsa ve kambiyo işleri,sarraflık,bankacılık;
9. İçtimai sigortalar hariç olmak üzere sigortacılık;
10. Kara,deniz ve havada,nehir ve göllerde yolcu ve eşya taşımak;
11. Su,gaz ve elektrik dağıtma,telefon ve radyo ile haberleşme ve
yayın;
12. Acentelik,tellallık,komüsyonculuk ve sair bütün tavassut
işleri.
Fabrikacılık,ham madde veya diğer malların makine yahut sair
teknik vasıta-
larla işlenerek yeni veya değerli mahsuller vücuda
getirilmesidir.
III- Ticari şekilde işletilen diğer müesseseler:
Madde 1 - Aşağıdaki işleri görmek üzere açılan
bir müessesenin işlerinin
hacım ve ehemmiyeti,ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona
ticari veya sınai bir
müessese şekil ve mahiyetini verdiği takdirde bu müessese
de ticari işletme sa-
yılır:
1. Bir toprak sahibinin veya çiftçinin,mahsullerini olduğu
gibi veya zirai
sanatı dolayısiyle bir tezgahta şeklini değiştirerek
satması;
2. Esnaf veya güzel sanatlar erbabından birinin gerek bizzat
gerek işçi ça-
lıştırarak veya makine kullanarak eserler vücuda getirmesi
ve bu eserleri satma-
sı.
Bu hüküm,işlerinin mahiyetine göre,12 nci madde gereğince
ticarethane veya
fabrika olarak vasıflandırılamıyan diğer müesseseler
hakkında da tatbik olunur.
B) Tacir:
I - Hakiki şahislar:
1. Umumi olarak:
Madde 14 - Bir ticari işletmeyi,kısmen dahi olsa
kendi adına işleten kimseye
tacir denir.
Bir ticari işletmeyi kurup açtığını,sirküler,gazete,radyo ve
sair ilan vası-
talariyle halka bildirmiş veya işletmesini ticaret
siciline kaydettirerek keyfi-
yeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış
olsa bile tacir sayılır.
Bir ticari işletme açmış gibi,ister kendi adına,ister adi bir
şirket veya
her ne suretle olursa olsun hukukan var sayılmıyan diğer
bir şirket adına (Ortak
sıfatiyle) muamelelerde bulunan kimse,hüsnüniyet sahibi
üçüncü şahıslara karşı
tacir gibi mesul olur.
2. Küçük ve mahcurlar:
Madde 15 - Küçük ve mahcurlara ait ticari
işletmeyi bunların adına işleten
veli ve vasi,tacir sayılmaz.Tacir sıfatı,temsil edilene
aittir.Şu kadar ki;kanu-
ni mümessil ceza hükümleri bakımından tacir gibi mesul
olur.
3. Ticaretten menedilenler:
Madde 16 - Şahsi halleri veya yaptığı işlerin
mahiyeti yahut meslek ve vazi-
feleri itibariyle kanuni veya kazai bir yasağa aykırı
olarak veyahut başka bir
şahsın iznine veya resmi bir makamın ruhsatına lüzum olup
da izin veya ruhsatna-
me almadan bir ticari işletmeyi işleten kimse de tacir
sayılır.
Bu hareketin doğurduğu hukuki,inzıbati ve cezai mesuliyet
mahfuzdur.
4. Esnaf:
Madde 17 - İster gezici olsunlar,ister bir
dükkanda veya bir sokağın muayyen
yerlerinde sabit bulunsunlar,iktisadi faaliyeti nakdi
sermayesinden ziyade be-
deni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini
sağlamaya yetecek derecede az
olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildirler.Şu kadar
ki;tacirlere mahsus
hükümlerden bu kanunun 22 ve 55 inci maddeleriyle Medeni
Kanunun 864 üncü madde-
sinin ikinci fıkrası hükümleri bunlar hakkında da tatbik
olunur.
II - Hükmi şahıslar:
Madde 18 - Ticaret şirketleriyle,gayesine varmak
için ticari bir işletme iş-
leten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince
hususi hukuk hükümleri dai-
resinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere
devlet,vilayet,bele-
diye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül
ve müesseseler dahi
tacir sayılırlar.
Devlet,vilayet ve belediye gibi amme hükmi şahısları ile
umumi menfaate ha-
dim cemiyetler,bir ticari işletmeyi ister doğrudan
doğruya,ister amme hukuku hü-
kümlerine göre idare edilen ve işletilen bir hükmi şahıs
eliyle işletsinler ken-
dileri tacir sayılamazlar.
III - Donatma iştiraki:
Madde 19 - Tacirlere dair olan hükümler donatma
iştiraki hakkında da tatbik
olunur.
C) Tacir olmanın hukümleri:
I - Umumi olarak:
Madde 20 - Tacirler her türlü borçlarından
dolayı iflasa tabi oldukları gi-
bi,kanun hükümlerine uygun olarak bir ticaret unvanı
seçmeye ve kullanmaya,iş-
letmelerini ticaret siciline kaydettirmeye ve ticari
defterler tutmaya mecbur-
durlar.
Her tacirin,ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli
bir iş adamı gibi
hareket etmesi lazımdır.
Tacirler arasında,diğer tarafı temerrüde düşürmek veya
mukaveleyi fesih ya-
hut ondan rücu maksadiyle yapılacak ihbar veya ihtarların
muteber olması için
noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut
telgrafla yapılması
şarttır.
Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler mahfuzdur.
II - Hususi olarak:
1. Ticaret karinesi:
Madde 21 - Bir tacirin borçlarının ticari olması
asıldır.Şu kadar ki;hakiki
şahıs olan bir tacir,muameleyi yaptığı anda bunun ticari
işletmesiyle ilgili ol-
madığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya muamele,fiil
veya işin ticari sa-
yılmasına halin icabı müsait bulunmadığı takdirde borç adi
sayılır.
Taraflardan yalnız biri için ticari iş mahiyetinde olan
mukaveleler,kanunda
aksine hüküm olmadıkça,diğeri için de ticari iş sayılır.
2. Ücret isteme hakkı:
Madde 22 - Tacir olan veya olmıyan bir
kimseye,ticari işletmesiyle ilgili
bir iş veya hizmet görmüş olan tacir,münasip bir ücret
istiyebilir.Bundan başka,
verdiği avanslar veya yaptığı masraflar için ödeme
tarihinden itibaren faize de
hak kazanır.
3. Fatura ve teyit mektubu:
Madde 2 - Ticari işletmesi icabı bir mal satmış
veya imal etmiş veyahut bir
iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan
tacirden,diğer taraf,kendisine bir
fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada
gösterilmesini isti-
yebilir.
Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün
içinde mündereca-
tı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul
etmiş sayılır.
Şifahen,telefon veya telgrafla yapılan mukavelelerin veya
beyanların muhte-
vasını teyit eden bir yazıyı alan kimse,aldığı tarihten
itibaren sekiz gün için-
de bir itirazda bulunmamışsa teyit mektubunun yapılan
mukaveleye ve beyanlara
uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.
4. Ücret ve cezanın tenkisi:
Madde 24 - Tacir sıfatını haiz bir
borçlu,Borçlar Kanununun 104 üncü madde-
sinin 2 nci fıkrasiyle 161 inci maddesinin 3 üncü
fıkrasında ve 409 uncu madde-
sinde yazılı hallerde,fahiş olduğu iddiasiyle bir ücret
veya cezanın indirilme-
sini mahkemeden istiyemez.
5. Ticari satış ve trampa:
Madde 25 - Aşağıdaki hususi hükümler mahfuz
kalmak şartiyle,tacirler arasın-
daki ticari satış ve trampalarda dahi Borçlar Kanununun
satış ve trampa hakkın-
daki hükümleri tatbik olunur.
1. Mukavelenin mahiyetine,tarafların maksadına veya emtianın
cinsine göre
satış mukavelesinin kısım kısım icrası kabil veya bu
şartların mevcut olmamasına
rağmen alıcı kısmen yapılan teslimi,ihtirazi kayıt ileri
sürmeksizin kabul et-
mişse,mukavelenin yerine getirilmemesi yüzünden alıcının
haiz olduğu haklar yal-
nız teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanılabilir.
2. Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı,malın satışına
izin verilmesini
mahkemeden istiyebilir.Mahkeme,satışın açık artırma
yoliyle veya bu işe memur
edilen bir kimse marifetiyle yapılmasına karar
verir.Satıcı talebederse satışa
memur edilen kimse,satışa çıkarılacak emtianın vasıflarını
bir ekspere tesbit
ettirir.Satış masrafları satış bedelinden çıkarıldıktan
sonra artan para,satıcı-
nın takas hakkı mahfuz kalmak şartiyle,satıcı tarafından
alıcı namına bir banka-
ya ve banka bulunmadığı takdirde notere tevdi olunur ve
keyfiyet hemen alıcıya
bildirilir.
3. Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli
ise alıcı iki gün
içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur.Açıkça
belli değilse alıcı emti-
ayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye
veya ettirmeye ve bu
muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya
çıkarsa,haklarını muhafaza
için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye
mecburdur.Diğer hallerde
Borçlar Kanununun 198 inci maddesinin ikinci ve üçüncü
fıkraları tatbik olunur.
4. Borçlar Kanununun 207 nci maddesindeki müruruzaman müddeti
tüccarlar ara-
sındaki ticari satışlarda altı aydır.Şu kadar ki;bu müddet
azaltılabilir.
5. Sif satış ve diğer deniz aşırı satışlar hakkındaki hususi
hükümler mah-
fuzdur.
İKİNCİ FASIL
Ticaret Sicili
A) Teşkilat:
I - Umumi olarak:
Madde 26 - (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/1md.)
Ticaret ve sanayi odası veya ticaret odası bulunan yerlerde
bir ticaret
sicili memurluğu kurulur. Oda olmayan veya yeterli
teşkilatı bulunmayan odaların
olduğu yerlerde ticaret sicil işleri Sanayi ve Ticaret
Bakanlığınca tesbit
edilecek o il dahilindeki yeterli teşkilata sahip
odalardan birinin ticaret
sicili memurluğu tarafından yürütülür.
492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınan ticaret
sicili harç-
larının yarısı, ilgili odaya gelir kaydedilir.
Ticaret sicili memurluğunun kurulmasında aranacak şartlar ile
odalar
arasında sicil işlemleri konusunda gerekli işbirliğinin
sağlanmasına ilişkin
esaslar, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir
yönetmelikle düzen-
lenir.
II - Yönetim (1)
Madde 27 - (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/2
md.)
Ticaret sicilinin yönetimi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının
uygun görüşü
alınarak ilgili oda meclisi tarafından atanan bir sicil
memuruna aittir.
Sicil memurluğunun iş hacmine göre, aynı usulle yeteri
kadar yardımcı görev-
lendirilir.
Ticaret sicili memuru ve yardımcıları ile diğer personeli,
görevleriyle
ilgili suçlardan dolayı Devlet memuru gibi cezalandırılır
ve bunlara karşı
işlenmiş suçlar Devlet memurlarına karşı işlenmiş sayılır.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, ticaret sicili memurluklarının
faaliyetlerini
her zaman denetlemeye ve gerekli tedbirleri almaya
yetkilidir. Ticaret sicili
memurlukları, adıgeçen Bakanlıkça alınan tedbir ve
talimatlara uymakla yüküm-
lüdür.
III - Nizamname:
Madde 28 - (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/3
md.)
Ticaret sicili memurluğunun teşkilatı, sicil defterlerinin
nasıl tutulacağı,
tescil mecburiyetinin nasıl yerine getirileceği, sicil
memurlarının kararlarına
karşı itiraz yolları, sicil memur ve yardımcıları ile
diğer personelde aranacak
şartlar, disiplin işleri ve bu hususla ilgili diğer esas
ve usuller bir tüzükle
düzenlenir.
B) Tescil:
I - Şartları:
1. Talep:
Madde 29 - Tescil,talep üzerine yapılır.Şu kadar
ki;res'en veya ait olduğu
makamın bildirmesi üzerine yapılacak tesciller hakkındaki
hükümler mahfuzdur.
2. İlgililer:
Madde 30 - Tescil talebi ilgililer veya
mümessilleri yahut hukuki halefleri
tarafından salahiyetli sicil memurluğuna yapılır.
Bir hususun tescilini istemiye birkaç kimse mecbur veya
salahiyetli olduğu
takdirde,kanunda aksine hüküm olmadıkça,bunlardan birinin
talebi üzerine yapılan
tescil,hepsi tarafından istenmiş sayılır.
3. Talebin şekli:
Madde 31 - Tescil talebi dilekçe ile olur.
Dilekçe sahibi hüviyetini ispata mecburdur.Dilekçedeki imza
noterlikçe tas-
dik edilmişse ayrıca hüviyeti ispata lüzum yoktur.
4. Müddet:
Madde 32 - Kanunda aksine hüküm
olmadıkça,tescili talep müddeti on beş gün-
dür.
Bu müddet,tescile tabi hususun vukubulduğu,tamamlanması bir
senet veya vesi-
kanın tanzimine bağlı olan hususlarda bu senet veya
vesikanın tanzim olunduğu
tarihten başlar.
Ticaret sicili memurluğunun salahiyet çevresi dışında
oturanlar için bu müd-
det bir aydır.
--------------
(1)
Madde başlığı 24/6/1995 tarih ve 559 sayılı KHK ile
metne işlendiği
şekilde değiştirilmiştir.
5. Değişiklikler :
Madde 3 - Tescil edilmiş hususlarda vukubulacak
her türlü değişiklikler de
tescil olunur.
Tescilin dayandığı hadise veya muameleler tamamen veya kısmen
sona erer veya
ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da tamamen veya kısmen
silinir.
Her iki halde 29, 30, 31 ve 32 nci maddelerin hükümleri
caridir.
II- Sicil memurunun vazifeleri:
1. Tetkik vazifesi:
Madde 34 - Sicil memuru tescil için aranılan
kanuni şartların mevcut olup
olmadığını tetkikle mükelleftir.
Hükmi şahısların tescilinde, bilhassa şirket mukavelesinin,
emredici hüküm-
lere aykırı olup olmadığı ve kanunun mecburi kıldığı
esasları ihtiva edip etme-
diği araştırılır.
Tescil edilecek hususların hakikata uygun olması,üçüncü
şahıslarda yanlış
bir fikir yaratacak mahiyette bulunmaması ve amme
intizamına aykırı olmaması da
şarttır.
Halli bir mahkeme hükmüne bağlı bulunan veya sicil memuru
tarafından kati
olarak tescilinde tereddüt edilen hususlar,ilgililerin
talebi üzerine muvakkaten
kaydolunur.Şu kadar ki;ilgililer üç ay içinde mahkemeye
müracaat ettikleri yahut
aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse muvakkat kayıt
re'sen silinir.Mahke-
meye müracaat halinde katıleşmiş olan hükmün neticesine
göre muamele yapılır.
2. Tescile davet ve ceza :
Madde 35 - Tescili mecburi olup da kanuni
şekilde ve müddeti içinde tescili
istenmemiş olan veya 34 üncü maddenin 3 üncü fıkrasındaki
şartlara uymıyan bir
hususu haber alan sicil memuru,ilgilileri,tayin edeceği
münasip bir müddet için-
de kanuni mecburiyeti yerine getirmeye yahut o hususun
tescilini gerekli kılan
sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye davet eder.
Memurca bildirilen müddet içinde tescil talebinde bulunmıyan
ve imtina se-
beplerini de bildirmiyen kimse,sicil memurunun teklifi
üzerine, sicilin bulun-
duğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk
Mahkemesi kararıyla
iki milyon liradan kırk milyon liraya kadar para cezasına
mahküm edilir. (1)
Müddeti içinde imtina sebepleri bildirildiği takdirde,
Sicilin bulunduğu
yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk
Mahkemesi evrak üzerinde
inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun mevcut
olduğu neticesine va-
rırsa tescilini sicil memuruna emreder,aksi takdirde
memurun talebini reddeder.
Mahkemenin bu madde gereğince vereceği kararlar aleyhine
ilgililer ve sicil
memuru tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Hukuk
Muhakemeleri Usulü Ka-
nunu hükümlerince temyiz yoluna müracaat
edebilirler.Temyiz icrayı durdurur.
İlgililerin para cezasına ait mahkümiyet kararlarını temyiz
edebilmeleri
için hükmolunan parayı mahkeme veznesine yatırmış veya
aynı miktarda teminat
göstermiş olmaları şarttır.
Bu maddeye göre hükmolunan para cezaları hapse çevrilmez.
3. İtiraz:
Madde 36 - İlgililer,vukubulacak tescil veya
tadil yahut terkin talepleri
üzerine sicil memurluğunca verilecek kararlara
karşı,tebliğinden itibaren sekiz
gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara
bakmakla görevli Asliye Hukuk
Mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (1)
----------
(1) - a) 35 ve 36 ncı maddede geçen "sicilin bağlı olduğu
mahkemeye" ibaresi,
24/6/1995 tarih ve 559 Sayılı KHK'ile eklenen Ek 1 inci
madde ile
"sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli
Asliye Hukuk Mah-
kemesi "şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
b) Bu fıkrada yeralan para cezası, 3/11/1995
tarih ve 4128 sayılı Kanunun
2 nci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
Bu itiraz mahkemece evrak üzerinde incelenerek karara
bağlanır.Şu kadar ki;
sicil memurunun kararı,üçüncü şahısların sicilde kayıtlı
bulunan hususlara mü-
taallik menfaatlerini ihlal ettiği takdirde,itiraz edenle
üçüncü şahıs da dinle-
nir.Gelmezlerse evrak üzerine karar verilir.
Yukarıki maddenin 4 ncü fıkrası hükmü bu halde dahi tatbik
olunur.
III - Aleniyet:
Madde 37 - Tescil muamelesinin dayandığı
dilekçe,beyanname ve bütün senet ve
vesikalar ve ilanları havi gazeteler,üzerlerine sicil
defterinin tarih ve numa-
raları yazılmak suretiyle saklanır.
Herkes ticaret sicilinin münderecatını ve dairede saklanan
bütün senet ve
vesikaları tetkik edebileceği gibi bunların tasdikli
suretlerini de istiyebilir.
Bir hususun sicilde kayıtlı olup olmadığına dair
tasdikname dahi istenebilir.
İlana tabi tescil ve kayıtlar,kanun veya nizamnamede aksine
bir hüküm bulun-
madıkça aynen ilan olunur.
İlan,hükümet merkezinde bütün Türkiye'ye ait sicil
kayıtlarını ilana mahsus
gazete ile yapılır.
IV - Hükümleri:
1. Tescilin üçüncü şahıslara tesiri:
Madde 38 - Ticaret sicili kayıtları,nerede
bulunurlarsa bulunsunlar,üçüncü
şahıslar hakkında,kaydın gazete ile ilan edildiği;ilanın
tamamı aynı nushada ya-
yınlanmamış ise,son kısmının yayınlandığı günü takibeden
iş gününden itibaren
hüküm ifade eder.Bu günler,kaydın ilanı tarihinden
itibaren işlemeye başlıyacak
olan müddetlere de başlangıç olur.
Bir hususun tescil ile beraber derhal üçüncü şahıslar
hakkında hüküm ifade
edeceğine veya müddetlerin derhal işliyeceğine dair hususi
hükümler mahfuzdur.
2. Sicille itimat:
Madde 39 - Üçüncü şahısların,yukarıki madde
gereğince kendilerine karşı hü-
küm ifade etmiye başlıyan kayıtları bilmediklerine
mütaallik iddiaları dinlen-
mez.
Tescili lazım geldiği halde tescil edilmemiş veya tescil
edilip de ilanı ge-
rekirken ilan edilmemiş olan bir husus ancak bunu
bildikleri ispat edilmek şar-
tiyle,üçüncü şahıslara karşı dermeyan edilebilir.
3. İlgililerin cezai ve hukuki mesuliyeti:
Madde 40 - Tescil ve kayıt için suiniyetle
hakikata aykırı beyanda bulunan-
lar ceza mahkemesi tarafından iki milyon liradan kırk
milyon liraya kadar ağır
para cezasına veya bir aydan altı aya kadar hapis cezasına
yahut bu cezaların
ikisine birden mahküm edilirler ve ayrıca bir yıldan beş
yıla kadar ticaret ve
sanayi odalarına aza olabilmek ve borsada muamele
yapabilmek haklarından mahru-
miyetlerine veya borsalardan muvakkat olarak
çıkarılmalarına karar verilir. Ha-
kikata aykırı tescilden dolayı zarar görenlerin tazminat
hakları mahfuzdur. (1)
Kayıtların 34 üncü maddenin üçüncü fıkrasındaki esaslara
uymadığını öğren-
dikleri halde düzeltilmesini istemiyenler ile tescil
olunan bir hususun değişme-
si veya sona ermesi veyahut kaldırılması dolayısiyle
kaydın değiştirilmesini ve-
ya silinmesini istemiye veya yeniden tescili icabeden bir
hususu tescil ettir-
meye mecbur olup da bunu yapmıyanlar bu kusurları yüzünden
üçüncü şahısların uğ-
radıkları zararları tazmin ile mükelleftirler.
-------------
(1) Bu fıkrada yeralan para cezası, 3/11/1995 tarih ve
4128 sayılı Kanunun
2 nci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir
ÜÇÜNCÜ
FASIL
Ticaret Unvanı ve İşletme Adı
A) Ticaret unvanı:
I - Kullanma mecburiyeti:
1. Umumi olarak:
Madde 41 - Her tacir,ticari işletmesine
mütaallik muameleleri ticaret unva-
niyle yapmaya ve işletmesiyle ilgili senet ve sair evrakı
bu unvan altında imza-
lamaya mecburdur.
Tescil olunan ticaret unvanının,ticari işletmenin giriş
cephesinin herkes
tarafından kolayca görülebilecek bir yerine okunaklı bir
şekilde yazılması mec-
buridir.
2. Tescil:
Madde 42 - Her tacir,ticari işletmenin açıldığı
günden itibaren on beş gün
içinde ticari işletmesini ve seçtiği ticaret
unvanını,işletme merkezinin bulun-
duğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmeye
mecburdur.
Her tacir kullanacağı ticaret unvanını ve bunun altına
atacağı imzayı notere
tasdik ettirdikten sonra sicil memuruna tevdi etmiye
mecburdur.Tacir hükmi şahıs
ise unvanla birlikte onun namına imzaya salahiyetli
kimselerin imzaları da no-
tere tasdik ettirilerek sicil memuruna verilir.
Merkezi Türkiye'de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de
bulundukları ye-
rin ticaret siciline tescil ve ilan olunur.Ticaret
unvanına ve imza örneklerine
mütaallik yukarıki fıkraların hükümleri bunlara da tatbik
olunur.Kanunda aksine
hüküm olmadıkça merkezin bağlı olduğu sicile geçirilmiş
olan kayıtlar şubenin
bağlı bulunduğu sicile de tescil olunur.Şu kadar ki,bu
hususta şube sicil memu-
runun ayrı bir inceleme mecburiyeti yoktur.
Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin
Türkiye'deki şubele-
ri,kendi memleket kanunlarının ticaret unvanı hakkındaki
hükümleri mahfuz kalmak
şartiyle,yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur.Bu
gibi şubeler için ikamet-
gahı Türkiye'de bulunan tam salahiyetli bir ticari
mümessil tayini mecburidir.
Birden fazla şubesi varsa,ilk şubenin tescilinden sonra
açılacak şubeler yerli
ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur.
(Son fıkra:Mülga: 12/12/1959 - 7397/64 md.)
II - Ticaret unvanının şekli:
1. Hakiki şahıslar:
Madde 4 - Hakiki şahıs olan tacirin ticaret
unvanı 48 inci maddeye uygun
olarak yapabileceği ilaveler ile kısaltılmadan yazılacak
ad ve soyadından terek-
kübeder.
Ticaret unvanına aynı sicil dairesinde daha evvel tescil
edilmiş olan unvan-
lardan açıkça ayırdetmeye yarıyacak ilavelerin yapılması
mecburidir.Başka bir
sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş olan aynı ad ve
soyadını ihtiva eden
bir ticaret unvanı sahibinin haksız rekabetten doğan
hakları mahfuzdur.
2. Hükmi şahıslar:
a) Kollektif ve komandit şirketler:
Madde 44 - Kolektif şirketin ticaret
unvanı,bütün ortakların veya hiç olmaz-
sa ortaklardan birinin adı ve soyadiyle şirketi ve nevini
gösterecek bir ibareyi
ihtiva eder.
Adi veya Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin
ticaret unvanı,
komandite ortaklardan hiç olmazsa birinin ad ve soyadiyle
şirketi ve nevini gös-
terecek bir ibareyi ihtiva eder. Bu şirketlerin ticaret
unvanlarında komanditer
ortakların ad ve soyadlarının bulunması yasaktır.
b) Limited, anonim ve kooperatif şirketler:
Madde 45 - Limited, anonim ve kooperatif
şirketler, işletme mevzuu gösteril-
mek ve 48 inci madde hükmü mahfuz kalmak şartiyle ticaret
unvanlarını serbestçe
seçebilirler.
Şu kadar ki; ticaret unvanlarında; (Limited şirket.) (Anonim
şirket) ve
(Kooperatif) kelimelerinin bulunması şarttır. Bunların
ticaret unvanında hakiki
bir şahsın ad veya soyadı bulunduğu takdirde şirket nevini
gösteren ibarelerin
rumuzla veya kısaltılmış olarak yazılmaları caiz değildir.
c) Tacir sayılan diğer hükmi şahıslar ve donatma iştiraki:
Madde 46 - Ticari işletmeye sahip olan dernek ve
diğer hükmi şahısların ti-
caret unvanları, adlarının aynıdır.
Donatma iştirakinin ticaret unvanı, müşterek donatanlardan
hiç olmazsa biri-
nin ad ve soyadını veya deniz ticaretinde kullanılan
geminin adını ihtiva eder.
Soyadları ve gemi adı kısaltılamaz. Ticaret unvanında
ayrıca donatma iştirakini
gösterecek bir ibare de bulunur.
d) Müşterek hükümler:
Madde 47- Hükmi şahsın ticaret unvanında, hakiki
bir şahsın ad veya soyadı
yer almış bulunursa, 43 üncü madde tatbik olunur.
Bir hükmi şahsın ticaret unvanına Türkiye'nin her hangi bir
sicil dairesinde
daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan
ayırdedilmesi için gerekli
olduğu takdirde, lüzumlu ilavelerin yapılması mecburidir.
3. İlaveler:
Madde 48 - Tacirin hüviyeti ve işletmenin
genişlik ve ehemmiyeti yahut mali
durumu hakkında üçüncü şahıslarda yanlış bir kanaatin
meydana gelmesine mahal
verecek mahiyette veya hakikata yahut amme intizamına
aykırı olmamak şartiyle
her ticaret unvanına, işletmenin mahiyetini gösteren veya
unvanda zikredilen
kimselerin hüviyetlerini belirten yahut muhayyel adlardan
ibaret olan ilaveler
yapılabilir.
Tek başına ticaret yapan hakiki şahıslar ticaret unvanlarına
bir şirketin
mevcut olduğu zannını uyandıracak ilaveler yapamazlar.
(Türk), (Türkiye), (Cumhuriyet) ve (Milli) kelimeleri bir
ticaret unvanına
ancak İcra Vekilleri Heyeti karariyle konabilir.
4. Ticaret unvanının devamı:
Madde 49 - Ticari işletme sahibinin veya bir
ortağın ticaret unvanına dahil
bulunan adı kanunen değişir veya salahiyetli makamlar
tarafından değiştirilirse
unvan olduğu gibi kalabilir.
Kolektif veya komandit şirkete yahut donatma iştirakine yeni
ortakların
girmesi halinde ticaret unvanı değiştirilmeksizin olduğu
gibi kalabilir. Bu şir-
ketlerden birinin ticaret unvanına adı dahil olan bir
ortağın ölümü üzerine mi-
rasçıları onun yerine geçerek şirketin devamını kabul eder
veya şirkete girme-
mekle beraber bu hususta muvafakatlerini yazılı şekilde
bildirirlerse şirket un-
vanı olduğu gibi bırakılabilir. Şirketten ayrılan ortağın
adı da yazılı muvafa-
kati alınmak şartiyle şirket unvanında kalabilir.
5. Şubeler:
Madde 50 - Her şube, kendi merkezinin ticaret
unvanını şube olduğunu belir-
terek kullanmak mecburiyetindedir. Bu unvana şube ile
ilgili ilavelerin yapılma-
sı caizdir.
43 ve 47 nci maddeler şubenin ticaret unvanı hakkında da
tatbik olunur.
Merkezi yabancı memlekette bulunan bir işletmenin
Türkiye'deki şubesinin ti-
caret unvanında, merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin ve
şube olduğunun göste-
rilmesi şarttır.
6. Ticaret unvanının devri:
Madde 51 - Ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak
başkasına devredilemez.
Bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça,
unvanın dahi dev-
rini tazammun eder.
III- Ticaret unvanının korunması:
1. Esas:
Madde 52 - Usulen tescil ve ilan edilmiş olan
ticaret unvanını kullanmak
hakkı, munhasıran sahibine aittir.
2. İhbar ve ceza:
Madde 5 - Bütün mahkemeler ve memurlar, ticaret
ve sanayi odaları ve noter-
ler vazifelerini yaparken bir ticaret unvanının tescil
edilmediğini veya kanunun
hükümlerine aykırı olarak tescil yahut istimal edildiğini
öğrenirlerse keyfiyeti
salahiyetli ticaret sicil memuruna ve müddeiumumiliğe
bildirmeye mecburdurlar.
41 ila 48 ve 50 nci maddeler hükümlerine aykırı hareket
edenler ve 51 inci
maddeye muhalif olarak ticaret unvanını devredenlerle
devralan ve kullanan kim-
seler, 40 ıncı maddenin birinci fıkrasındaki cezalara
mahküm edilirler.
3. Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları:
Madde 54 - Ticaret unvanı kanuna aykırı olarak
başkası tarafından kullanılan
kimse, bunun men'ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı
tescil edilmişse kanuna
uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve
zarar görmüş ise, kusur
halinde bunun da tazminini istiyebilir.
Mahkeme, davayı kazanan tarafın talebi üzerine, masrafları
aleyhine hüküm
verilen kimseye ait olmak üzere hükmün gazete ile de
yayınlanmasına karar vere-
bilir.
B) İşletme adı:
Madde 55 - İşletme sahibini hedef tutmaksızın
doğrudan doğruya işletmeyi ta-
nıtmak ve benzer işletmelerden ayırdetmek için kullanılan
adların da sahipleri
tarafından tescil ettirilmesi lazımdır. İşletme adları
hakkında dahi 28, 40, 43
fk 2, 52, 53 ve 54 üncü maddeler tatbik olunur.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Haksız Rekabet
A) Umumi olarak:
I - Tarifi:
Madde 56 - Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya
hüsnüniyet kaidelerine ay-
kırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü
suistimalidir.
II - Hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler:
Madde 57 - Hüsnüniyet kaidelerine aykırı
hareketler hususiyle şunlardır:
1. Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini,
faaliyetlerini yahut
ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere
incitici beyanlarla kötüle-
mek;
2. Başkasının ahlakı veya mali iktidarı hakkında hakikata
aykırı malümat
vermek;
3. Kendi şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari
faaliyeti veya ticari
işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı malumat vermek
veyahut; üçüncü şahıslar
hakkında aynı şekilde hareket etmek suretiyle rakiplerine
nazaran onları üstün
duruma getirmek;
4. Paye, şahadetname veya mükafat almadığı halde bunlara
sahip imişçesine
hareket ederek müstesna kabiliyete malik bulunduğu zannını
uyandırmaya çalışmak
veya buna müsait olan yanlış unvan yahut mesleki adlar
kullanmak;
5. Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret
işletmesiyle
iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait
bulunan tedbirlere baş-
vurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad,
unvan, marka, işaret
gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek
surette, ad, unvan, mar-
ka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut
iltibasa meydan veren mal-
ları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek
veya şahsi ihtiyaçtan
başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak;
6. Üçüncü şahısların müstahdemlerine, vekillerine veya diğer
yardımcılarına,
onları vazifelerini ıhlale sevk etmek suretiyle kendisine
veya başkasına men-
faatler sağlamak maksadiyle veya bu kabil menfaatleri
sağlamaya elverişli olacak
surette, müstehak olmadıkları menfaatler temin veya
vadetmek;
7. Müstahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri
iğfal suretiyle,
istihdam edenin veya müvekillerinin imalat veya ticaret
sırlarını ifşa ettirmek
veya ele geçirmek;
8. Hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir şekilde elde ettiği veya
öğrendiği ima-
lat veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak veya
onları başkalarına
yaymak;
9. Hüsnüniyet sahibi kimseleri iğfal edebilecek surette
hakikata aykırı hüs-
nühal ve iktidar şahadetnameleri vermek;
10. Rakipler hakkında da cari olan kanun, nizamname, mukavele
yahut mesleki
veya mahalli adetlerle tayin edilmiş bulunan iş hayatı
şartlarına riayet etme-
mek.
B) Hukuki mesuliyet:
I - Çeşitli davalar:
Madde 58 - Haksız rekabet yüzünden müşterileri,
kredisi, mesleki itibarı,ti-
cari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından
zarar gören veya böyle
bir tehlikeye maruz bulunan kimse:
a) Fiilin haksız olup olmadığının tesbitini;
b) Haksız rekabetin men'ini;
c) Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan
kaldırılmasını, hak-
sız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu
beyanların düzeltil-
mesini;
d) Kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini;
e) Borçlar Kanununun 49 uncu maddesinde gösterilen şartlar
mevcutsa manevi
tazminat verilmesini;
istiyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat
olarak hakim, hak-
sız rekabet neticesinde davalının elde etmesi mümkün
görülen menfaatin karşılı-
ğına dahi hükmedebilir.
Haksız rekabet yüzünden iktisadi menfaatleri haleldar olan
müşteriler de
birinci fıkrada yazılı davaları açabilirler.
Ticaret ve sanayi odaları, esnaf dernekleri, borsalar ve
nizamnamelerine gö-
re azalarının iktisadi menfaatlerini korumaya salahiyetli
bulunan diğer mesleki
ve iktisadi birlikler dahi kendilerinin veya şubelerinin
azaları bir ve ikinci
fıkralar gereğince dava açmak hakkını haiz oldukları
takdirde (a), (b) ve (c)
bentlerinde yazılı davaları açabilirler.
Birinci fıkranın b ve c bentleri gereğince bir kimse aleyhine
verilmiş olan
hüküm, haksız rekabete mevzu olan malları, doğrudan
doğruya veya dolayısiyle on-
dan elde etmiş olan şahıslar hakkında da icra olunur.
II - İstihdam edenin mesuliyeti:
Madde 59 - Haksız rekabet fiili, hizmet veya
işlerini gördükleri esnada müs-
tahdemler veya işçiler tarafından işlenmiş olursa yukarıki
maddenin birinci fık-
rasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar,
istihdam edenlere karşı dahi
açılabilir.
Yukarki maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bendlerinde
yazılı davalar
hakkında Borçlar Kanunu hükümleri caridir.
III - Basının mesuliyeti:
Madde 60 - Haksız rekabet basın vasıtasiyle
işlenmiş ise, 58 inci maddenin
birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı
davalar, ancak yazı sahibi
veya ilan veren aleyhine açılabilir; şu kadar ki:
a) Yazı veya ilan, yazı sahibinin yahut ilan verenin haberi
olmaksızın veya-
hut rızalarına aykırı olarak yayınlanmışsa;
b) Yazı sahibi veya ilan verenin kim olduğunun
bildirilmesinden imtina olu-
nursa;
c) Başka sebepler yüzünden yazı sahibi veya ilanı verenin
meydana çıkarılma-
sı veya aleyhlerine bir Türk mahkemesinde dava açılması
mümkün olmazsa; bu dava-
lar, yazı işleri müdürü eğer bir ilan mevzuubahis ise ilan
servisi şefi; yazı
işleri müdürü ve ilan servisi şefi gösterilmemiş veya
yoksa naşir; bu da göste-
rilmemişse matbaacı; aleyhine de açılabilir.
Bu haller dışında, yazı işleri müdürüne, ilan servisi şefine,
naşir ve mat-
baacıya bir kusur isnat edilebilirse yukarıki fıkrada
yazılı sıraya bakılmaksı-
zın kusurlu olanlar aleyhine dava açılabilir.
58 inci maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde
yazılı davalarda
Borçlar Kanununun hükümleri tatbik olunur.
IV- Kararın ilanı:
Madde 61 - Mahkeme, davayı kazanan tarafın
talebiyle, masrafı haksız çıkan
taraftan alınmak üzere hükmün katileşmesinden sonra ilan
edilmesine de karar
verebilir.İlanın şekil ve şümulünü hakim tayin eder.
V- Müruruzaman:
Madde 62 - 58 inci maddede yazılı davalar,
davaya hakkı olan tarafın bu
hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her
halde bunların doğu-
mundan itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu
kadar ki; ceza kanun-
ları gereğince daha uzun bir müruruzaman müddetine tabi
olan, cezayı müstelzim
bir fiil işlenmiş bulunursa, bu müddet hukuk davaları
hakkında da caridir.
VI - İhtiyati tedbirler:
Madde 6 - Dava açmak hakkını haiz olan kimsenin
dilekçesi üzerine mahkeme,
mevcut vaziyetin olduğu gibi muhafaza edilmesine, 58 inci
maddenin birinci fık-
rasının (b) ve (c) bentlerinde yazılı olduğu veçhile
haksız rekabetin neticesi
olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız
rekabetin men'ine ve yanlış
veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve lüzumlu
diğer tedbirlerin alınma-
sına Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun ihtiyati tedbir
hakkındaki hükümlerine
göre karar verebilir.
C) Cezai mesuliyet:
I - Cezayı müstelzim fiiller:
Madde 64 - 1. Elli yedinci maddenin 1,2,4,5,6,8
ve 9 uncu bentlerinde yazılı
haksız rekabet fiillerinden birini kasten işliyenler;
2. Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih
edilmesi için şahsi
durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti ve işleri
hakkında kasten yan-
lış veya yanıltıcı malümat verenler;
3. Müsdahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri,
istihdam edenin
veya müvekkillerinin imalat veya ticaret sırlarını ifşa
etmelerini veya ele
geçirmelerini temin için iğfal edenler;
4. İstihdam edenler veya müvekkillerden, işçilerinin veya
müstahdemlerinin
veyahut vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı
müstelzim olan bir hak-
sız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili
menetmiyen veya gerçeğe
aykırı beyanları düzeltmiyenler;
58 inci madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz
bulunanlardan biri-
nin şikayeti üzerine ceza mahkemesince bir aydan bir yıla
kadar hapis veya beş
yüz liradan on bin liraya kadar ağır para cezasiyle veya
her ikisiyle birlikte
cezalandırılırlar.
Haksız rekabetin men'i hakkındaki kesinleşmiş ilama rağmen
haksız rakebet
fiiline aynen veya tali değişikliklerle devam eden kimse
altı aydan aşağı olma-
mak üzere hapis ve beş bin liradan on bin liraya kadar
ağır para cezasına mahküm
edilir ve suçlu re'sen takip olunur.
II - Hükmi şahısların cezai mesuliyetleri:
Madde 55 - Hükmi şahısların işleri görülürken
bir haksız rekabet fiili işle-
nirse 64 üncü madde hükmü, hükmi şahıs namına hareket
etmiş veya etmesi gerekmiş
olan organın azaları veya ortaklar hakkında tatbik olunur.
Şu kadar ki; para ce-
zası ve masraflardan hükmi şahıs bu hakikı şahıslarla
birlikte müteselsilen me-
sul olur.
BEŞİNCİ FASIL
Ticari Defterler
A) Defter tutma mükellefiyeti:
I - Şümulü:
Madde 66 - Her tacir, ticari işletmesinin
iktisadi ve mali durumunu, borç
ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde
edilen neticeleri tesbit
etmek maksadiyle, işletmesinin mahiyet ve öneminin
gerektirdiği bütün defterleri
ve bilhassa,
diğer kanunların hükümleri mahfuz kalmak üzere, aşağıdaki
defterleri Türkçe ola-
rak tutmaya mecburdur:
1. Tacir hükmi şahıs ise yevmiye defteri, defteri kebir,
envanter defteri ve
karar defteri;
2. Hususi hukuk hükümlerine göre idare edilmek veya ticari
şekilde işletil-
mek üzere devlet, vilayet, belediyeler gibi amme hükmi
şahısları tarafından ku-
rulan ve hükmi şahsiyeti bulunmıyan ticari işletmeler ile
dernekler tarafından
kurulan ticari işletmeler ve bunlara benziyen ve hükmi
şahsiyeti olmıyan diğer
ticari teşekküller, karar defteri hariç yukarki bentte
yazılı defterleri;
3. Tacir hakiki şahıs ise karar defteri hariç olmak üzere
birinci bentte ya-
zılı defterleri veya işletmesinin mahiyet ve önemine göre
sadece işletme defte-
ri.
Tacirlerin işletmeleriyle ilgili işler dolayısiyle aldıkları
mektup, yazı,
telgraf, fatura, cetvel, senet gibi vesika ve kağıtlarla
ödemelerini gösteren
vesikaları ve yazdığı mektup, yazı ve telgrafnamelerin
kopyalarını ve mukavele-
leri, taahhüt ve kefalet ve sair teminat senetleri ve
mahkeme ilamları gibi
belgeleri muntazam bir tarzda dosya halinde saklamaları
mecburidir.
II- Mesuliyet:
Madde 67- Bir tacirin defter tutma
mükellefiyetini yerine getirmeye salahi-
yetli kıldığı kimsenin bu defterlere geçirdiği kayıtlar, o
tacirin kendisi tara-
fından tutulmuş kayıtlar hükmündedir.
Ticari defterlerin kısmen veya tamamen mevcut
olmamasından yahut kanuna uy-
gun surette tutulmamasından veyahut saklanması mecburi
olan defter ve kağıtların
gereği gibi saklanmamasından doğan mesuliyet doğrudan
doğruya işletme sahibine
ve hükmi şahıslarda idare organının azalarına veya idare
işlerine salahiyetli
olan kimselere ve hükmi şahsiyeti olmıyan ticari işletme
ve teşekküllerde onları
idareye salahiyetli olan kimselere aittir. Bunlar, kusuru
memur ve müstahdemle-
rine yükleterek bu mesuliyetten kurtulamazlar.
66 ncı maddenin birinci fıkrasının 1 ila 3 üncü bentlerinde
sayılan defter-
leri tutma mükellefiyetini hiç veya kanuna uygun şekilde
yerine getirmeyip de
ikinci fıkraya göre mesul olanlar üç milyon liradan otuz
milyon liraya kadar
ağır para cezasiyle cezalandırılır. Defterlerin kanuna
uygun şekilde tutulmaması
halinde,bunları tutmakla vazifelendirilmiş olan kimseler
dahi aynı cezaya mahküm
edilirler. Diğer kanunlarda bulunan cezai hükümler
mahfuzdur. (1)
Hakimler, noterler, sicil memurları ve diğer memurlar resmi
muameleler dola-
yısiyle bir tacirin defter tutma mükellefiyetine aykırı
hareket ettiğini öğre-
nince keyfiyeti müddeiumumiliğe bildirmeye mecburdurlar.
III- Saklama müddeti:
Madde 68 - Defter tutmak mecburiyetinde bulunan
kimse ve işletmeye devam
eden halefleri defterleri son kayıt tarihinden ve
saklanması mecburi olan diğer
hesap ve kağıtları tarihlerinden itibaren on yıl geçinceye
kadar saklamaya mec-
burdurlar.
Hakiki şahıs olan tacirin ölümü halinde mirasçıları ve
ticareti terk etmesi
halinde kendisi defter ve kağıtları birinci fıkra
gereğince saklamakla mükellef-
tirler. Ancak mirasın resmi tasfiyesi halinde defter ve
kağıtlar birinci fıkrada
yazılı müddetle sulh mahkemesi tarafından saklanır.
Kollektif ve adi komandit şirketlerin her ne suretle olursa
olsun infisahı
halinde bunlara ait defter ve kağıtlar, şirket merkezinin
bulunduğu yerdeki sa-
lahi-
-------------
(1) Bu fıkrada yeralan para cezası, 3/11/1995 tarih ve
4128 sayılı Kanunun
2 nci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
yetli mahkeme tarafından 1 inci fıkra gereğince saklanmak
üzere ortaklardan bi-
rine veya notere, diğer şirketlerin infisahı halinde ise,
notere tevdi olunur.
Noter harc ve ücreti şirket mevcudundan ödenir.
Bir tacirin saklamakla mükellef olduğu defter ve kağıtlar;
yangın, su baskı-
nı veya yer sarsıntısı gibi bir afet sebebiyle ve kanuni
müddet içinde ziyaa uğ-
rarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün
içinde ticari işletme-
sinin bulunduğu yerin salahiyetli mahkemesinden kendisine
bir vesika verilmesini
istiyebilir. Mahkeme lüzumlu gördüğü delillerin
toplanmasını da emredebilir.
Böyle bir vesika almamış olan tacir defterlerini ibrazdan
kaçınmış sayılır.
IV - Tasdik ettirme ve beyanname verme mükellefiyeti:
Madde 69 - 66 ncı maddenin 1 ila 3 üncü
bentlerinde yazılı defterler, kulla-
nılmaya başlanılmadan önce tacir tarafından ticari
işletmenin bulunduğu yerin
noterine ciltli olarak ibraz olunur. Noter sicil
tasdiknamesini göstermesini ta-
cirden ister ve bu defterlerin her sayfasına sabit
mürekkeple sıra numarası ko-
yup resmi mühür ile mühürler ve defterlerin kaç
sayfadan ibaret bulunduğunu ilk
ve son sayfaya yazarak resmi mühür ve imzasiyle tasdik
eder. Bu iş bittikten
sonra tasdik ettiği defterlerin mahiyet ve adedlerini ve
bunların kime ait oldu-
ğunu tacirin kayıtlı bulunduğu ticaret sicillerine re'sen
ve hemen bildirir.
Her tacir, tutmaya mecbur olduğu diğer defterlerle tutmak
istediği defterle-
rin her birinin nevi ve mahiyetleriyle sayfa sayılarını
gösteren iki nüsha be-
yannameyi bu defterleri kullanmaya başlamadan önce sicil
memuruna vermeye mec-
burdur. Memur, bunlardan birisini tasdik ederek tacire
geri verir. Bu mükellefi-
yeti hiç veya kanuna uygun şekilde yerine getirmiyen
tacirin bu gibi defterleri
lehine delil olamaz.
B) Çeşitli defterler:
I-Yevmiye:
Madde 70 - Yevmiye defteri, kayda geçirilmesi
icabeden muameleleri vesika-
lardan çıkararak tarih sırasiyle ve "madde" halinde
tertipli olarak yazmaya mah-
sus defterdir.
Yevmiye maddelerinin en az aşağıdaki malümatı ihtiva etmesi
şarttır:
1.
Madde sıra numarası (Makine ile tutulan muhasebelerde
mecburi değildir.);
2. Tarih;
3. Borçlu hesap (Toplayıcı hesaplar kullanıldığı takdirde
nihai yardımcı he-
sabın isminin tasrihi şarttır.);
4. Alacaklı hesap (Toplayıcı hesaplar kullanıldığı takdirde
nihai yardımcı
hesabın isminin tasrihi şarttır);
5. Meblağ (Yardımcı hesaplara taksim edilenler, izahat
sütununda gösteril-
mek şarttır);
6. Her kaydın dayandığı vesikaların nevi ve varsa tarih ve
numaraları.
Yevmiye defteri ciltli ve sahifeleri müteselsil sıra numaralı
olur; şu kadar
ki, vergi kanunlarına göre müteharrik yapraklı yevmiye
defterinin kullanılması-
na müsaade olunduğu takdirde vergi kanunlarına uygun olmak
şartiyle bu defterler
de kullanılabilir.
Yevmiye defterine geçirilecek kayıtlar haklı sebep
olmaksızın, on günden
fazla geciktirilemez.
Yevmiye defteri yeni senenin en geç Ocak ayı sonuna kadar
notere ibraz edi-
lip son kaydın altına noterce (Görülmüştür) sözü yazılarak
mühür ve imza ile
tasdik ettirilmek şarttır.
II - Defterikebir:
Madde 71 - Defterikebir, yevmiye defterine
geçirilmiş olan muameleleri bura-
dan alarak sistemli bir surette hesaplara dağıtan ve
tasnifli olarak bu hesap-
larda toplıyan defterdir.
Defterikebirdeki kayıtların en az aşağıdaki malümatı ihtiva
etmesi şarttır:
1. Tarih;
2. Yevmiye defteri madde numarası;
3. Meblağ;
4. Toplu hesaplarda yardımcı nihai hesapların isimleri.
Yukarki maddenin üçüncü fıkrası hükmü defterikebir hakkında
da tatbik olu-
nur.
III - Envanter defteri:
1. Umumi olarak:
Madde 72 - Envanter defterine işletmenin açılış
tarihinde ve mütaakiben her
iş yılı sonunda çıkarılan envanterler ve bilançolar
kaydolunur.
Envanter ve bilançonun taallük ettiği tarihe "bilanço günü"
denir.
İş yılı, altı aydan az, on iki aydan çok olamaz. Kanunda
aksine hüküm olma-
dıkça, iş yılı sonu için çıkarılacak envanter ve
bilançoların gelecek iş yılının
ilk üç ayı içinde tamamlanmış olması lazımdır.
Envanter defterine geçirilen envanter ve bilanço; tacir,
kolektif ve koman-
dit şirketlerde hudutsuz olarak mesul olan bütün ortaklar,
donatma iştiraklerin-
de bütün donatanlar ve tacir sıfatını haiz olan diğer
şirket ve kurumlarda ida-
re işlerine salahiyetli olan kimseler tarafından imza ve
notere ibraz olunur.
Noterin yapacağı muamele hakkında 70 inci maddenin son
fıkrası tatbik olunur.
İmza edilen envanter ve bilançonun ilanı ve resmi
makamlara verilmesi hakkındaki
hükümler mahfuzdur.
Envanter defteri ciltli ve sayfaları müteselsil sıra numaralı
olur.
2. Envanter:
Madde 7 - Envanter çıkarmak; saymak, ölçmek,
tartmak ve değerlendirmek su-
retiyle, bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve
borçları kati bir şekilde
ve müfredatlı olarak tesbit etmektir.
Mevcutlar, alacaklar ve borçlar işletmeye dahil iktisadi
kıymetleri ifade
eder.
Envanter esas itibariyle defter üzerine çıkarılır. Şu kadar
ki; işlerinde
geniş ölçüde ve çeşitli mal kullanan büyük işletmeler,
envanterlerini listeler
halinde tanzim edebilirler. Bu takdirde envanter defterine
listeler muhteviyatı
icmalen kaydolunur.
3. Bilanço:
Madde 74 - Bilanço, envanterde gösterilen
kıymetlerin tasnifi ve karşılıklı
olarak değerleri itibariyle tertiplenmiş hulasasıdır.
Bilançonun aktif tablosunda; mevcutlarla alacaklar ve varsa
zarar, pasif
tablosunda; borçlar gösterilir.
Aktif yekünu ile borçlar arasındaki fark tacirin işletmeye
tahsis ettiği
ana sermayeyi teşkil eder. Ana sermaye de pasif tablosuna
kaydolunur ve bu su-
retle
aktif ve pasif tablolarının yekünları denkleşir. Yedek
akçeler ve kar ayrı gös-
terilseler dahi, ana sermayenin cüzüleri sayılırlar.
4. Açıklık ve doğruluk esasları:
Madde 75 - İlgililerin; işletmenin iktisadi ve
mali durumu hakkında mümkün
olduğu kadar doğru bir fikir edinebilmeleri için, envanter
ve bilançoların tica-
ri esaslar gereğince eksiksiz, açık ve kolay anlaşılır bir
şekilde memleket pa-
rasına göre tanzimi lazımdır.
Bütün aktifler, en çok bilanço gününde işletme için haiz
oldukları değer
üzerinden kaydolunur. Borsada kote edilen emtia ve
kıymetler o günün borsa rayi-
cine göre ve tahsil edilemiyen veya ihtilaflı bulunanlar
müstesna olmak üzere,
bütün alacaklar da itibari miktarlarına göre hesabedilir.
Pasifler, hususiyle bütün borçlar, şarta bağlı veya vadeli
olsa bile,itibari
değeri üzerinden hesaba geçirilir.
Ticaret şirketleriyle ticaret kurumlarının envanter ve
bilançoları hakkında-
ki hususi hükümler mahfuzdur.
IV - İşletme hesabı:
I. Defter ve hulasa:
Madde 76 - Ciltli ve sayfaları müteselsil sıra
numaralı olan işletme hesabı
defterinin sol tarafını masraf, sağ tarafını hasılat kısmı
teşkil eder. Masraf
kısmına; satınalınan emtia, hizmet mukabili ödenen paralar
ve işletme ile ilgili
diğer bütün masraflar; hasılat kısmına ise, emtia
satışları, hizmet mukabili
alınan paralar ve işletme faaliyetinden doğan diğer
hasılat kaydolunur. Masraf
ve hasılat kayıtlarının en az aşağıdaki malümatı ihtiva
etmesi şarttır:
1. Sıra numarası;
2. Kayıt tarihi;
3. Muamelenin nev'i;
4. Meblağ.
Her iş yılı sonunda bir "işletme hesabı hulasası" çıkarılır.
Buna aşağıdaki
maddeler birer kalemde ayrı ayrı yazılır:
A) Masraf tablosuna:
1. Çıkarılan envantere göre iş yılı başındaki emtia
mevcudunun değeri;
2. İş yılı içinde satınalınan emtianın değeri;
3. İş yılı içinde yapılan bütün masraflar.
B) Hasılat tablosuna:
1. İş yılı içinde satılan emtianın değeri;
2. İş yılı içinde hizmet mukabili vesair suretle alınan
paralar;
3. Çıkarılan envantere göre iş yılı sonundaki mevcudun
değeri.
75 inci madde hükmü işletme hesabı hulasasına da tatbik
olunur.
2. Emtia envanteri:
Madde 77 - Emtia üzerine iş yapanlar, emtia
hareketlerini işletme hesabının
masraf ve hasılat kısımlarında ayrı bir sütunda göstermiye
ve bir emtia envante-
ri çıkarmıya mecburdurlar.
Emtia envanteri çıkarmak; satmak maksadiyle alınan veya imal
edilen mallarla
iptidai ve ham maddeler ve yardımcı malzeme dahil olmak
üzere emtia mevcutlarını
saymak, ölçmek, tartmak ve değirlendirmek suretiyle kati
bir şekilde ve müfre-
datlı olarak tesbit etmektir.
Emtia envanteri; muamelelere ait kayıtlarla karıştırılmamak
suretiyle yeni-
den işe başlama halinde işletme hesabı defterinin baş
tarafına; mütaakiben de
her iş yılı kapandıktan sonra, muamele kayıtlarını
takibeden sayfalara yazılır.
V - Karar defteri:
Madde 78 - Hükmi şahıs olan tacirler tarafından
tutulan karar defterine ge-
rek umumi heyet veya ortaklar heyeti, gerek varsa idare
meclisi tarafından mü-
zakere neticesinde ittihaz olunan kararlarla toplantıda
hazır bulunan azaların
adları ve soyadları ve toplantı günü ile beyan edilen rey
ve müzakerelerin tam
bir surette bilinmesi için gerekli diğer hususlar
geçirilir ve bu kararların al-
tı şirket namına imza koymaya salahiyetli olanlar
tarafından imza edilir.
D) Teslim ve ibraz:
I - Teslim mükellefiyeti:
Madde 79 - Ticari defterlerle, saklanması
mecburi olan diğer kağıtların tes-
limi; miras, şirket ve iflas işlerinde istenebilir. Teslim
halinde defter, hesap
ve kağıtların her tarafı gerek mahkeme ve gerek ilgililer
tarafından incelenebi-
lir.
II - İbraz mükellefiyeti:
Madde 80 - Muhakeme esnasında muhik bir
menfaatin mevcudiyeti ispat olunur
ve mahkeme ibraz edilmesini sübut bakımından zaruri
addederse yalnız ihtilaflı
meseleye mütaallik kayıtların sureti çıkarılmak veya
ehlivukuf tetkikatı yaptı-
rılmak üzere mahkeme re'sen veya taraflardan birinin
talebi üzerine bunların bi-
rine yahut her ikisine ait defterlerle saklanması mecburi
olan kağıtların ibra-
zını emredebilir.
İbrazına karar verilen ticari defter, hesap ve kağıtlar,
davaya bakan mah-
kemeden başka bir mahkemenin kaza dairesi içinde
olup da nakil ve ibrazında
güçlük bulunduğu takdirde bu defterlerin kanuna uygun
olarak tutulup tutulma-
dıklarının ve bunların ibrazını gerekli kılan hal ve
keyfiyetin ehlivukuf vası-
tasiyle incelenerek neticesini gösterir bir zabıt varakası
tutulması ve rapor
alınması ve lüzumuna göre suretlerinin çıkarılıp
gönderilmesi ticari defter, he-
sap ve kağıtların bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla
mükellef mahkemeden
istenir.
III - Müşterek hükümler:
Madde 81 - Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun,
muhasebeye muhtaç davalarda
ihzari muamelelere ait hükümleriyle senetlerin ibrazı
mecburiyetine dair olan
hükümleri ticari işlerde dahi tatbik olunur.
E) Ticari defterlerin ispat kuvveti:
I - Kati delil:
Madde 82 - Ticari işlerden dolayı tacir sıfatını
haiz olan kimseler arasında
çıkan ihtilaflarda ticari defterler aşağıdaki maddelerde
gösterilen şartlar dai-
resinde delil olarak kabul olunur.
Tasdika tabi olmıyan defterler ancak 69 uncu madde gereğince
tasdika tabi
olup da tasdik edilmiş olan ilgili defterlerle birlikte
delil olarak kabul olu-
nur.
Bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi
şarttır; aksi
takdirde defterler delil olmaktan çıkar.
II - Yemin:
Madde 8 - Mahkeme, aşağıdaki hükümler gereğince,
defter münderecatını sahi-
bi lehine hükme medar görmüşse kanaatini kuvvetlendirmek
için o kaydın doğ-
ru olduğuna ve davacının halen davalıda yerine getirilmesi
gereken hakkı bulun-
duğuna dair defter sahibine tamamlayıcı bir yemin verir.
Taraflardan biri hasmın ticari defterlerinin münderecatını
kabul edeceğini
mahkeme huzurunda beyan etmiş iken hasmı ticari
defterlerini ibrazdan imtina
ederse, mahkeme, defterlerin ibrazını istemiş olan tarafa
iddiasının sıhhati
hakkında bir yemin verir.
III - Sahibinin aleyhinde:
Madde 84 - Kanuna uygun olarak veya olmıyarak
tutulmuş olan ticari defterle-
rin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil
sayılır. Şu kadar ki; kanu-
na uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi
aleyhindeki kayıtlar
gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.
IV - Sahibinin lehinde:
Madde 85 - Kanuna uygun bir surette tutulan ve
birbirini teyit eden ticari
defterlerin münderecatı sahibi lehine delil ittihaz
olunur; şu kadar ki hasım
tarafın keza kanuna uygun surette tutulmuş olan ve
birbirlerini teyideden def-
terleri buna aykırı olur veya bu hususta hiçbir kaydı havi
bulunmazsa yahut
iddianın dayandığı kaydın aksi, vesika veya diğer muteber
delillerle ispat edi-
lirse sözü geçen kaydın ispat kuvveti kalmaz.
V - Diğer tarafın aleyhinde:
Madde 86 - Taraflardan birinin defterleri kanuna
uygun olup da diğerininki
olmaz veya hiç defteri bulunmaz yahut ibraz etmek
istemezse;defterleri muntazam
olan tacirin birbirini teyit eden defterlerindeki
kayıtlar, diğeri aleyhinde de-
lil olur. Hasım taraf, aleyhinde delil ittihaz olunan
kaydın aksini muteber de-
lillerle ispat edebilir.
ALTINCI FASIL
Cari Hesap
A) Tarifi ve şekli:
Madde 87 - İki kimsenin para, mal, hizmet ve
diğer hususlardan dolayı bir-
birlerindeki alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı
olarak vazgeçip bunla-
rı kalem kalem zimmet ve matlup şekline çevirerek hesabın
kesilmesinden çıkacak
bakıyeyi istiyebileceklerine dair bulunan mukaveleye cari
hesap mukavelesi de-
nir.
Bu mukavele yazılı olmadıkça muteber olmaz.
B) Hükümleri:
I - Umumi olarak:
Madde 88 - Borçlar Kanununun 115 inci maddesiyle
122 nci maddesinin üçüncü
fıkrası hükümleri mahfuz kalmak üzere cari hesap
mukavelesinin hükümleri şunlar-
dır:
1. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça cari hesaba zimmet
veya matlup kaydı,
zimmet veya matlubu doğuran mukavele veya muameleye
mütaallik tarafların haiz
oldukları dava ve müdafaa haklarını düşüremez. Mukavele
veya muamele iptal edi-
lirse ondan doğan kalem hesaptan çıkarılır;
2. Taraflar arasında cari hesap mukavelesinin akdinden önce
mevcut bir mat-
lup, tarafların rızasiyle cari hesaba kaydedilirse aksi
kararlaştırılmış olma-
dıkça bu matlup yenilenmiş olmaz;
3. Bir ticari senedin cari hesaba kaydı bedelinin tahsil
edilmesi halinde
muteber olmak şartiyle vukubulmuş sayılır;
4. Her hesap devresi sonunda zimmet ve matlubu teşkil eden
tutarlar birbi-
rinden çıkarıldıktan sonra tanınan veya hükmen tayin
olunan bakiye, yeni hesap
devresine ait bir kalem olmak üzere hesaba geçirilir;
mukavele sona ermiş veya
bakıye haczedilmiş ise onun ödenmesi gerekir;
5. Cari hesabın matlup kısmına kaydolunan tutarlar için
mukavele veya ticari
teamüller gereğince alındıkları günden itibaren faiz
işler.
II - Hususi haller:
1. Ticari senetler:
Madde 89 - Yukarıki maddenin 3 üncü bendi
gereğince cari hesaba kayıt olunup
bedeli tahsil edilemiyen ticari senet sahibine geri
verilerek kaydı silinir.
2. Ücret ve masraflar:
Madde 90 - Taraflar arasında cari hesabın
mevcudiyeti, komisyondan ileri ge-
len ücretin ve her türlü masrafların istenmesine mani
olmaz.
3. Hesap dışında kalan alacaklar:
Madde 91 - Takası kabil olmıyan alacaklarla
muayyen bir cihete sarf edilmek
veya ayrıca emre amade tutulmak üzere teslim olunan para
ve mallardan doğan
alacaklar cari hesaba geçirilemez.
III - Bakiye:
1. Tesbiti:
Madde 92 - Mukavele veya ticari teamül ile
muayyen hesap devreleri sonunda,
cari hesabın kapatılması ve zimmet ile matlup kalemleri
arasındaki farkın tes-
bit edilmesi lazımgelir.
Hesap devresi hakkında mukavele veya ticari teamül yoksa her
takvim yılının
son günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul
edilmiş sayılır. Tes-
bit edilen bakıyeyi gösteren cetveli alan taraf, aldığı
tarihten itibaren bir
ay içinde noter marifetiyle veya taahütlü bir mektupla
veya telgrafla itirazda
bulunmazsa bakiyeyi kabul etmiş sayılır.
2. Faiz:
a) Umumi olarak:
Madde 9 - Zimmet ve matlup kalemlerinin
birbirinden çıkarılması neticesinde
hasıl olan bakıye için dahi tesbit edildiği günden
itibaren faiz işler.
b) Mürekkep faiz ve diğer cihetlere ait hükümler:
Madde 94 - Taraflar, üç aydan aşağı olmamak
üzere diledikleri zaman faizle-
rin ana paraya eklenmesini kararlaştırabilecekleri gibi
hesap devrelerini ve
faiz ve komüsyon miktarlarını dahi mukavele ile tayin
edebilirler.
8 inci madde hükmü mahfuzdur.
IV - Bütünlük esası:
Madde 95 - Cari hesaba geçirilen matlup ve
zimmet kalemleri ayrılmaz bir bü-
tün teşkil eder. Cari hesabın kesilmesinden önce
taraflardan hiçbiri, alacaklı
veya borçlu sayılamaz. Tarafların hukuki durumunu ancak
mukavelenin sonundaki
hesabın kesilmesi tayin eder.
C) Cari hesabın sonu:
I - Umumi olarak:
Madde 96 - Cari hesap mukavelesi:
1. Kararlaştırılan müddetin bitmesi;
2. Bir müddet kararlaştırılmadığı takdirde taraflardan
birinin feshi ihbar
etmesi;
3. Taraflardan birinin iflas etmesi;
ile sona erer.
II - Ölüm ve hacir halleri:
Madde 97 - Mukavelede bir müddet tayin edilip de
taraflardan biri ölür veya
hacir altına alınırsa her iki taraf ve halefleri on gün
önce haber vermek şar-
tiyle cari hesap mukavelesini feshedebilir. Şu kadar ki;
bakıyenin ödenmesi an-
cak hesabın 92 nci maddeye göre kapatılması gereken
tarihte istenebilir.
D) Bakiyenin haczi:
Madde 98 - Taraflardan birinin alacaklısı onun
hesap bakıyesini haciz ettir-
diği gün hesap kapatılarak bakıye tesbit edilir.
Bu halde borcundan dolayı haciz tebliğ edilen taraf on beş
gün içinde haczi
kaldırtmazsa diğer taraf mukaveleyi feshedebilir; etmezse
haciz ettiren kimsenin
durumu cari hesaba yeni kalemler geçirilmek suretiyle
ağırlaştırılamaz.Meğer ki;
hesaba geçirilen kalemler haciz anından önce doğmuş
bulunan hukuki bir münase-
betten ileri gelmiş olan.
Haciz ettiren alacaklı bakıyeden, kendi alacağına tekabül
eden kısmının
ödenmesini ancak hesabın 92 nci maddeye göre kapatılması
gereken anda istiyebi-
lir.
E) Müruruzaman:
Madde 99 - Cari hesabın tasfiyesine, kabul
edilen veya hükmen tayin olunan
bakıyeye veya faiz bakıyelerine, hesap hata ve
zuhullerine, cari hesaptan hariç
addolunmak lazım gelen veya haksız olarak cari hesaba
geçirilmiş olan kalemlere
veya mükerrer kayıtlara ilişkin bulunan davalar, beş yıl
geçmekle müruruzamana
uğrarlar.
YEDİNCİ FASIL
Ticaret İşleri Tellallığı
A) Tarifi:
Madde 100 - Taraflardan hiçbirine ticari
mümessil, ticari vekil, satış me-
muru veya müstahdem yahut acente gibi bir sıfatla daimi
bir surette bağlı olmak-
sızın, ücret karşılığında, ticari işlere mütaallik
mukavelelerin akdi hususunda
taraflar arasında aracılık yapmayı meslek edinen kimseye
tellal denir.
Tellallar bu fasılda gösterilen hakları haiz ve borçlarla
mükelleftirler.
Ticari olmıyan işlere dair olan mukavelelerin akdi hususunda
aracılıkla meş-
gul olan veya ticari bir aracılık işini arızi olarak
üzerlerine alan kimseler
hakkında Borçlar Kanununun 404 ila 409 uncu maddeleri
tatbik olunur.
24 üncü madde hükmü mahfuz kalmak üzere Borçlar Kanununun 409
uncu maddesi
hükmü ticaret tellallığına da tatbik olunur. Borsa
tellalları hakkındaki hususi
hükümler mahfuzdur.
B) Hükümleri:
I - Bordro:
1. Verme mükellefiyeti:
Madde 101 - Mukavelenin taraflarınca vazgeçilen
veya emtianın nevi dolayı-
siyle mahalli teamül gereğince lüzum bulunmıyan haller
dışında tellal, taraflar-
dan her birine muamele yapıldıktan sonra, tarafların ad ve
soyadlarını ve muka-
velenin mevzuu ve şartlarını, hususiyle, emtia, veya
kıymetli evrak alım satım-
larında bunların nev'ini, miktarını, fiyatını ve teslim
zamanını gösteren ve
kendi imzasını taşıyan bir bordro vermeye mecburdur.
2. Taraflarca imzası:
Madde 102 - Derhal yerine getirilmesi
kararlaştırılmış olmıyan muameleler
hakkında bordrolar taraflara imza ettirilmek, taraflardan
her birine diğer ta-
tarafın imzasını taşıyan bordro verilmek lazımdır.
Taraflardan biri bordroyu
kabul veya imza etmekten çekinirse, tellal derhal diğer
tarafa keyfiyeti ihbarla
mükelleftir.
Tellal tarafların bodroya koymuş oldukları imzaların
sıhhatinden mesuldür.
Ticari senetlerin alım ve satımına aracılıkta bulunan
tellal bu senetleri satana
ait olan imzanın sıhhatinden dahi mesuldür.
3. Diğer tarafın sonradan bildirilmesi:
Madde 10 - Diğer tarafın sonradan bildirileceği
kaydını ihtiva eden bir
bordroyu kabul eden kimse, meçhul kalan taraf sonradan
kendisine bildirilince,
ona karşı haklı bir itirazda bulunmazsa, o mukavele ile
ilzam olunur. Bordroda
gösterilmemiş olan tarafın kim olduğu mahalli teamüle,
böyle bir teamül yoksa
halin gereğine göre uygun bir müddet içinde bildirilir.
Bordroda gösterilmemiş olan taraf müddeti içinde bildirilmez
veya bildirilip
de aleyhine haklı bir itiraz ileri sürülürse, bordroyu
kabul etmiş olan taraf,
mukavelenin yerine getirilmesini bizzat tellaldan
istiyebilir. Şu kadar ki tel-
lalın müracaatı üzerine mukavelenin ifasını derhal
istemezse artık davası din-
lenmez. Mukaveleyi bizzat yerine getiren tellal, taraf
sayılır ve diğer tarafa
karşı akdin hak ve borçları kendisine ait olur.
II - Nümunenin saklanması:
Madde 104 - Tellal kendi vasıtasiyle nümune
üzerine satılan emtiadan her bi-
rinin tevdi olunan nümunesini, malın vasıflarına itiraz
edilmeksizin kabulüne
veya muamelenin diğer suretle bitirilmesine kadar
saklamakla mükelleftir.
Taraflar nümunenin saklanmasından açık olarak vazgeçer veya
emtianın nev'ine
göre mahalli teamül gereğince buna lüzum olmazsa tellal,
tevdi edilen nümuneyi
saklamaya mecbur değildir.
Tellal ilerde delil olarak kullanmak üzere, tevdi edilen
nümuneye hususi bir
işaret koymaya ve ticari teamülün icabından ise bu işareti
taraflara imza ettir-
meye mecburdur.
III - Kabza salahiyetsizlik:
Madde 105 - Tellal, bedeli tahsile veya
mukavelede gösterilen sair şeyleri
teslim almaya salahiyetli sayılmaz.
IV-Ücret:
1. İstemek hakkı ve müruruzaman:
Madde 106 - Muamele yapılınca veya mukavele bir
şarta bağlı ise şart tahak-
kuk edince bordroyu vermiş olan tellal ücretini istemek
hakkını haizdir.
Bu hak muamelenin yapıldığı günden itibaren bir yıl geçince
müruruzamana uğ-
rar. Eğer mukavele yapılmaz veya talik olunduğu şart
tahakkuk etmezse, tellal,
bu işteki teşebbüslerinden dolayı ücret isteyemez.
2. Miktarı:
Madde 107 - Ücretin miktarı, mukavele ve
tarifelere ve bunlar yoksa mahal-
lindeki ticari teamüle göre tayin olunur.
3. Borçlu:
Madde 108 - Tellal ücretini hangi tarafın
ödiyeceği mukavele veya kanun ile
tayin edilmemiş ise, mahallindeki ticari teamül nazara
alınır; bu da yoksa ta-
raflar bu ücreti yarı yarıya öderler.
4. Masraflar:
Madde 109 - Tellal tarafından yapılacak
masrafların ödenmesi kararlaştırıl-
mışsa muamele bitirilmese bile, bu masraflar istenebilir.
5. Hakkın düşmesi:
Madde 110 - Tarafsızlığı ihlal edecek derecede
akıdlerden birini iltizam
eden veya hüsniniyet kaidelerine aykırı mahiyette bunların
birinden kendisine
menfaat temin eden tellalın, ücret ve masrafları istemek
hakkı kalmaz.
V - Yevmiye defteri:
1. Tutma mükellefiyeti:
Madde 111 - Tellal, kendi aracılığı ile yapılan
muameleleri bir yevmiye
defterine günü gününe yazmaya mecburdur. Kayıtların tarih
sırasiyle yapılması ve
101 inci maddede yazılı hususları ihtiva etmesi lazımdır.
Her kayıt, günü gününe tellal tarafından imza olunur. Ticari
defterlerin
tasdikıne, tutulmasına ve saklanmasına dair hükümler
tellalın yevmiye defteri
hakkında da caridir.
Tellal, her zaman taraflardan birinin talebi üzerine
aracılığını yaptığı
muameleler için yevmiye defterinin o işe ait kısmının bir
suretini imzalıyarak
vermeye mecburdur.
2. İbraz mecburiyeti:
Madde 112 - Mahkeme, taraflar arasında çıkan bir
davaya ait hususların ispa-
tı için veya diğer her hangi bir dava zımnında bordro,
suret ve diğer ispat edi-
ci vesikaların karşılaştırılması maksadiyle yevmiye
defterinin ibrazını tellala
emir ve ondan gereken izahları talebedebilir.
3. Mesuliyet:
Madde 11 - Yevmiye defterinin tutulması ve
saklanmasiyle ilgili hükümlere
aykırı hareket eden tellal hakkında 67 nci madde hükmü
tatbik olunur.
4. Tevdi mükellefiyeti:
Madde 114 - Ölen veya işten çekilen tellalın
yevmiye defterleri, bulunduğu
yerin noterine tevdi edilir.
C) Esnaf arasında aracılık:
Madde 115 - Esnaf arasında aracılık yapan
kimseler hakkında, bu faslın hü-
kümleri tatbik olunmaz.
SEKİZİNCİ
FASIL
Acentelik
A) Umumi olarak:
I - Tarifi:
Madde 116 - Ticari mümessil, ticari vekil, satış
memuru veya müstahdem gibi
tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen
bir yer veya bölge
içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren
akitlerde aracılık
etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen
kimseye acente denir.
Bu fasılda hüküm bulunmıyan hallerde aracılık eden acenteler
hakkında tel-
lallık hükümleri,akit yapan acenteler hakkında komisyon
hükümleri ve bunlarda da
hüküm bulunmıyan hallerde vekalet hükümleri tatbik olunur.
II - Tatbik sahası:
Madde 117 - Hususi kanunlardaki hükümler mahfuz
olmak üzere bu fasıl hüküm-
leri şunlar hakkında da tatbik olunur:
1. Mukaveleleri yerli veya yabancı bir işletme hesabına ve
kendi adına ak-
detmeye daimi olarak salahiyetli bulunanlar,
2. Sigorta mukavelelerinin akdi hususunda aracılık edenler,
3. Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi olmıyan
ecnebi ticari iş-
letmeleri nam ve hesabına memleket içinde muamelelerde
bulunanlar.
III - İnhisar:
Madde 118 - Aksi yazılı olarak kararlaştırılmış
olmadıkça, müvekkil, aynı
zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı
için birden fazla acente
tayin edemiyeceği gibi; acente dahi aynı yer veya bölge
içinde, birbirleriyle
rekabette bulunan mütaaddit ticari işletmeler hesabına
aracılık yapamaz.
B) Acentenin salahiyetleri:
I - Umumi olarak:
Madde 119 - Acente, aracılıkta bulunduğu veya
akdettiği mukavelelerle ilgili
her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan
beyanları müvekkili namına
yapmaya ve bunları kabule salahiyetlidir.
Bu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı acente
müvekkili namına
dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava
açılabilir.
Bu hükümlere aykırı olan şartlar muteber değildir.
II - Kabza salahiyeti:
Madde 120 - Müvekkilinin hususi ve yazılı
muvafakati veya vekaleti olmadan
acente, bizzat teslim etmediği malların bedelini kabza ve
bedelini bizzat ödeme-
diği malları teslim almaya mezun olmadığı gibi bu
muamelelerden doğan alacağı
tecil veya miktarını tenzil dahi edemez.
III - Akit yapma salahiyeti:
Madde 121 - Hususi ve yazılı bir muvafakat
olmadan acente, mütevekkili namı-
na mukavele akdine salahiyetli değildir.
Acentelere müvekkilleri adına akit yapma salahiyetini veren
vesikaların
acente tarafından tescil ve ilan ettirilmesi mecburidir.
IV- Salahiyetsizlik:
Madde 122 - Acente, salahiyetli olmaksızın veya
salahiyeti sınırlarını aşa-
rak müvekkili namına bir mukavele yaparsa müvekkili
mukavelenin akdini haber
alır almaz üçüncü şahsa, akde icazet vermediğini derhal
bildirmediği takdirde,
icazet vermiş sayılır.İcazet verilmediği halde acente
akitten bizzat mesul olur.
C) Acentenin borçları:
I - Umumi olarak:
Madde 12 - Acente, kendisine bırakılan bölge ve
ticaret dalı içinde mukave-
le uyarınca, müvekkilinin işlerini görmeye ve
menfaatlerini korumaya mecburdur.
Acente, bilhassa, müvekkili hesabına saklamakta bulunduğu
emtia veya eşyaya
arız olan hasarlardan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe
mesuldür.
II- Haber verme borcu:
Madde 124 - Acente, üçüncü şahısların kabule
salahiyetli olduğu beyanlarını,
bölgesindeki piyasanın durum ve şartlarını,müşterilerin
mali durumunu ve bu du-
rumda vukubulan değişiklikleri ve yapılan muamalelere
mütaallik müvekkilini il-
gilendiren bütün hususları ona vaktinde bildirmeye
mecburdur.
Müvekkilin açık talimatı olmıyan meselelerde acente, emir
alıncaya kadar mu-
ameleyi geciktirebilir.Şu kadar ki; işin aceleliği
müvekkilinden sormaya müsait
olmaz veya acente en faydalı şartlar dairesinde harekete
mezun bulunursa basi-
retli bir tacir gibi kendi görüşüne göre muameleyi yapar.
III - Önleyici tedbirler:
Madde 125 - Acente, müvekkili hesabına teslim
aldığı eşyanın taşınma sıra-
sında hasara uğradığına dair emareler görecek olursa,
müvekkilinin taşıcıya kar-
şı dava hakkını emniyet altına almak üzere hasarı
keşfettirmek ve gereken diğer
tedbirleri almak,emtiayı mümkün olduğu kadar muhafaza
eylemek veya büsbütün te-
lef olması tehlikesi varsa, Borçlar Kanununun 92 inci
maddesi gereğince salahi-
yetli mahkemenin izniyle sattırmak ve gecikmeksizin
keyfiyeti müvekkiline haber
vermekle mükelleftir.Aksi takdirde ihmali yüzünden doğacak
zararı tazmine mecbur
olur.
Satılmak üzere acenteye gönderilen emtia çabuk bozulacak
cinsten olur veya
değerini düşürecek değişikliklere maruz bulunur ve
müvekkilden sormaya vakit mü-
sait olmaz veya müvekkil izin vermede gecikirse, acenta
salahiyetli mahkemenin
izniyle Borçlar Kanununun 92 inci maddesi gereğince bu
emtiayı sattırmaya sala-
hiyetli ve müvekkilin menfaatleri bunu gerekli kılıyorsa
mecburdur.
IV- Ödeme borcu:
Madde 126 - Acente müvekkiline ait olan paranın
gönderilmesi veya teslim
edilmesi lazım geldiği zaman bunu yapmazsa, o andan
itibaren faiz ve gerekirse
ayrıca tazminat vermeye mecburdur.
D) Acentenin hakları:
1. Fevkalade masrafların tazmini:
Madde 127 - Acente, işlerini ifa için yaptığı
masraflardan ancak fevkalade
masrafların tazminini istiyebilir.
Avanslar hakkında 22 nci madde tatbik olunur.
II - Ücret:
1. Ücrete tabi muameleler:
Madde 128 - Acente fiilen aracılıkta bulunduğu
veya akdettiği muamelelerden
ve aracılıkta bulunmamakla beraber bölgesi içindeki
şahıslarla müvekkili arasın-
da doğrudan doğruya yapılan ve inhisar dalı içine giren
muamelelerden dolayı bir
ücret istemek hakkını haizdir.
Müvekkil, doğrudan doğruya yaptığı muameleleri derhal
acenteye bildirmeye
borçludur.
2. Ücrete hak kazanma zamanı:
Madde 129 - Acente, mukavelenin yapıldığı
tarihte, mukavele mevzuu bir malın
satınalınması,imal edilmesi veya satılması ise,
müvekkilinin malı veya bedeli
yahut onun yerine diğer bir karşılığı aldığı tarihte
ücrete hak kazanır. Bu hal-
lerde müvekkile isnadedilebilecek bir sebepten dolayı
mukavele yerine getirilme-
miş olsa bile acente ücretin ödenmesini istiyebilir.
Mukavele kısım kısım yerine getirilecekse acente, yerine
getirildiği veya
yerine getirilmesi gerektiği nispette ücrete hak kazanır.
3. Ücretin miktarı:
Madde 130 - Mukavelede hüküm bulunmadıkça
ücretin miktarı acentenin bulun-
duğu yerdeki ticari teamüle, teamül yoksa halin icabına
göre mahkemece tayin
olunur.
4. Ücretin ödeme zamanı:
Madde 131 - Müvekkil,acentenin ücrete hak
kazanmış olduğu muamelelere ait
defter kayıtlarının bir suretini hesap cetveli ile
birlikte acenteye vermeye
mecburdur.
Acenteye ait alacakların, aksi kararlaştırılmış olmadıkça,
her üç ayda bir
defa ve her halde takvim yılının sonunda veya acentelik
mukavelesi sona erdiği
zaman, tesbit edilerek ödenmesi lazımdır.
III- Hapis hakkı:
Madde 132 - Acente, müvekkilindeki bütün
alacakları ödeninceye kadar acente-
lik mukavelesi dolayısiyle alıp da gerek kendi yedinde
gerek hususi bir sebebe
binaen zilyed olmakta devam eden bir üçüncü şahıs yedinde
bulunan menkul şeyler
ve kıymetli evrak ile emtia senedi vasıtasiyle tasarruf
edebildiği emtia üzerin-
de hapis hakkına maliktir.
Müvekkile ait mallar acente tarafından mukavele veya kanun
icabı satıldığı
takdirde acente satılan malların bedelini ödemekten
kaçınma salahiyetini haiz
olur.
Müvekkil aciz halinde bulunduğu takdirde acentanın henüz
muaccel olmamış
alacakları hakkında da yukarki fıkralar tatbik olunur.
Medeni Kanununun 864 üncü maddesinin ikinci fıkrasiyle 865,
866, 867 nci
maddeleri mahfuzdur.
E) Acentelik mukavelesinin sona ermesi:
I- Sebepleri:
Madde 13 - Muayyen olmıyan bir müddet için
aktedilmiş olan acentelik muka-
velesini,taraflardan her biri üç ay önce ihbar etmek
şartiyle feshedebilir; mu-
kavele ile bir müddet tayin edilmiş olsa dahi muhik
sebeplerden dolayı akit her
zaman fesih olunabilir.
Müvekkilin veya acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına
alınması ha-
linde Borçlar Kanununun 397 nci maddesi tatbik olunur.
II - Tazminat borcu:
Madde 134 - Muhik bir sebep olmadan ve üç aylık
ihbar müddetine riayet et-
meksizin akdi fesheden taraf, başlanmış işlerin
tamamlanmaması yüzünden diğer
tarafın uğradığı zararı tazmine mecburdur.
Müvekkilin veya acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına
alınması se-
bebiyle acentelik mukavelesi sona ererse, işlerin tamamen
görülmesi halinde
acenteye verilmesi gereken ücret miktarına nispetle tayin
olunacak münasip bir
tazminat acenteye yahut yukardaki hallere göre onun yerine
geçenlere verilir.
DOKUZUNCU FASIL
Ticarete Mahsus Yerler
Madde 135 - Borsalar, sergi, panayır ve pazar
yerleri, antrepo ve ticarete
mahsus diğer yerler hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
İKİNCİ KİTAP
Ticaret Şirketleri
BİRİNCİ FASIL
Umumi Hükümler
A) Nevileri:
Madde 136 - Ticaret şirketleri; kollektif,
komandit, anonim, limited ve koo-
peratif şirketlerinden ibarettir.
B) Hükmi şahısların ehliyeti:
Madde 137 - Ticaret şirketleri hükmi şahsiyeti
haiz olup şirket mukavelesin-
de yazılı işletme mevzuunun çevresi içinde kalmak şartiyle
bütün hakları iktisap
ve borçları iltizam edebilirler. Bu husustaki kanuni
istisnalar mahfuzdur.
C) Tatbik olunacak kanun hükümleri:
Madde 138 - Her şirket nevine mahsus hükümler
mahfuz kalmak şartiyle Medeni
Kanunun 45,47,48,49 uncu maddeleri ve bu fasılda hüküm
bulunmayan hususlar hak-
kında Borçlar Kanununun 520-541 inci maddeleri her şirket
nevinin mahiyetine uy-
gun olduğu nispette, ticaret şirketleri hakkında da tatbik
olunur.
D) Sermaye koyma borcu:
I- Konusu:
Madde 139 - Kanunda aksine hüküm olmadıkça
ticaret şirketlerine sermaye ola-
rak:
1. Para, alacak, kıymetli evrak ve menkul şeyler;
2. İmtiyaz ve ihtira beratları alameti farika ruhsatnameleri
gibi sınai hak-
lar;
3. Her nevi gayrimenkuller;
4. Menkul ve garimenkullerin faydalanma ve kullanma hakları;
5. Şahsi emek;
6. Ticari itibar;
7. Ticari işletmeler;
8. Telif hakları, maden ruhsatnameleri gibi iktisadi değeri
olan sair haklar
konabilir.
II - Hükmü:
1. Umumi olarak:
Madde 140 - Her ortak, usulüne göre tanzim ve
imza edilmiş şirket mukavele-
siyle koymayı taahhüt eylediği sermayeden dolayı şirkete
karşı borçludur.
Sermaye olarak gayrimenkul mülkiyeti veya gayrimenkul
üzerinde mevcut veya
tesis edilecek ayni bir hakkın konulması taahhüdünü ihtiva
eden şirket mukavele-
si hükümleri, resmi şekil aranmaksızın muteberdir.
Sermaye olarak konulması taahhüt edilen diğer hakların devri
kanunen hususi
şekilleri tabi olsa dahi şirket mukavelesi, devredecek
ortağın ayrıca rızasına
bakılmaksızın, şirkete alakalı mercilerden bu hakların
devrini istemek salahiye-
tini verir.
Şirket, her ortağın sermaye koyma taahhüdünü yerine
getirmesine talep ve da-
va edebileceği gibi ifada gecikme sebebiyle uğradığı
zararın tazminini de isti-
yebilir. Tazminat talebi için ihtar şarttır.
Ortaklarca sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların
muhafazası için
kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir
talebedilebilir. Tedbir
üzerine açılacak davalar için Usul Kanununda derpiş edilen
müddet ancak şirketin
tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar.
2. Gecikme faizi:
Madde 141 - Vaktinde konulmıyan sermaye para
ise, 140 ıncı madde gereğince
tazminat hakkına halel gelmemek şartiyle, sermayenin
ödenmesi gereken günden
itibaren kanuni faizin de verilmesi lazımdır.
3. Tekeffül:
Madde 142 - Sermaye olarak şirkete alacaklarını
devretmiş olan bir ortak
alacakları, şirketçe tahsil edilmiş olmadıkça sermaye
koyma borcundan kurtulmuş
olmaz.
Alacak müeccel ise, aksi kararlaştırılmış olmadıkça vade
gününden, muaccel
ise şirket mukavelesi tarihinden itibaren bir ay içinde
şirketçe tahsil edilmek
lazımdır.
Her ne sebeple olursa olsun bu müddet içinde tahsil
edilemediği takdirde,
gecikmeden dolayı şirketin tazminat hakkına halel gelmemek
şartiyle, ortak, müd-
detin bitiminden itibaren geçecek günlerin kanuni faizini
dahi vermiye mecbur-
dur.
Alacak kısmen tahsil edilmişse yukarki hükümler tahsil
edilmemiş olan kısım
hakkında caridir.
4. Karineler:
Madde 143 - Sermaye olarak konulan ayınların
değerleri şirket mukavelesinde
tesbit edilmemişse konuldukları zamandaki borsa veya
piyasada cari fiyatları,
bunlar bulunmadığı takdirde ehlivukuf tarafından biçilecek
değerleri, ilgililer-
ce kabul edilmiş sayılır.
Mukavelede aksi kararlaştırılmış olmadıkça, sermaya olarak
konan malların
mülkiyeti şirkete ait ve haklar şirkete temlik edilmiş
olur.
Hizmet karşılığı olarak verilecek ücretin kısmen veya tamamen
kara iştirak
suretiyle ifası kararlaştırıldığı takdirde bu kayıt memur
ve müstahdemlere ortak
sıfatını vermez.
5. Faiz ve ücret alma hakkı:
Madde 144 - Kanunda aksine hüküm olmadıkça,
ortakların koydukları sermayeler
için faiz ve şirketteki hizmetleri dolayısiyle kendilerine
ücret verilmesi şir-
ket mukavelesiyle kabul olunabilir.
E) Ortakların şahsi alacakları:
Madde 145 - Bir şirket devam ettiği müddetçe
ortaklardan birinin şahsi ala-
caklıları, haklarını ancak şirketin bilançosu gereğince o
ortağa düşen kar pa-
yından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından
alabilirler. Henüz bilanço tan-
zim edilmemişse alacaklı bilançonun tanzimi
neticesinde borçluya düşecek kar ve
tasfiye payı üzerine ihtiyati haciz koydurabilir.
Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerle anonim
şirketlerde alacaklı-
lar, borçlularına ait bulunan hisse senetlerini
haczettirebilirler.
Yukardaki hükümler borçlu ortakların şirket dışındaki
mallarına alacaklıla-
rın müracaat hakkını ihlal etmez.
F) Şirketlerin birleşmesi:
I - Tarifi:
Madde 146 - Birleşme, iki veya daha fazla
ticaret şirketinin birbiriyle bir-
leşerek yeni bir ticaret şirketi kurmalarından veya bir
yahut daha fazla ticaret
şirketinin mevcut diğer bir ticaret şirketine iltihak
etmesinden ibarettir.
Çeşitli ticaret şirketlerine ait hususi hükümler mahfuz
kalmak şartiyle bir-
leşme hakkında mütaakıp maddelerdeki hükümler tatbik
olunur.
II - Şartlar:
1. Nevilerin aynı olması:
Madde 147 - Birleşme, yalnız aynı neviden olan
şirketler arasında caizdir.
Şu kadar ki, birleşme bakımından kollektif ile komandit
şirketler ve anonim ile
sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler, aynı
neviden sayılır.
2. Karar:
Madde 148 - Birleşme için ilgili şirketlerin,
mukavalelerinin değişmesi hak-
kındaki usul ve şartlar dairesinde, ayrı ayrı karar
vermeleri ve bu kararın
tescil ve ilan olunması gerekir.
3. Bilanço:
Madde 149 - Birleşen şirketlerin her biri,
aralarında tesbit edilecek bir
örneğe göre tanzim edilmiş olan bilançosunu ilan eylemeye
ve birleşme sebebiyle
varlıkları sona eren şirketler ise ayrıca kendilerine ait
borçların ne suretle
ödeneceğine dair tanzim edecekleri beyannameyi bilanço ile
birlikte ilana mec-
burdurlar.
III - Hükümleri:
1. Alacaklıların itiraz hakkı:
Madde 150 - Birleşme kararı, ilan gününden
itibaren üç ay sonra hüküm ifade
eder. Şu kadar ki; ilandan önce birleşen şirketler
borçlarını ifa yahut borca
tekabül eden parayı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına
yahut muteber diğer
bir bankaya tevdi etmiş veyahut alacaklılar şirketlerin
birleşmesine razı olmuş
ise birleşme kararı ilan gününden itibaren hüküm ifade
eder.
Borç karşılığının bankaya tevdi keyfiyetinin ilanı lazımdır.
Birleşen şirketlerin alacaklılarından her biri ilandan
itibaren üç ay içinde
salahiyetli mahkemeye müracaatla birleşmeye itiraz
edebilir. İtiraz hakkından
vazgeçilmedikçe yahut bu husustaki itirazın reddine dair
mahkemece verilen ka-
rar katileşmedikçe veyahut mahkemece takdir edilecek
teminat şirket tarafından
verilmedikçe birleşme hüküm ifade etmez.
2. Külli halefiyet:
Madde 151 - Yukarıdaki maddede tayin olunan
müddet içinde itiraz edilmemiş-
se, birleşme muamelesi katileşir ve kalan yahut yeni
kurulan şirket, ortadan
kalkan şirketlerin yerine geçer. Bunların bütün hak ve
borçları, kalan veya yeni
kurulan şirkete intikal eder.
Şirketlerin birleşmesinden yeni bir şirket meydana gelmişse,
keyfiyetin ay-
rıca tescil ve ilanı zaruridir.
G) Nevi değiştirme:
Madde 152 - Bir ticaret şirketinin nevinin diğer
bir ticaret şirketi nevine
çevrilmesi kanunda aksine hüküm olmadıkça, yeni nev'e ait
kuruluş merasimine
tabidir; Böylece yeni nev'e çevrilen şirket eskisinin
|